|

Haybeden Gerçeküstü AŞK
Bazı
insanlar vardır, seversiniz veya sevmezsiniz ve bazı insanlar da
vardır ki hangi kategoriye koyacağınızı bilemezsiniz... İşte benim
için, Yılmaz Erdoğan’da öyle...
Bir
dönem internet ortamında hakkında çıkan Kürt-ili hicazkar!!!
sempatizanlığı haberleri (yoksa karalama kampanyası mı demeliyim?
Malum, güzel ülkemde yapılan her iyi işe mutlaka bir çamur atma
kampanyası başlatılır) neticesinde bende vatansever her Türk evladı
gibi biraz soğumuştum kendisinden.
Ama
gelin görün ki iş; sanata ve insanların ortak beğenilerine yada;
bunu ben de yaşıyorum, düşünüyorum ama ifade edemiyorum kısmına
gelince, orada durmak ve Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek gerekiyor…
Şimdi; bu sinema ve tiyatro eleştirmeni hali nereden çıktı derseniz
de olay şöyle gelişiyor...
Geçen haftalardan birinde, köşe komşum Özgür İde’nin yazısında konu
edilen Bursa-İstanbul kıyaslamalarına, sadece tiyatro ve kültürel
etkinlikler konusunda katılmıştım, çünkü yaşamaktan çok keyif
aldığım bu şehirde, ne yazık ki bunun eksikliğini ben de çok
hissediyordum.
Sonra bir gün, ikinci evim sayabileceğim yegane mekanlardan biri
olan D&R’ da rastladım ‘Haybeden Gerçeküstü Aşk’a...
Yıllar önce İstanbul’da BKM oyuncularının-Bana bir şeyhler
oluyor-adlı oyununu seyretmiş ve canlı performanslarına hayran
kalmıştım. Dün akşam da ‘Haybeden Gerçeküstü Aşk’ı seyrettim, bu
sefer ne yazık ki DVD den!... Canlı gibi olmuyor ama oyunun metnine,
kadın erkek ilişkisinin bu şairane ve komik anlatımına, Yılmaz
Erdoğan ve Demet Akbağ’ın müthiş oyunculuklarına yine bayıldım.
Çok
güldüm, çok güldük... Çoğu sahnede benzer şeylerin bizim de başımıza
geldiğini ve halen gelmekte olduğunu fark ettim, ettik...İşte size
oyundan birkaç diyalog ve ‘bence’ yorumlar;
Romantizm
;
Kadın: Ben salondaki mumları yakıyorum...
Erkek: Ne o tatlım, ayin mi var?
(
Kabul edin bayanlar, bu mum işini sadece biz seviyoruz, erkekler
için evde yakılan her mum potansiyel yangın
çıkarıcı.J
)
Seven fark eder
;
Erkek: Sen saçına bir şey mi yaptın ?
Kadın : Bir şey mi yapmam gerek? güzel değil mi ?
Erkek : Anlamadım ki ne yapacağımı? fark etsem kabahat, etmesem
kabahat...geçen gün koyu kestaneden bir ton daha açık yaptırmıştın
da ben anlamamıştım, kavga çıkmıştı, kestane uzmanıyım ya ben!
(
Şimdi; röfle, balyaj, dip boya, bunlar bir erkek için anlaşılması
zor şeyler olabilir...ama bir kadın, sarıdan siyaha boyarsa
saçlarını veya en son düğünümde böyle makyaj yapmıştım kesin fark
eder eşim diye düşünürken, bu değişiklikler yine de fark edilmez ise
???)
Eski
sevgili kıskançlığı
;
Erkek: Ayrılan insanların zırt pırt buluşmasını anlayamıyorum...
Tanıştırayım bu eski sevgilim, bu da benim eski sevgilimin yeni
sevgilisi, ne güzel değil mi? hepimiz hepimizin her yerini ezbere
biliyoruz, bence her Pazar buluşalım, el ele çıplak halay çekelim J
(
Yorum yok )
En
sevdiğimiz artistler
;
Erkek: Nicole Kidman
Kadın: George Clooney çok sevdim, o beni hiç sevmiiyoor..
(
Kaç gündür dilimde bu cümle, hala gülüyorum J
)
Ne
denir ki ? mükemmel bir oyun; belki çoğunuz daha önce izledi bile,
ama yine de eğer izlemeyeniniz var ise ve evli iseniz ,mutlaka
eşinizle beraber seyredin... Gerçek yüzünüzü görün...J
Tanışma, telefon sohbetleri, sinema, birlikte gidilen partiler,
evlenme faslı, kıskançlıklar,kavgalar... Ben aklımda kalan bir
kaçını yazdım sadece... Ama asıl akılda kalması gereken de, bence şu
cümleydi....
‘ AŞK BİR ELMA ŞEKERİDİR ASLINDA... ELİNDE SOPAYLA KALANA KADAR YER
DURURSUN ’
İyi
haftalar diliyorum.
28.01.2008

|