|

BENİ
SAHİPLENMEYİN
Sevgili insanlar;
Bahar geldi, çiçekler açıyor, güneş çıkıyor ve biz
hayvanlarda tıpkı sizler gibi çok daha mutlu ve enerji doluyuz. Bu
mevsimde daha çok bebeklerimiz oluyor ama anneleri olarak onlara
sahip çıkmak ve korumak çok çok zor. Kimden korumak mı ? Tabiî ki
sizlerden.
Geçtiğimiz kış ben de hamileydim. İlk kez anne oluşumdu ve
tam 6 tane yavrum olmuştu. Doğumuma kısa bir süre kala kendime
sığınmak için uygun bir yer aradım. Soğuk ve yağmurlu bir günde genç
bir adam bana öyle bir tekme attı ki arka bacağım kırıldı. Ben öyle
iri yarı bir köpek de değilim. Sizler bana terrier diyorsunuz. O an
canımın acısından çok bebeklerimi düşünmüştüm. Nedendi bu tekme ? Ne
yapmıştım da hak etmiştim…
Aradan günler geçti ve bebişlerim bir bir dünya geldiler.
Onları yalayarak tek tek keselerinden dışarı almak, nefes alışlarını
görmek ve onları emzirmek eşiz bir duyguydu. Zor olansa onları kuytu
bir sokak köşesinde bırakmak zorunda kalarak yiyecek aramaya
çıkmaktı. Bir gün geri döndüğümde korktuğum olmuştu. Kocaman bir
araç yavrularımı almış ve beni arıyorlardı. Bebeklerimi kafes içinde
bağırırken gördüğüm anda hiç düşünmeden önlerine atladım. Aracın
içinde bir çok kafes ve içlerinde tıpkı benim gibi bir sürü sokak
köpeği vardı. “Aman allahım” dedim bizlere ne yapacaklardı acaba ?
Hepimizin gözlerinde korku ve panik vardı. Derken araç durdu ve
kapılar açıldı. Yemyeşil bir bahçe idi ilk gördüğüm. Bizleri tek tek
taşıdılar, kulaklarımıza kırmızı küpeler taktılar ve benim gibi
yetişkin tüm köpekleri köpük köpüğe yıkadılar. Sonra da beni
yavrularımla birlikte özel bir bölmeye aldılar. Her şey öyle güzeldi
ki tıpkı cennet gibi. Yavrularım güvendeydi. Yemeğimiz suyumuz da
vardı ve üstelik sıcacık bir yerdeydik. 70 gün sonra bebeklerimden
ayrıldım. Artık büyümüşlerdi. Hepimiz kısırlaştırıldık ve
sahiplendirilmek üzere farklı bölmelere alındık. Derken çocuklu bir
aile beni çok beğendi ve sahiplenerek evlerine götürdüler. “Ne güzel
bir yuvam ve beni okşayacak sahiplerim vardı artık” diye sevinirken,
hayatım tam bir kabusa dönüşmüştü. Evin küçük çocuğu beni kucağına
alıp koltuk tepelerinden yere fırlatıyor. Üzerime su kola döküyor.
Elindeki sivri ve sert cisimlerle sürekli canımı yakıyordu. Ben
kendime kaçacak bir yer ararken, anne ve babası kahkahalar atarak
bizi izliyorlardı. Bir gün elindeki bıçağı aniden patime sapladı. O
an canımın acısıyla ona hırlayıp, dişimi gösterdim. İnleyerek koyluk
altına sığınmaya çalışırken annesi “seni pis nankör yaratık. Evimize
aldık yemek verdik. Şu yaptığına bak” diyerek beni 1. kattaki
evlerinin balkonundan aşağı attı.
Yaralı, topal halimle yola çıktım. O kocaman arabanın yine
gelip bulması, alması için dua etmeye başladım. Gözlerimi açtığımda
bacağımda bir sargı, kırmızı bir sepet içinde yatıyordum. Burayı
tanımıştım. Tıpkı bir cennet gibiydi.
Sevgili insanlar;
Bana, çocuklarınıza oyuncak olacaksam, işkence edip tekrar
sokaklara atacaksanız, lütfen beni sahiplenmeyin,,, lütfen bizi
sahiplenmeyin…..
Bugünkü yazım Tekgül’ün ağzından idi sevgili Bursalı Anneler,ben de
ona tamamen katılıyorum.Sevgiyle kalın..

|