Anne-baba
sevgisi ve şefkatine doyan çocukların,
hem özgüven hem de okul başarısının daha
yüksek olduğu bildirildi.
Bağımsız Eğitimciler Sendikası AR-GE
Kurulu Eğitim Uzmanları tarafından
hazırlanan "4. Eğitim Bileşenleri
Araştırma Raporuna" göre, anne baba
sevgisi ve şefkatiyle doyan çocukların
hem özgüveni, hem de okul başarısı daha
yüksek oluyor. Çocuklarının yetişmesi
için anne-baba tarafından yapılan maddi
fedakarlıklar, çocukların mutlu ve
başarılı olması için yeterli gelmiyor.
Fiziksel ve zihinsel durumu normal olan
çocuklardaki başarısızlığın anne-babanın
tutumundan ve aile fertleriyle olan
ilişkilerinden ileri geldiği vurgulanan
rapora göre, huzurlu bir ev ortamı
olmayan, anne-baba ve kardeşleriyle
paylaşma eksenli diyalog kuramayan,
sevgi ve hoşgörüye dayalı ilişkiler
geliştiremeyen çocuklar, okul hayatında
da uyumsuz ve başarısız oluyor. Okulunu,
özellikle başarılı arkadaşlarını ve
dolayısıyla ders çalışmayı da sevmiyor.
Hazırlanan raporda, çocuğun sevgi ve
şefkate olan ihtiyacının hayatının her
aşamasında büyük rol oynadığı ve diğer
maddi ihtiyaçlarından daha önemli olduğu
vurgulanarak, anne ve babasının sevgi,
şefkatine doyan bir çocuğun kendisini
güven ve huzur içinde hissedeceğine,
başarılı ve mutlu bir birey olarak
yetişeceğine işaret edildi.
Bu
duygunun, çocuğun öğrenim hayatını
olumlu yönde etkilemesinin yanında,
istikrarlı arkadaşlıklar ve dostluklar
kurma, mutlu olacağı mesleği seçme,
mesleğinde başarılı olma, hayattan zevk
alma, mutlu bir yuva kurma gibi yaşamın
ileriki süreçlerinde de etkisi olduğuna
dikkat çekildi. Çocukların
başarısızlığını etkileyen ailevi
faktörler arasında, anne babaların
çocukları arasında ayrım yapmaktan,
sevgi, şefkat ve ilgilerini eşit olarak
gösterememekten de kaynaklandığı
belirten raporda, "Kardeşler arasından
birinin diğerinden daha az sevildiğine
şüphe duyulması, onun psikolojik ve
akademik gelişiminde çatışmalar ve
gerilemeler meydana getirebilmektedir.
Bu yüzden okuldaki başarısı ve
arkadaşlık ilişkileri de olumsuz yönde
etkilenecektir. Anne baba tarafından
kardeşler arasında mukayese yapılması ne
kadar yanlışsa, başarılı olan tanıdık
diğer çocukları örnek göstererek kendi
çocuğunun da öyle olmasını istemek o
kadar hatalıdır. Bu yanlışlık maalesef
birçok anne baba tarafından yapıla
gelmektedir" denildi.
Araştırma raporunda, büyük kent
okullarında daha yoğun olmakla birlikte
öğrencilerin 23'te 1'inde görülen, "okul
başarısında düşüş, arkadaş ilişkilerinde
sorunlar, sosyalleşmeye karşı
ilgisizlik, tahammülsüzlük, her şeye
karşı çıkma, agresifleşme, madde
kullanma eğilimi, öfke patlamaları" gibi
negatif tepkilerin ülkemizde son
yıllarda artış gösteren, "ayrılık,
boşanma, göç, ekonomik zorluklar,
hastalıklar, sosyokültürel
uyumsuzluklar, cinsi veya fiziki
istismar, işsizlik, ekonomik sıkıntılar,
ikinci evlilik gibi etkenler yanında
anne babanın; madde bağımlılığı,
okur-yazar olmaması, çocukluğunda
yeterli sevgi görmemesi, çocuktan aşırı
beklenti içinde olması, suça bulaşma ve
sabıkalı
olması, işyerindeki sorunları, çocuğa
dönük aşırı korumacılık ve aşırı
kontrol,
yeni bir kardeş doğumu"
gibi nedenlerle oluşan psikolojik
sorunların çocuklara doğrudan
yansıtılması sonucunda oluştuğu
belirtilirken, anne babaya düşen
görevin, negatif etkenleri en aza
indirmek ve sorunları olabildiğince
çocuklara yansıtmamak olduğu kaydedildi.
Çocuğun
yetişmesinde ve hayata adım atmasında
aile ortamında, onları stres etkeninden
mümkün olduğunca korumaya çalışmak
gerektiğinin altını çizen uzmanlar,
çocuklarda oluşabilecek "depresyon,
stres bozukluğu, tik bozuklukları,
konuşma bozuklukları, davranış
değişiklikleri, reaktif bağlanma
bozukluğu, dissosiyatif bozukluklar,
kaygı ve uyku bozuklukları" gibi
psikiyatrik durumlara karşı anne
babaların hekim yardımı alması
gerektiğine dikkat çekildi.