|
|
      
|
|
GERÇEK MUCİZE !
Elbette
biliyorsunuz anne sütü çok faydalı!
Bu kadar mı?
Herkes biliyorsa
bebekler neden mahrum bu mucizeden?
Akıl, mantık,
vicdan, bilim, din… Hepsi söz birliği etmişken neden anneler
sabredemiyor iki yıl?
İşte Anne sütü
hakkında kapsamlı bir araştırma. Elbette özet olarak, anlatmakla
biter mi, mucize bu, adı üstünde!
Belki pek çok yerde
ulaşabilirsiniz bu bilgilere. Biz de yer vermeden geçemedik. Belki
bir annenin olsun fikrini değiştirebiliriz ümidiyle…

Anne sütü, bebeğin besin ihtiyaçlarını eksiksiz olarak
gidermek ve bebeği olası enfeksiyonlara karşı korumak üzere
yaratılmış benzersiz bir karışımdır. Anne sütündeki besin
maddelerinin dengesi en ideal ölçülerdedir ve bebeğin henüz
olgunlaşmamış vücut sistemleri için en uygun formdadır. İçeriğindeki
besin değerlerinin bebek için ideal ölçülerde olması nedeniyle
‘mucize karışım' olarak adlandırılabilecek anne sütü, bebeğin beyin
hücrelerinin büyümesini sağlayan ve sinir sistemi gelişimini
hızlandıran besinler açısından da oldukça zengindir. Günümüzün en
son teknolojisi ile hazırlanan bebek mamaları dahi bu mucizevi
besinin yerini tutamamaktadır.
Araştırmalar sonucunda, anne sütünün bebeğe olan faydalarına her
geçen gün yenileri eklenmektedir. Örneğin anne sütü ile emzirilen
bebeklerin özellikle solunum ve sindirim yolu enfeksiyonlarından
korundukları ortaya çıkmıştır. Çünkü anne sütündeki antikorlar
enfeksiyona karşı doğrudan koruma sağlarlar. Anne sütünün diğer
anti-enfeksiyon özellikleri ise "normal flora" denilen "iyi"
bakteriler için dostça bir ortam sağlarken, zararlı bakteriler,
virüsler ya da parazitlerin barınmasına da engel teşkil etmesidir.
Ayrıca anne sütünde, bulaşıcı hastalıklara karşı bağışıklık
sistemini düzenleyen ve iyi çalışmasını sağlayan faktörler de tespit
edilmiştir.
Anne sütü, bebeğin en kolay sindirebileceği besindir. Çok zengin
gıda içeriği olmasına karşın, bebeklerin hassas sistemlerine uygun
olarak sindirimi kolaydır. Böylece bebek, besinlerin sindirilmesine
daha az enerji kullandığı için, enerjisini diğer vücut
faaliyetlerine, büyümeye ve organlarının gelişimine harcamış olur.
Erken doğum yapan annelerin sütünde mucizevi bir şekilde, bebeğin
ihtiyacına yönelik olarak daha fazla yağ, protein, sodyum, klorür ve
demir bulunur. Nitekim kendi annelerinin sütüyle beslenen erken
doğan (prematüre) bebeklerde göz işlevlerinin daha iyi geliştiği,
zeka testlerinde daha başarılı oldukları gibi pek çok üstünlük
tespit edilmiştir.
En Taze Besin
Anne sütü ile ilgili gerçekler bu kadarla da sınırlı değildir. Anne
sütünün bebeğe sağladığı katkı ise bebeğin geçirdiği evrelere göre
değişmekte ve hangi döneminde hangi besine ihtiyacı varsa sütün
içeriği de bu döneme göre farklılık göstermektedir. İdeal sıcaklığı
ile her an hazır olan anne sütü, içinde bulunan şeker ve yağ ile
beyin gelişiminde de önemli bir rol oynar. Bunun yanı sıra
içeriğindeki kalsiyum gibi elementler, bebeğin kemik gelişiminde
büyük bir pay sahibidir.
Bu mucizevi karışım süt olarak adlandırılmasına rağmen aslında anne
sütünün %90'ı sudan oluşmaktadır. Bu da son derece önemli bir
özelliktir. Çünkü bebeklerin besinin yanı sıra sıvı olarak suya da
ihtiyaçları vardır. Anne sütü haricinde alınacak su ya da diğer
yabancı maddelerin tam anlamda hijyeni sağlanamayabilir. Ancak %90'ı
su olan anne sütü ile bebeğin su ihtiyacı da en hijyenik olarak
karşılanmıştır.
Anne Sütü Ve Zeka
Yapılan bilimsel araştırmalar anne sütü içen bebeklerin zeka
gelişiminin içmeyen bebeklere oranla daha fazla olduğunu
göstermektedir. Kentucky Üniversitesi uzmanlarından Jame
Anderson'ın, anne sütüyle beslenen bebekler ile biberonla
beslenenler arasında karşılaştırma yapan araştırması sonucunda,
"anne sütüyle beslenen bebeklerin IQ'larının, biberonla beslenen
bebeklere oranla 5 puan daha fazla olduğu saptanmıştır. Bu araştırma
sonucunda, bebeğin zekasının anne sütüyle gelişiminin 6 aya kadar
olabileceği, 8 haftadan az anne sütü emen bebeklerde ise anne
sütünün zeka üzerinde yarar sağlamasının söz konusu olmadığı da
belirlenmiştir. Ayrıca anne sütüyle beslenen bebeklerdeki zeka
düzeyinin 5 puan fazla olmasının, anne sütünün tek başına sahip
olduğu besleyici değerden kaynaklandığı belirtilmiştir.
Anne Sütü Kansere İlaç mı?
Yapılan çalışmalar sonucunda hakkında yüzlerce makale yayınlanan
anne sütünün son olarak da bebekleri kanserden koruduğu ispatlanmış,
fakat mekanizması henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Araştırmacılar,
laboratuarda yetiştirilen kanser hücrelerinin anne sütü tarafından
öldürüldüğünün ispatlanması ile büyük bir potansiyel ortaya
çıktığını belirtmişlerdir. İsveç'te Lund Üniversitesi'nde doktor ve
immünolog olarak çalışan Catharina Svanborg, anne sütündeki bu
mucizevî sırları keşfeden ekipte bulunuyor. Lund Üniversitesi'ndeki
bu ekip normal anne sütünün kanserin her çeşidi için bir koruma
sağlamasını mucizevi bir keşif olarak adlandırıyorlar. Başlangıçta,
yeni doğmuş bebeklerden almış oldukları bağırsak-mukoza hücrelerini
anne sütü ile işleyen araştırmacılar, neticede Pnemococcus bakterisi
tarafından meydana getirilen ve pneumonia (zatürree) olarak
adlandırılan hastalığı, anne sütünün çok iyi bir şekilde
durdurduğunu gördüler. Ayrıca anne sütü ile beslenen bebekler,
biberonla beslenenlere göre çok daha az duyma güçlüğü ile
karşılaşmakta ve solunum sistemi enfeksiyonlarına da çok daha az
yakalanmaktaydılar. Birbirini takip eden çalışmalar sonrasında, anne
sütünün kansere karşı da bir koruma sağladığını gösterdiler.
Çocuklukta görülen lymphoma riskinin biberon ile beslenen çocuklarda
dokuz kat daha fazla olduğunu gösterdikten sonra, aynı sonuçların
diğer kanser türleri için de geçerli olduğunu fark ettiler. Çıkan
sonuca göre anne sütü kanserli hücrelerin yerini tam olarak
belirliyor ve daha sonra da onları öldürüyor.
Anne sütü bebeği sigaradan koruyor!
Yapılan bilimsel
araştırmada bebeklerin sigaranın zararlı etkilerinden korunması için
anne sütüyle beslenmesi gerektiği ortaya çıktı.
Sigara, bebeklerin büyümelerini etkiliyor, solunum yolu
enfeksiyonlarına yakalanma riskini artıyor. Gerek anne sütünden
gerekse pasif yoldan sigaranın etkilerine maruz kalan bebeklerin
anne sütüyle beslenmesinin zararlardan koruduğu belirlendi.
Hacettepe
Üniversitesi Sağlık Bilimler Enstitüsünde Gonca Yılmaz tarafından
yapılan doktora tezi çalışmasında, sigara içiminin, anne sütü alan
ve almayan bebeklerin büyümelerine, enfeksiyon sıklıklarına ve bazı
antioksidan özellikli vitaminlerin serum düzeyleri üzerine etkisi
belirlendi.
Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesinde 6-7 aylık 254 bebek üzerinde
yapılan bilimsel çalışmada annelere, beslenme, sigaranın etkilerine
maruz kalma ve enfeksiyon öyküleri sorulan bebeklerin baş çevreleri,
boy ve vücut ağırlıkları, serum vitamin A, E, C ve idrar kotinin
seviyeleri ölçüldü.
Sigaranın etkilerine maruz kalan bebeklerde anne sütünün büyümeyi
olumlu yönde etkilediği, serum vitamin seviyelerini artırdığı ve
enfeksiyonlara karşı koruduğu saptandı. Bebek bulunan evlerde sigara
içiminin engellenmesi gerektiği kaydedilen araştırmada, bunun mümkün
olmadığı durumlarda ise sigaranın zararlı etkilerinden korumak için
bebeğin anne sütü ile beslenmesinin gerektiği vurgulandı.
Tam İki Yıl!
Anne sütü ile ilgili başka mucizevi bir özellikse bebeğin anne sütü
ile 2 yıl boyunca beslenmesinin son derece faydalı olduğudur.
Bilimin kesin olarak ortaya koyduğu bu önemli bilgiyi Allah bizlere
Kuran'da "Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için anneler
çocuklarını iki tam yıl emzirirler…" (Bakara Suresi, 233)
ayetiyle bildirmiştir.
Hamilelik süresi
tamamlandığında birdenbire başlayan doğum sancıları yeni bir hayatın
başlangıcını müjdelerler. Oksitosin isimli bir hormon ise doğum
sancılarını başlatan ve bu olayın ilk habercisi olan maddedir.
Beyinden salgılanan bu hormon etkisini başlıca iki yerde gösterir.
Birincisi ana rahmini oluşturan kaslar, ikincisi ise göğüste oluşan
anne sütünün salgılanmasını sağlayan kas yapısındaki hücrelerdir.
Doğum esnasında ana rahminin etkili olarak kasılması doğumun
gerçekleşebilmesi için son derece önemlidir. İşte bu hormon, rahmi
oluşturan kasların çok güçlü bir şekilde kasılmasını sağlar. Ancak
bunu 9 ay 10 günlük süre dolduğunda yapar. Ne erken ne de daha
geç... Çünkü her iki durum da bebeğin hayatını tehlikeye
atabilecektir. Zaman geldiğinde beyne rahmin ağzındaki alıcılardan
sinyaller gönderilir. Bu sinyalleri alan beyin ise çok uzaklarda ana
rahmindeki alıcılara tam uygun olan oksitosini üretir ve tam hedefe
ulaşacak şekilde gönderir.
Tüm bunların yanında, oksitosin hormonunun ayrı bir görevi daha
vardır. Dünyaya gelmiş olan bebeğin beslenmesi için anne sütünün
salgılanmasını da sağlar ve bebek bu süt ile beslenir. Şimdi
düşünelim.
Beynimizin küçük bir bölümündeki hücre, acaba ana rahmi için doğumu
kolaylaştıracak olan hormonu üretmeye nasıl karar vermiştir? Bu
hormon, nasıl olup da tüm vücut içinde yolunu bulabilmekte, herhangi
başka bir organa değil de sadece ihtiyaç duyulan yere
gidebilmektedir? Bebeğin hayatta kalabilmesi için 9 ay 10 gün ana
rahminde olgunlaşması gerektiğini bilen ve dolayısı ile bu
mekanizmayı tam zamanında harekete geçiren akıl kimin aklıdır?
Bebeğin beslenmesi için süte gereksinimi olduğunu düşünen ve bu sütü
anne bedenine salgılattıran sistemi kuran oksitosin hormonunun
kendisi midir?
Oksitosin hormonu, vücudumuzda bulunan binlerce hormondan sadece
biridir. Bunun gibi her bir hormon, çok büyük bir organizasyon
gerçekleştirir; hayati kararlar verir; bunları uygulamaya geçirir;
hücrelerle haberleşir; vücudun ihtiyacı olan salgıyı oluşturur;
bunun için uygun olan miktarı belirler; zamanlamasını, salgılama
süresini ayarlar ve daha pek çok karmaşık işlemi kusursuzca yerine
getirir.
Emzirme ne şekilde yapılmalıdır?
Emzirmeye, doğum şekli normal veya sezaryen olsun, mümkün olduğunca
doğumdan hemen sonra başlanmalıdır. Çünkü saatler süren doğum eylemi
sonrası dünyaya gelen bebek yorgundur ve acıkmıştır.
Her gebe kadının vücudunda, hamilelik süresinde bebeğini
emzirebilmesi için gerekli değişimler olmaktadır. Bu yüzden her anne
emzirme yeteneğine sahiptir. Önemli olan bu yeteneğini uygun şekilde
kullanabilmektir.
Loğusalıkta annenin dikkat etmesi gereken iki önemli konu vardır.
Bunlardan birisi sık olarak sıvı tüketmek, bir diğeri ise emzirmek…
*** Sütün bol ve uzun süreli gelebilmesi için bebek her istedikçe ve
de sık sık emzirilmelidir.
*** Emzirmede her iki göğüs birden kullanılmalıdır. Daima bir önceki
emzirmede kullanılan son göğüsten başlanmalıdır.
*** Emzirmede en rahat pozisyon seçilmeli ve bebeğin başı ve gövdesi
tam olarak anneye dönük olmalıdır.
*** Emzirme meme başından değil, meme başı çevresindeki koyu renkli
kısmı kaplayacak şekilde yaptırılmalıdır.
*** Göğüs temizliğinde sık sık sabun kullanılmasından
kaçınılmalıdır.
*** Bebekler doğduklarında hayatlarının ilk 4 gününde kendilerine
yetecek kadar vücutlarında yedek su ile birlikte doğarlar. Bu
nedenle anne sütü bollaşana kadar dışardan su veya diğer içeceklerin
verilmesine gerek yoktur.
*** Gereksiz yere başlanan ek gıdalar sonucunda bebekler kısa
sürede anne sütünü bırakabilirler.
*** İlk 4 ay içerisinde bebeklere anne sütü dışında su dahil hiçbir
ek gıda verilmemelidir.
Emziriyorum çünkü;
Anne sütünün yararları ve emzirmenin önemi saymakla bitmez. Emzirme
son derecede sağlıklı ve doğal bir yöntemdir. Her memeli canlı gibi
insanlar da yavrusunu doğumdan hemen sonra emzirmelidir.
İşte yapılan bilimsel çalışmalar sonucu ortaya çıkan ve önemi her
geçen gün artan emzirmenin yararları:
1. Dünya Hekimleri, WHO ve UNICEF emzirmeyi öneriyor.
Anne sütü ister prematüre, ister hasta doğmuş olsun, tüm yeni
doğanlarda tercih edilmesi gereken beslenme şeklidir. Amerikan Çocuk
Hekimleri Akademisi'ne göre emzirme en az 12 ay devam
etmelidir, bu süreden sonra isteğe bağlı olarak emzirme devam
edilebilir.
Özellikle doğumdan sonra ilk 6 ayda, bebekler anne sütü haricinde
hiç bir ek gıdaya gereksinim duymazlar.
2. Emzirme kadınlara özel bir durumdur ve anne ile bebek arasında
güçlü bir duygusal bağ oluşmasını sağlar. Bu güven bağı çocukluk
dönemine kadar devam eder.
Emzirme ile anne vücudundan "oksitosin" isimli hormon salgılanır. Bu
hormon hem sütün memelerden dışarı atılmasından sorumludur hem de
doğum sonrası rahmin toparlanmasını kolaylaştırır. Aynı zamanda
annelik güdüsünün gelişmesine yardımcı olur ve anne ile bebek
arasında güçlü bir bağ gelişmesini sağlar.
3. Emzirme bebeğin duygusal gereksinimlerini karşılar.
Tüm bebekler kucaklanmayı ister. Çalışmalar kucakta tutulmayan
prematür bebeklerde ölüm riskinin daha fazla olduğunu
göstermektedir. Bir bebek için, kaç aylık olursa olsun emzirme
esnasındaki pozisyonundan daha rahat bir duruş şekli yoktur. Bu
bebeğin ruhsal gelişimi için son derece önemlidir.
4. Anne sütü bebek için mükemmel bir besin maddesidir.
Anne sütü türe özgü bir salgıdır ve başka hiçbir besin maddesi anne
sütünün bebeğe sağladığı yararları sağlayamaz.
5. Emzirmemek annede meme kanseri riskini arttırır.
Yapılan çalışmalarda emzirmenin meme kanseri riskini azalttığı
saptanmıştır. En az 24 ay emzirenlerde bu azalma % 25 oranında
olmaktadır. Emzirmeye genç yaşlarda başlayanlarda bu azalma daha
fazla olmaktadır.
6. Anne sütü her zaman hazırdır.
7. Anne sütünün sindirilmesi daha kolaydır.
Bebekler annelerinin sütünü diğer memeli hayvanların sütüne göre
daha rahat sindirebilirler. Bunun muhtemel nedeni anne sütünün
içerdiği türe özgü bir enzimdir. İnek sütünde daha fazla protein
olmasına karşın sindirimi daha zordur ve bebekler bütün bu
proteinleri kullanamazlar.
8. Mama ile beslenme kız bebeklerin ileride meme kanseri olma
riskini arttırmaktadır.
Bebekliklerinde anne sütü yerine mama ile beslenen kız çocukların
ileriki yaşamlarında meme kanserine yakalanma riski anne sütü
alanlara göre %25 artmaktadır.
9. Anne sütü mekonyumun atılmasını kolaylaştırır.
Bebekler barsaklarında “mekonyum” adı verilen koyu kıvamlı yapışkan
bir madde ile doğarlar. Anne sütü mekonyumun barsaklardan atılmasını
kolaylaştırır.
10. Mama ile beslenme daha düşük zeka düzeyi ile bağlantılıdır.
Yapılan araştırmalarda bebekliklerinde anne sütü ile beslenen
gençlerin mama ile beslenenlere göre zeka düzeylerinin daha yüksek
olduğu ve okulda daha çok başarı gösterdikleri saptanmıştır.
11. Emzirme Crohn hastalığına karşı koruma sağlar.
Emzirme ciddi bir barsak hastalığı olan “Crohn hastalığı”na karşı
koruyucudur. Crohn hastalığı barsakların enflamatuar bir
rahatsızlığıdır.
12. Emzirme sayesinde annenin doğum sonrası kilo vermesi kolaylaşır.
Emziren anneler günde 500 kalori fazladan harcarlar. Bu da kilo
vermeyi kolaylaştıran bir etkendir.
13. Emzirme doğum sonrası kanamaları azaltır.
Emzirme ile salgılanan oksitosin hormonu rahmin kasılmasını
sağlarken açık olan kan damarlarının da kapanmasına yardımcı olur ve
bu sayede doğum sonrası kanamalar azalır.
14. Emzirme doğum sonrası annenin rahminin küçülmesini
kolaylaştırır.
Emzirmeyen annelerin rahimleri doğum öncesindeki boyutlarına asla
dönemez. Her zaman eskisinden biraz daha büyük kalır.
15. Pre-term süt özellikle erken doğan bebekler için tasarlanmıştır.
Zamanından önce doğum yapan annelerin sütü, miadında doğum
yapanlardan daha farklıdır. Bu dönemde süt "ağız" adı da verilen ilk
süte yani "kolostruma" benzer ve erken doğan bebeğin sağlığı için
gereklidir. Mikroplara karşı antikor ve protein deposu olan
kolostrum bebeğin adeta bir “ilk aşısı” dır.
16. Anne sütü bağışıklık ile ilgili maddeler içerir ve bebeğin
bağışıklık sisteminin gelişimini kolaylaştırır.
17. Mama ile beslenen bebeklerde tip 1 diabet riski artar.
Yapılan çalışmalarda çocukluk döneminde fazla miktarda inek sütü
içen kişilerde bu süte karşı antikorların yüksek olduğu ve bu
durumun da insüline bağımlı diabet riskini arttırdığı bulunmuştur.
18. Emzirme “endometriozis” gelişimini azaltır.
19. Emzirme annede yumurtalık kanseri riskini azaltır.
Araştırmalar emziren annelerin ileriki yaşamlarında over kanserine
yakalanma riskinin emzirmeyenlere göre daha düşük olduğunu
göstermektedir.
20. Emzirmeme annede endometrium kanseri riskini arttırır.
Araştırmalar emziren annelerin ileriki yaşamlarında over kanserine
yakalanma riskinin emzirmeyenlere göre daha düşük olduğunu
göstermektedir.
21. Mama bebekte alerji gelişme şansını arttırır.
Mama ile beslenen bebekler anne sütü ile beslenenlere göre daha
yüksek oranda alerjik bünyeye sahiptirler.
22. Mama "ani bebek ölümü sendromu" riskini arttırabilir.
Hiçbir sebep olmadan bebeklerin aniden ölümü "ani bebek ölümü
sendromu" olarak adlandırılır. Mama ile beslenen bebeklerde bu risk
daha yüksek bulunmuştur.
23. Anne sütü bebekte kulak enfeksiyonları sıklığını azaltır.
24. Anne sütü bebekte astım ve diğer alerjik hastalıkların görülme
riskini ve sıklığını azaltır.
25. Anne sütü bebeği ishale karşı korur.
26. Anne sütü bebeği "bakteriyel menenjite" karşı korur.
27. Anne sütü bebeği "solunum sistemi enfeksiyonlarına" karşı korur.
28. Anne sütü bebeği bazı "lenfoma" türlerine karşı korur.
29. Anne sütü bebeği "juvenil eklem romatizma"sına karşı korur.
30. İnek sütü barsaklar açısından irritandır (tahriş edici etkide).
31. Anne sütü bedavadır.
32. Mama ile beslenen bebekler ileriki yaşantılarında şişmanlık
açısından daha fazla risk altındadır.
33. Anne sütü bebeği bazı "görme kusurlarına" karşı korur.
Bangladeş’de yapılan bir çalışmada emzirmenin, hem kırsal hem de
kentsel alanda yaşayanlarda gece körlüğüne karşı koruyucu bir faktör
olduğu saptanmıştır. Bebeğin yaşantısının ilk 24 ayında en önemli A
vitamini kaynağı annesinin sütüdür.
34. Anne sütü aşıların etkinliğini arttırır.
Anne sütü ile beslenen bebeklerde, aşılardan sonra görülen
bağışıklık cevabının daha güçlü olduğu saptanmıştır.
35. Emzirme doğal bir gebelikten korunma yöntemidir.
Uygun şekilde yapılan bir emzirme gebelikten en az 3 ay süreyle
gebelikten korunmayı sağlar.
36. Anne sütü ile beslenen bebekler daha az doktora gider.
Anne sütü ile beslenen bebekler genel olarak daha sağlıklı oldukları
için daha az doktora gitme gereksinimi görülür.
37. Emzirme annede ileride kemik erimesi şansını azaltır.
Bulgular emzirmeyen kadınlarda kemik erimesinin 4 kat fazla
görüldüğünü ortaya koymuştur.
38. Anne sütü daha iyi sosyal gelişim sağlar.
Anne sütü ile beslenen bebeklerin psikomotor ve sosyal gelişimi mama
ile beslenenlere göre belirgin derecede daha iyidir.
39. Anne sütü her zaman uygun konsantrasyonda besin maddesi içerir.
40. Anne sütü bebek için doğal bir sakinleştiricidir.
Anne sütünün içerdiği bazı kimyasal maddeler bebeğin daha kolay
uykuya dalmasına yardımcı olur. Sinirli bebekler daha kolay
sakinleşir.
41. Emzirmek mama hazırlamaya göre kolaydır.
42. Anne sütü çevre ile barışıktır.
Emzirme, şişe, kutu, paket gibi atık maddeler içermediğinden çevre
ile dosttur.
43. Anne sütü ağrı kesicidir.
Anne sütü içerisinde bulunan “endorfinler” bebek için doğal bir ağrı
kesici görevi görür.
44. Anne sütü her zaman temizdir.
45. Emzirme bebeğin diş sağlığı için yararlıdır.
Memeden emmek, biberondan emmeye göre bebeğin diş ve çene gelişimi
için daha uygundur. Memeden emerken biberona göre 60 kat fazla
enerji harcayan bebeğin çene kasları daha kuvvetli olur. Düzgün
gelişen bir çenede çıkan dişler daha düzgün ve sağlıklı olur.
46. Anne sütü alan bebeklerde "reflü" daha az görülür
Emziren annelerin bebeklerinde mide içeriğinin yemek borusuna
kaçması (reflü) daha kısa süreli ve daha az olur.
47. Emzirme annenin kendine olan saygısını güçlendirir.
48. Anne sütü her zaman uygun sıcaklıktadır.
49. Anne sütü sentetik hormonlar içermez, tamamen doğaldır.
50.
Anne sütü
her yönüyle gerçek bir mucize. Her damlası paha biçilmez kıymette!
Hazırlayan ve Derleyen: Ömer Tarık & Yavuz Safa'nın
anneleri Betül
|