|
Çocuklarda Beslenme
Bozuklukları
Beslenme, bebek ve çocuklar için son derece önemlidir. Bebekler, 8.
aydan sonra hemen hemen her şeyi yiyebilir hale gelirler. Yaş
ilerledikçe almaları gereken enerji miktarı, protein, karbonhidrat
ve vitaminler de artar. Bu ihtiyaçlar, ancak değişik besin
gruplarından yenilerek karşılanabilir.
Bebeklerin ve çocukların, tüm besin maddelerini gereken miktarlarda
alması kadar, bunları kabul edip sindirmesi de önemle üzerinde
durulması gereken bir konudur. Hatalı besleme sağlıklarını ve
uykularını bozarken, metabolizma gelişimlerini de etkiler.

Pika
Çocuğun yenilebilir olmayan maddeleri (çivi, bozuk para, küçük
oyuncaklar, sigara külü, kağıt, oyun hamuru, çim, toprak, kum, boya,
sıva vb.), 4-9 hatta 10. aylar arasındaki dönem dışında yeme
çabasına denir. 4 – 10. aylar arasında dünyayı tanımaya çalışan
bebeğin her şeyi ağzına götürmesi bir bozukluk olarak
yorumlanmamalıdır.
Pika, ağır bir duygusal yoksunluk geçirmiş/geçiren, terk edilmiş
çocuklarda ya da beslenme ve sindirim bozukluklarının eşlik ettiği
psikotik çocuklarda görülebilir. Bu çocuklarda, yaygın olarak
kansızlık görülmesi sebebiyle bazı uzmanlar bu davranışı ‘demir
arama’ şeklinde yorumlarlar. Tanımlanmış belirli bir tedavisi
olmamakla birlikte, tedavide temel olarak çocuğun psikososyal,
çevresel davranışları incelenir, aile danışmanlığı yapılır ve
aile-uzman işbirliğine gidilir.
Ruminasyon Bozukluğu
Kısmen hazmedilmiş yiyeceğin; belirgin bir bulantı, tiksinme, öğürme
ya da ilişkili sindirim sistemi bozukluğu olmadan ağza getirilmesi
ve yeniden çiğnenmesidir. Çocuk, çiğnenen yiyeceği yeniden yutar ya
da tükürür.
Başlangıcı genellikle üç aylıktan sonradır. Daha çok 3 ila 12. aylar
arasında ve zeka geriliği olan çocuklarda ortaya çıkar. Bu
çocuklarda basit bir kendini uyarma davranışı olarak, diğer
çocuklarda ise anne çocuk ilişkisindeki çeşitli bozukluklardan
kaynaklandığı düşünülmektedir. Evlilik sorunları yaşayan ve çocuğa
yeterli bakımı sağlayamayan annelerin çocukları, ruminasyon ile yeme
sürecini yeniden başlatmakta, böylece annenin sağlayamadığı doyumu
elde etmeye çalışmaktadır. Ayrıca aşırı gerginliğin de nedenler
arasında olduğu vurgulanır.
Tedavi, çocuğun psikososyal çevresinin düzenlenmesi, bakım verenin
şefkatli ilgisi, annenin tek ya da baba ile birlikte psikoterapiye
alınmasını şeklindedir.

Yetersiz Beslenme
Beslenme bozukluğu, kilo alamama ya da kilo kaybı ile gerçekleşen
yetersiz beslenmeyi belirtmek için kullanılır. Zayıflığı, beslenme
bozukluğu olarak algılamak doğru değildir. Çocuk, yaşına göre olması
gereken ideal kilonun alt ve üst sınırları içindeyse ve her besinden
yeterli miktarda tüketiyorsa, dengeli besleniyor ve gelişiyor
demektir.
Beslenme bozukluğu genellikle hayatın ilk yılında ortaya çıkar,
bazen de 2-3 yaşlarında başlar. Bakım veren kişi değiştiğinde,
beslenmede iyileşme ya da kilo alımı görülür. Tanı koyabilmek için
bozukluğun altı yaşından önce başlaması koşulu vardır.
Beslenme bozukluğu yaşayan çocuğun, ilk önce, bu sorunu neden
yaşadığını, beslenme bozukluğunun, beslenememesinin sağlık açısından
bir nedeni olup olmadığının, vücutta herhangi bir enzim eksikliğine
dayanıp dayanmadığının araştırılması gerekir. Daha sonra, çocuğun
besinlerinin zenginleştirilmesi, yeni tatların seveceği şekilde
sunulup denetilmesi, farklı besin gruplarının yavaş yavaş seveceği
şekilde verilmesi gerekir.
Obesite
Aşırı zayıf olmak nasıl bir beslenme ve büyüme sorunu ise aşırı
kilolu olmakta beslenme bozukluğu olarak tanımlanır. Aşırı kilo
çocuğun zihinsel ve bedensel aktivitesini düşürür.
1)
Bebeklik dönemimde başlayan
2)
2- 12 yaşlarında başlayan olmak üzere iki tür obesite vardır.
Yağ hücrelerinin yapı ve sayısı bakımından çocuk hekimleri üç tip
şişmanlık tanımlamışlardır:
1)
Hiperplazik tipte yağ hücrelerinin sayısı artmıştır. Obesite hayatın
ilk yıllarından itibaren başlar.
2)
Hipertrofik tipte yağ hücrelerinin hacimleri artmıştır.
3)
Karışık tipte ise beslenme bakımından obesite, tıkınırcasına ya da
aşırı yemenin olduğu bir dönemden sonra başlayabilir. Ancak
sıklıkla, aile ortamındaki aşırı yemek yemenin bir sonucudur. Bu
aşırı yeme bütün alanlara yayılabileceği gibi, şekerli gıdaları yeme
şeklinde sınırlı da olabilir
Obesiteye eşlik eden psikolojik sıkıntılar, okul başarısızlığı, gece
altını ıslatma gibi diğer belirtilerle ortaya çıkar.
Zeka geriliğinde de obesitede sık rastlanır. Çocuk sembolik anlamlar
bulamadığı için doyum arar. Aile ise eğitici olması gerekirken
çocuğun beslenmesine yönelmiştir.
Tedavi, çocuğun uyumu olmaksızın bir işe yaramaz. Duygusal destek,
davranış düzenlenmesi, aşırı yeme ve perhiz ile ilişkili kaygı ya da
depresyona yardım önerilir. İlaç ile tedavi hiçbir zaman önerilmez.
İştah kesiciler (amfetamin) ya da cerrahi yöntemlerin yararı ise
sınırlıdır.
|