Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

   

 

PAMUK HELVAM

Bir dönem yaşadığım prolaktin sorunlarımın neticesinde  hamile olduğumdan emindim artık.Gecikmemde yok aslında ama eminim işte..Hazır testlerden bir tane alıp yaptım ,iki tane çizgi vardı biri biraz daha silik. Hemen canım arkadaşım Arzu'yu çağırdım ofise. Bak bakalım sende dedim. Evet kesinlikle 2 çizgi …teyze oluyorum diyor.  ama kesinlik kazanmalıydı. İçin içime sığmıyordu. Ertesi günü beklemeli kan testi yaptırmalıydım. Eve gittiğimde nasıl dayandığımı bilmiyorum eşime söylemeden. Sabah ilk işim medical park hastanesine gitmek oldu . Yeni açılmıştı ve daha önce kimse gebelik testi yaptırmamıştı. Listeden bulmakta bile zorlandılar ücretini… J.kan verdikten sonra ofise döndüm. Öğlenden sonra alacaktım sonucunu… akreple yelkovanın  ağır kanlılığına söylenerek geçti zaman. Sonucu faksladıklarında değerler yazıyordu sadece.. hiç bir şey anlamamıştım. Telefondaki ses “evet Ayşe Hanım hamilesiniz” dediğinde sandalyemden nasıl ayağa fırladığımı hatırlamıyorum. Patronum ne oluyor diyerek odama girdi. Söylediğimde çok büyük bir sevinçle karşıladı durumu. Bugünde aynı sevinçle kucaklıyor güzel kızımı. Aynı gün kocaman bir buket çiçek geldi tebrik için. Akşam olup eve gittiğimde güzel bir masayla karşıladım canım kocamı… yemek yedikten sonra tabağının altında bulduğu bir not evin değişik köşelerine saklanmış başka notları takip etme zorunluluğu yarattı.Epeyce dolaştıktan sonra evde son bulduğu not onu benim bulunduğum odaya getiriyordu. Merakla, oturduğum koltuğum önüne geldi ,dizlerimin dibinde gülümseyerek bakıyordu bana.

O dönem yeni bir ev almıştık … son notta da “bir evimiz var artık, bil bakalım başka neyimiz var ?”diyordu. kesinlikle bir şey satın aldığımdan emindi, hatta doğum günü hediyesi olduğunu düşünmüş..:)) bebeğimiz olacağını söylediğimde inanamadı.Şükürler ederek kucaklaştık. Canım benim nasılda mutlu olmuştu..

Hamileliğim her ne kadar problemsiz geçmiş olsa da  , annemin hastalığı sebebiyle aylar boyunca yaşamak zorunda kaldığımız hastane temposu ve  üzüntü  sonucu  kilo vermiştim ve güzel kızımda bundan nasibini almıştı... Doktorumuz  kızımın kilosunun düşük ve benim plesentamın eski olduğunu, normal doğum olursa minik kızımın  oksijensiz kalabileceğini söyleyerek 16 ağustos 2007 için sezeryan günü verdi. 39. haftadaydık. Hazırlık yapmam gerekiyordu çünkü ancak son 2 günde buna fırsat bulabilmiştim. Canım anneciğimi hastaneden çıkarınca rahat bir nefes almıştım. Ve şimdi sırada dünyalar güzelime kavuşmak vardı. Hastanede bizi ziyaret edecek dostlara verebilmek için minik pembe tavşancıklar almıştım ,eve gidiyordum ki nişanın geldiğini fark ettim. Okuduklarım ve duyduklarım bu işaretin doğum habercisi olduğunu öğretmişti bana. Heyecan yaratmamak için kimseye bir şey söylemedim  ve oturup yemeğimizi yedik kayınvalidemlerle. Sonra  tavşanları süslemek istediğim için yardıma ihtiyacım olduğunu söyleyerek, eşimin kardeşinden bizde kalmasını rica ettim.Henüz ağrı sancı yoktu. Eve vardığımızda hummalı bir çalışma ile tavşancıkları süsleyip vazosuna yerleştirdim. Bavuluma şöyle bir göz gezdirdim. Yorulmuştum yatağıma doğru giderken hala sancı duymadığıma şaşırıyordum .

         Sabah 6.00 da ince bir sızıntı ve sıcaklıkla uyandım. Kendi kendime “ herhalde altıma kaçırmıyorumdur “ diyerek banyoya gittim. İnce ince sızıntı vardı. Sanki defalarca doğum yapmış bir kadın rahatlığında  “tamam” dedim. “işte başlıyor” ama hala ağrı sızı yok…. Doktorumuz Perşembe demişti.. günlerden Çarşamba ..erken davrandı benim pamuk helvam.

Sızıntı için gereken önlemleri alarak evde oyalanmaya başladım.. tırnaklarımı kestim. Eşimi uyandırdım … beni tırnaklarımı törpülemekle uğraşır halde görünce “şimdi süslenmenin  sırası mı? Doğuracaksın  nerdeyse” diyerek  panik halde dolaşmaya başladı evde. Tuhaf  bir şekilde sakindim.  Duşa girdim saçlarımı kuruttum.. Dr. u aramanın vakti gelmişti. Eşimde rahat bir nefes almalıydı artıkJ  hala sancı yok.. bavuluma son kez göz attık Duygucuğumu uyandırdım vakit geldi diyerek. Rüyada gibiydim.Asansöre bindiğimizde eşimle birbirimize bakıyorduk hiç konuşmadan.   Acıbadem evimize çok yakın 5 dk içinde hastanedeydik. Doktorumuz arayıp hazırlatmış her şeyi zaten. Odaya çıkmamızla ameliyathaneye girmemiz yarım saat sürdü. Çok hızlı gelişiyordu her şey..

Ameliyathanedeydim..bir sürü alet .. soğuk.. hala sancı yok ve ben doğumu kavrayabilmiş değilim. Epidural olacak. Belime iğne takmaları gerekiyor. “Acır mı?” diyorum “sinek ısırığı gibi ”diyorlar gülerek. Gerçektende öyle sinek ısırığı gibi, ama bu sinek at cinsi diyorum  kımıldamamaya çalışarak.Sondam takılıyor ve evet bacaklarımı hissedemiyorum .Ellerim bağlı uzanıyorum…. Karnımda bir şeyler oluyor hissediyorum . En ufak bir acı yok. 5-10 dk sonra dünyadaki en güzel sesi duyuyorum… ve dünyadaki en nefis kokuyu dolduruyorum ciğerlerime… ağlıyor minik kuzum yanağı yanağıma dayanmış. Allahım bu ne yumuşak bir ten. Kalbimin atışını yavaşlatmak zaman alıyor. Doğum ekibi sakinleştirmeye çalışıyor .. ne mümkün . sanki içimde onlarca at koşuyor dört nala... Bu minicik can bütün sakinliğimi alıp götürüyor benden. Çok şükür sağlıklı , kıpır kıpır ... 2.578 kg ..Çok  kırılgan gözüküyor. Tıpkı babası.Hayal ettiğim gibi.

Odaya çıktığımızda herkes oradaydı.Anneciğim gözyaşları içinde dua ediyordu Allah a bu günü görebildiği için. Ve bizde öyle…..  Heyecanla kızımızı beklemeye başladık. Kollarıma aldığım anı asla unutamayacağım.O kadar minik,  o kadar güzeldi ki.. Ve bizimdi.

Canım kocam… hastanede kaldığım süre boyunca gözlerinden akan mutluluk incilerini de hiç unutmayacağım. Seni sevmemdeki sebeplerden biri olan yumuşacık kalbinin kızımız içinde çok güvenli bir yer olacağını adım gibi biliyorum.Bana  öncelikle  mutlu bir evliliği, sonrada, dünyanın en güzel kızını kazandırdığın için sana minnettarım.Seni ve kızımızı her şeyden çok seviyorum.

 

Bursalı Anneler sitesinde doğum hikayenizin yayınlanmasını istiyorsanız, bir adet fotoğrafla birlikte, doğum hikayenizi info@bursalianneler.com  adresine yollayabilirsiniz.