Çocuk
psikiyatrisinde bebeğin psikososyal ya da psikoseksüel gelişimi göz
önünde bulundurulduğunda; ilk 9 ay (ortalama ilk yıl) içinde bebeğin
"Temel bakımı veren bir kişi" ile sürekli, tutarlı ve karşılıklı
güvene dayalı doyurucu ilişkisinin önemi konusunda fikir birliği
vardır. Burada özel bir kişi verilmemektedir. Genellikle annenin
fiziksel ve ruhsal sağlığı ile ilgili önemli bir sorun yoksa temel
bakımı veren kişi annedir ve bebek için yaşamın ilk yılında anne ile
olan ilişki önemlidir.
Gebelik, doğum ve doğum sonrası anne sağlığı ile ilgili olası
sorunlar yanında bu döneme özgü ruhsal bozukluklar göz önüne
alındığında temel bakım veren kişinin her zaman anne olamadığını
biliyoruz. Bu dönemdeki ruhsal sorunlardan; annenin gebelik öncesi
ruhsal sorunlarının alevlenmesi, annelik hüznü, postpartum depresyon
ya da psikoz gibi bozuklukları bebeğe bakım vermesini kısa ya da
uzun süreli engellemektedir. Bu durumlarda Temel bakım veren kişinin
çocuğu gerçekten seven ve ona bağlanacak bir kişi olması
gerekmektedir. Bu da kan bağı olan bir yakın olmalıdır.
Annenin çalışması, diğer
fiziksel yakınmaları, çocuktan kısa süreli ayrılmaları. İlk yıl
içinde temel bakım veren kişiden uzun süreli ayrılmaları
önermiyoruz. Bebekte nesne sürekliliği oluşmadığından, annenin
ayrılması ve yeniden döneceğine ilişkin zihinsel-psikososyal gelişim
yoktur. Bu dönemde annneden ayrılan süreye göre çocukta çeşitli
belirtiler görülmektedir. Özellikle hastaneye yatışlarda bilindiği
gibi yuva hastalığı ya da anaklitik depresyon adını verdiğimiz ağır
depresyon tablosu oluşabilmektedir. Bu dönemlerde de çocuğun kısa
süreli bakımında büyük anne babalar devreye girebileceklerdir.
Çocuk 9 aydan sonra anne
babadan kısa süreli ayrılabilmekte ancak kreş gibi okul öncesi
kurumlara uyum sağlayabilmek için gerekli sosyalleşmeyi yaklaşık
2.5-3 yaşında kazanmaktadır. Çalışan anne babaların giderek arttığı
çevremizde kreşe kadar olan dönemde çocuğun bakımı ile ilgili sorun
ortaya çıkmaktadır. Şimdiye kadar olan deneyimlerimizden; bu dönemde
sıklıkla bakıcı anne ya da ablaların devreye girdiğini biliyoruz.
Sizlerin sıklıkla tanık olduğunuz kaza ve yaralanmalar bu dönemde
olmakta, çocuğun dil ve motor gelişim gibi birçok alandaki gelişimi
bu bakıcılar tarafından karşılanamamakta, hatta çocuklar kontrol
edemediğimiz bu ilişki sırasında çeşitli ihmal ve istismarlarla
karşı karşıya kalmaktadırlar. Kendini koruma ve ifade etmeden yoksun
olan bu yaş grubunda da bu ara bakımın çocuğu sevebilecek kan bağı
olan kişilerce verilmesini öneriyoruz. Sosyalleşmeye geçmede
büyükanne/babalar bu dönemde önemlidir. Anne babadan çok yabancı
olmayan, tanık yüzlere geçme çocuğun uyumunu artıracaktır.
Bunun dışında ilk
çocuklarına kavuşan deneyimsiz anne baba için bu dönemi yaşamış
kişilerin deneyimleri de yararlı olabilir.
Bunun dışında çocuğun anne ya da baba kaybı ya da uzun süreli
ayrılığı yaşadığı durumlarda da büyükanne/babaların rolü önemlidir.
Ancak bu sayılan olumlu
katkılar yanında geçmişle ilgili aktarılan ve bilimsel olmayan
büyükanne/baba deneyimlerinin çocuğun fiziksel sağlığı ile ilgili
olumsuzlukları tartışılabilir. Bu çocuk yetiştirme ve psikosoyal
gelişiminde de karıştırıcı olabilmektedir. Özellikle aile
terapistlerinin üzerinde durduğu; anne baba için bağımsızlığını
kazanmış ve yeni bir ev kuracak olgunluğa gelmiş bireyler
değillerse, büyükanne/baba için de yetiştirilen neslin evden
ayrılmalarını kabullenecek olgunlukta değillerse iki ayrı ev hiçbir
zaman oluşamıyor ve bireysel ya da eskilerden gelen özellikler
farkında olmadan bebek anne-baba ilişkisine aktarılabiliyor.
Bunun sonucunda çocuğa
farklı tutum ve mesajlar aktarılmaya başlıyor. Disiplin sorunları
(bir yanda disiplin verilmeye çalışılırken diğer yanda hoşgörü,
tolerans), çocuk üzerinden aktarılan olumsuz duygu ve düşünceler
(annen beceriksizin teki, baban kızıma uygun biri değil) buna örnek
verilebilir. Disiplin dışında çocuğun özdeşimi, olumlu anne-baba
çocuk ilişkisinin bozulması gibi...
Büyüklerin çocuğun gelişimi
üzerine etkisinde şu özelliklerin de etkisi olduğunu düşünüyoruz:
Birlikte ya da ayrı yaşama (çekirdek-geniş aile), Büyüklerin
fiziksel sağlığı (hastalıkları, kayıpları ve çocuğa gelişim dönemine
göre etkisi), Anne babanın ekonomik bağımsızlığı ya da büyüklere
bağımlılığı.
Boşanma sonucu dağılan
ailelerde anne babadan biri çocukla yaşamakta ve diğer ebeveyn
aralıklı çocuğu görmektedir. Böylesi ayrılıklar sıklıkla ayrılan
eşler için travmatik olmakta ve eşler anne ya da babaları ile
birlikte yaşamaya başlamaktadırlar. Bu ailelerde diğer ebeveynin
yerine sıklıkla büyük anne ya da büyükbaba girerek anne ya da baba
rolü üstlenmektedirler. Çocuğun gelişim dönemine göre birçok
olumsuzluk başlamaktadır.
Günümüz
toplumunda giderek çekirdek aile (anne, baba ve çocuklar)
yaşantısına geçiş olduğu için büyükanne/ babaların bu karıştırıcı
etkileri giderek azalmaktadır. Bakıcılar, öğretmenler ve komşular
gibi çocuğun yaşantısında kısa süreli etkileri olabilecek diğer
karıştırıcılardır. Anne baba ve çocuktan oluşan aile içinde çocuğun
gelişimi destekleniyor ve bu karıştırıcılar kısa süreli ya da
kontrol edilebilir düzeyde kalıyorsa çocuğun ruhsal gelişimi
açısından olumsuz ve kalıcı etkilerini görmüyoruz.