|
|
       |
|
|

11 KOCA YILDAN SONRA…
Sevgili Linda
Anneannen yanında olmadan burada geçirdiğin 3.gün bugün.
Şimdilik çok da neşeli değilsin ama bunun düzelmesi için bizler
elimizden geleni yapıyoruz. Gerçek ailenin yerini şimdilik tutamayız
belki ama inan bizler seni asla bırakmayacağız.
Benle paylaştıklarını senin ağzından herkesle paylaşacağım bugün,
belki ders olur biz insanlara umuduyla..
“ Bundan tam 3 gün önce idi.Güneşli sabahlarda ara sıra
yaptığımız gibi göğüs tasmamı taktı bana anneannem,kendiside
süslendi.Hayret dedim çok fazla parfüm sıkmış ve dudaklarını da
kırmızıya boyamış,demek ki gezmeğe gidiyoruz özel bir yere dedim.
Apartman merdivenlerinden hoplaya zıplaya indim ve sokağa çıktığımda
o mağrur tavrımı takındım sokaktaki arkadaşlara karşı. Ben yürüyüşe
çıktıkça karşılaşıyordum onlarla yani sokak kedileri ve
köpekleriyle.İyi çocuklardı aslında hep laf atarlardı bana ama ben
ev köpeğiydim ya çok tenezzül etmiyordum bu tatlı dostlara.
Kirlilerdi,zayıflardı ve sokaklarda bir arada yaşıyorlardı,sıcak bir
evleri ve sahipleri yoktu ama yinede mutlu görünüyorlardı.Bir de
küpeler vardı kulaklarında kırmızı kırmızı bu renkli küpelerin
sırrı ne olabilirdi ki??
Tam arabaya binmek üzereyken zayıfça bir tanesi yanıma
korkarak yaklaştı. Dostum, sahibin arada sırada bize de yemek verse
olmaz mı? İnan bana insanlar demirden kapaklı çöp kutuları
yaptığından bu yana yemek bulabilmek çok zor’ dedi.
Onu duymazlıktan geldim ve arka koltuğa kuruldum. Şarkılar
dinleyerek yol aldık. Bir ara anneannem bana döndü ve’ iyi olacaksın
orada da, merak etme dedi. Bu cümlenin anlamını çözmeye vakit
kalmadan yemyeşil kocaman bir araziye girdik. Yolun sağ tarafında
kocaman atlar koşuyor,otluyor oynaşıyordu.Hiç bu kadar çok atı bir
arada görmemiştim.Arabadan indim.Her yer mis gibi çimen kokuyordu ve
rengarenk çiçeklerle doluydu.Orman desem değildi çünkü arabalar ve
insanlarda vardı.Derken köpek sesleri duydum.Nedense kaygılanmaya
başlamıştım,arabaya geri gitmek istiyordum ama anneannem müsaade
etmiyordu. Telefonla konuştu, yanımıza Tekin Bey ve Aysu Hanım (yani
sen aysu abla) geldiler. Anneannem Tekin beyin eski arkadaşıymış.
Sen Osman abiyi çağırdın ve kliniğe götürülerek aşı oldum. Oh be
dedim demek aşı olmaya gelmişim buraya. Fakat o da ne, Osman Abi
tasmamı bırakmıyordu, hep birlikte yürümeye devam etik. Köpeklerin
arasından geçtik ve derken senin şunları söylediğini duydum ‘’
bakın Lindanın buraya adaptasyon sürecinde genç köpeklerle birlikte
kalması çok daha uyugun, çünkü sizin yokluğunuzu çok hissedecektir,
hatta yemeden içmeden kesilebilir bunları çok yaşıyoruz’’ derken
beni senin işaret ettiğin kafese koydular. Yaşadıklarıma
inanamıyordum, beni bırakmaya gelmişti buraya, 11 koca yıldan
sonra..Bense onun için vazgeçilmez bir dost, bir yoldaş olduğumu
düşünürdüm tıpkı onun benim için olduğu gibi. İçerdeki genç köpekler
etrafımı sarıp beni koklamaya başladılar. Çok korkuyordum hem de
çok, şansımı son bir kez denedim ona korkumu göstermek için, iki
elimle sarıldım kafes demirlerine, lütfen dedim al beni, bırakma
burada, söz veriyorum unutacağım bu kalleşliğini, yeter ki terk etme
beni,, anneannneeeeee……”
Linda’nın ve birçok Lindaların iç burkan hikayelerinden
bir tanesini paylaştım sizle onun ağzından. Onu gün içinde 4-5 kez
dolaştırıyoruz ve grup arkadaşlarına da alışmış gibi. Ama hala gözü
yollarda, hala mahsun..Beklediğinin onu bir daha asla almayacağına
inanamıyor, kabullenemiyor.
Ey insanoğlu, ne olur azıcık insafa gel, vefa
göster..Onlara sahip çıktıysan bir kere, iyi günde kötü günde
hastalıkta sağlıkta yalnız bırakma..Yıllarca sana verdikleri
sevgilerini emip sonra bırakıp gitme. Yaşlanacaklardır,
hastalanacaklardır, gözleri görmeyecektir belki, tıpkı senin
gibi..Tek fark onun bu zor günlerinde senden başka kimsesi olmayışı.
Ha tabii sende yaşlandığında yakınların tarafından
huzurevlerine terk edilmeyi doğal kabul ediyorsan o başka…
Sevgiyle kalın….
Dr Aysu ALTIKARDEŞLER İLMAN

|