|

BAZEN…
Bazen yalnız
olduğumu düşünüyorum...
Bazen de kalabalık
olsa da çevrem çok yalnız hissediyorum...
İşte böyle
zamanlarda maneviyata sığınıp tekrarlıyorum; Ümitsiz olma. Şükürsüz
olma. Sabırsız olma. Mevlâyı bilen ümidi bilmeli. Onu bilen
şükretmeli. Ona inananın sabırlı olmalı her ameli. Kimsem yok desen
de,önce rabbin,sonra aşkın,sonra çocukların,sonra ailen, sonra
dostların var...Sahip oldukların için şükür dilinden düşmemeli...Ve
bunu kendin için yap,maneviyat dolu iç dünyanın ispatı için değil!?
Ama yine de oluyor
öyle bazen?
Ve bazen; 'bazen'lerime
çare olan sevdiklerim ve dostlarım da yetmiyor...
Belki de yalnızlığı
seviyorum, bilmiyorum?
Tek bildiğim;
Oluyor ve 'o' bunu biliyor...
Çünkü bir tek
'o'...
Bir tek 'o'
yaralarıma derman, derdime ferman hep yanım da...
Bir tek 'o'nun
yanındayken insanların birbirlerini arayıp bulmasının önemini ve
birbirlerinin içini seyretmek için illaki konuşmaya gerek olmadığını
anlıyorum...
Bir tek 'o'nun
yanında ben oluyorum; Sen bensin, ben senim...
Bir tek sende ben
'gerçek ben'im...
Güçlü görünmeye
çalışmadan, kırılgan, alıngan, ağlak(ve bu ağlaklığımın sonu
muallak?)
Göğsüne dayanıp
uyuduğum, tuzsuz aşım, ağrısız başım...
Her aradığımda
yanımda olacağını bilmek, sevmek,sevmek,çok sevmek...
Ve o sevmelerin
uğruna...........................................
Yani; Açıkça
arandığı zaman gizlenen..Gizlice arandığı zaman aşikar olan aşk
gibisin...
'Yaşadıkça
yaşlanmazsınız, yaşamadıkça yaşlanırsınız' dermiş bir Portekiz
atasözü...
Seninle yaşadıkça
yaşlanmayacağım, yaşlansam da çaktırmayacağım bak orası kesin:)
Mutluluk
avuçlarımın içinde...
Kondurulan sevgi
dolu buselerin, yakıyor, alevlendiriyor, hiç küllenmeyen ateşi...
Mutluluk
avuçlarımın içinde...
Sahici
hayatlarımızın en sahici sevgileri, iki küçük sevgilimizin eli
ısıtıyor, elimi, yüreğimi...
Yani her şey
benim-bizim, elimde, elimizde, ellerimizi tutan o minicik pamuk
ellerde...
Seviyorum çok
seviyorum seni be adam!
Hadi dön gel yine
tut ellerimi...
Keyifli bir hafta
diliyorum…
Banu Durgunlu

|