|
Çocuklarda Reflü

Gastroözofajiyal reflü (GÖR) yani mide içeriğinin kendiliğinden
yemek borusuna geçişi, çocukluk yaş gurubunda yaygın olarak görülen
bir yakınmadır. Gastroözofajiyal reflü hastalığı (GÖRH) ise, GÖR’e
sahip bireyin bu nedenle uzun süreli ve sürekli şikâyetlerinin
olması veya komplikasyonların gelişmesi olarak tanımlanabilir. GÖR
ister çocuk, ister yetişkin olsun, herkeste görülebilen bir
durumdur, tedavi gerektirmez; buna karşılık GÖRH, bir hastalık olup
tanısı konduktan sonra takip ve tedavi gerektirir. Yazının devamında
kolay anlaşılması için GÖR yerine reflü; GÖRH için
reflü hastalığı
tanımlaması kullanılmıştır.
Üç
aya kadar olan bebeklerin % 50’sinde günde en az bir kez mide
içeriği ağza veya mideye gelir. Bu durum bir çalışmada, 4 aylık
bebeklerde % 67 olarak bildirilmiştir. Reflü bebeklerde büyük oranda
fizyolojik kabul edilir ve genellikle tedavi, tetkik gerektirmez.
Bir yaşındaki çocuklarda reflü sıklığı % 5 verilmekte, reflüye bağlı
değişik şikayetlerin bulunma oranı 3-17 yaşındaki çocuklarda
%1.4-8.2 bildirilmektedir.
Reflü, yemek borusu alt ucundaki, bir nevi kastan yapılmış
halkanın, geçici olarak gevşemesi ile meydana gelir. Bebeklik
çağında yemek borusunu boyunun kısa, kapasitesinin az olması,
bebeğin genellikle yatar pozisyonda olması mide içeriklerinin yemek
borusuna ve ağza çıkmasını kolaylaştırır. İlave olarak mide
boşalımının yavaş olması, karın içi basıncın ıkınma, dışkılama gibi
durumlarda artması da reflü gelişimine katkıda bulunur.
Bazı yayınlarda,
reflü hastalığı
varlığının ve hastalığın ağırlığının ailevi ve genetik özellikler
taşıyabildiği de bildirilmiştir. Bunların bir kısmı çok ağır seyir
gösteren çocuk reflü hastalığı olgularını oluşturur.
Çocukluk dönemi reflüsünün kendini belli ediş bulgu ve şikayetleri
yaş ile değişiklik gösterir. Bir yaş altı bebekte reflünün en sık
göstergesi kusma olup, ağır durumlarda kilo alımında azalma,
büyümede duraklama, huzursuzluk, beslenmeyi reddetme, tekrarlayan
öksürük, tekrarlayan zatürree, ani nefes durması ortaya çıkabilir.
Daha büyük çocukta mide içeriğinin ağza gelmesi yanında göğüs
arkasında yanma, yutma güçlüğü, astım, kronik öksürük, tekrarlayan
zatürree, kansızlık da görülebilir.
Bebeklerde kusma sık görülüp, genellikle fizyolojik kabul edilmekle
beraber her kusma reflüye bağlanmamalıdır. Hasta öyküsünün detayla
irdelenmesi ve dikkatli bir muayene ile pek çok önemli hastalık
tanısından uzaklaşılabilir. Safralı veya fışkırır şekilde tazyikli
kusma, ağızdan veya dışkıdan kan gelmesi, karın hassasiyeti, ishal
varlığı, ateş varlığı başın olması gerekenden büyük veya küçük
olması öncelikle reflü dışı kusma nedenlerini düşündürür.
Çoğu süt çocuğunda ve çocukta reflü yakınmalarını saptamak için
detaylı bir öykü sorgulama ve dikkatli bir muayene yeterlidir. Tanı
amaçlı testler komplikasyonlar gelişmiş veya
reflü hastalığı
şüpheli olgulara uygulanmalıdır.
Üst
sindirim sistemini görüntüleyen, radyoaktif madde içirilerek yapılan
radyolojik tekniklerle reflü dışı kusmaya yol açan nedenler ayırt
edilebilir. Bu tetkikler genellikle fizyolojik olan ile fizyolojik
olmayan reflüyü ayırt etmekte yeterli değildir.
Yemek borusu alt ucuna yerleştirilen mikroelektrotlar ile 24 saat
boyunca buradaki asit varlığını, süresini ve sıklığını saptayan
yöntemler genellikle bebek ve çocukta reflü hastalığı ile ilgili
olarak yeterli bilgi verir.
Endoskopik yöntemler genellikle reflü ve reflü hastalığı tanısında
bebek ve çocukta öncelikle kullanılmaz. Ancak tanıda şüphe varsa
veya reflü
hastalığı dışı hastalık düşünülüyorsa endoskopik
incelemeler planlanır.
MII
( Multichannel intraluminal impedance) yeni bir teknoloji olup,
reflü hastalığı açısından tetkik edilmesi planlanan olgularda asit
değişikliklerini ölçmeksizin reflüyü saptar. Özellikle asit olmayan
reflünün saptanmasında değerlidir.
Reflü hastalığı komplikasyonları her zaman yemek borusu ile sınırlı
kalmaz. Özellikle bebek ve çocuklarda solunum yolu şikayetleri ve
hastalıkları reflü hastalığı komplikasyonları olarak ön plana çıkar.
Yapılan bir çalışmada reflü hastalığı olan çocuklarda astımlı olma
oranı reflü hastalığı olmayanlara göre iki kat fazla bulunmuştur.
Aynı çalışmada, zatürree, sinüzit ve larenjit olma olasılığı da
benzer şekilde yüksek bulunmuştur.
Genel olarak
reflü hastalığı
bebekte iyi bir seyir izler, genellikle tedavi gerektirmez ve bir
yaş civarında büyük çoğunlukla kendiliğinden geçmiş olur. Reflü
seyri nörolojik bozukluğu olanlarda, prematürelerde, aşırı
kilolularda, yemek borusu ameliyatı olanlarda, ailesinde ağır reflü
hastalığı vakaları olanlarda komplike olmaya meyilli ve ağırdır.
Çocukta
reflü hastalığı tedavisinin amacı yakınmaları
gidermek, yemek borusu iltihabını iyileştirmek, komplikasyonları
düzeltmek ve önlemek olarak sayılabilir. İlaç tedavisine gerek
duyulmayan olgularda beslenmenin düzenlenmesi, kalori ihtiyacının
temin edilmesi, yatış- tutuş pozisyonlarının gözden geçirilmesi
faydalı olacaktır. İlaç tedavisi gerektiren olgularda mide
boşalmasını hızlandıran, yemek borusu alt uç kuvvetini arttıran
ajanlar, mide asit salgısını azaltan ilaçlar kullanılabilir. İlaç
tedavisine iyi yanıt vermeyen olgularda cerrahi yöntemler
uygulanabilir. Bütün bu tedavi seçenekleri her hasta için tek tek
gözden geçirilir, sonuçları takip edilir.
Dr. Demet
ILIKKAN
JINEMED
Hastanesi
Çocuk Sağlığı
ve Hastalıkları Uzmanı
http://www.reflumvar.com/index.php/refluveetkileri/gastroosafageal.html
alıntıdır.
|