|

ZOR OLMUYOR MU ?
Evet, tabii ki oluyor... Ama bu işler böyle, biri de aynı emek,
ikisi de!...
Bu
cümleden konuyu tahmin edebildiniz mi?
Evet ben bir ikiz annesiyim ve evet ikizlerimden bahsediyorum.
Kime
mi? Tanıdığım tanımadığım herkese...Çünkü ikizlerimiz olduğunu
öğrenip, bizi ailece birlikte gören ve - ah canım çok şekerler-
faslından sonra bu soruyu sormayan yok!
Her
şey zor değil mi bu hayatta ; doğmak, büyümek, adam olmak, kadın
olmak, insan olmak...Emek vermeden uğraşmadan kim neye sahip oluyor
? Zor tabii ki zor, ama belki de kolay olsaydı bu kadar da keyif
vermezdi yaşananlar ve belki de bizi böyle birbirimize bağlayan da
bu zorluklar.
Siz
bilir misiniz ki; biz meleklerimizi ne umutlarla
istedik,bekledik...Nice uğraş, çaba ve gözyaşından sonra kavuştuk
onlara...Ve bilir misiniz ki; insanın yalnızca anne ve baba olduktan
sonra, hayat felsefesi değişiyor, ruhu değişiyor ve o anne baba ,tüm
zorlukların üstesinden gelebilecek yürekte başka bir kişi haline
geliyor.
(Şimdi bu satıra kadar yazdıklarımı okudum da, biraz fazla mı sert
çıkmışım acaba ? Belki soranlarda nezaket icabı soruyorlardır?...
Ama madem başladık devam edelim.)
İnsanların yaşama bakış açılarına göre değişir hayatları...Kimisi
kırılgandır en ufak bir rüzgar dağıtır onları, kimisi ise fırtınayı
sever ve ona göre koyar kurallarını. Zorluklar kişinin olayları
karşılama biçimine göre alır şeklini. İşte bu yüzden sizin hayata
karşı tavrınız çok önemlidir.
Meleklerim daha çok küçükken çoğu gece, birisini kollarımda,
birisini ayağımda sallayıp uyuturdum, hafta sonları eşimle beraber
kucağımızda bebeklerle sabahtan akşama evin içinde turlardık, çünkü
durursak hemen kopartırlardı yaygarayı. İki bebek olunca haliyle iki
kişide devamlı ayakta, ben ona üzülürdüm o bana...
Gecenin 3’ünde, ağlayıp uyanan oğlumun sesiyle kızım da uyanır, daha
sonra birisi uyusa bile mutlaka öteki kardeşini anne ile nöbetçi
bırakırdıJ
uykusuz her geceeeee.
Anne, baba olanlar az çok bilirler, bir çocuğun istediğinde ne kadar
inatçı ve huysuz olabileceğini... Ve canı istediğinde de nasıl melek
kıvamına dönebileceğini… Genelde anne ve babalar çocuklarını uyurken
daha çok sevmezler miJ
?
Benim hassas mideli kızım,kardeşinin altı açılırken büyük bir
merakla gelip seyreder, sonrada malum kokudan içi kalkar kusardı...
Önce kaka temizlenirdi, sonra kusmukJ
Bu
arada işin birde yorgunluk boyutu var ki, bence o konulara hiç
girmeyelim... Sadece aklıma blog sayfamda daha önce yazdığım bir
cümle geldi... ‘23 eylül 2004 doğdunuz... Biz de yeniden doğduk...
Siz doğarken, açken ve büyürken ağladınız... Biz sizinle beraber
yorgunluktan ayakta uyurken.?’J
Şimdi buraya kadar yeterince zor muydu anlattıklarım? Bence hiç
değil çünkü bunlar bizim için zorluk değil, olması gereken olağan
bir süreçti. Madalyonun bir de öteki yüzü var ve bu yüzde
yaşadıklarımız her türlü zorluğa değerdi;
-
Bir kerede 2 evlat sahibi oldukJ
(cennet kokan iki melek)
-
Ve bir anda 4 kişilik mutlu bir aile olduk...
-
Hayatta iken anneme ve tüm aile büyüklerine, hem kız hem erkek
torun keyfi yaşattık.
-
Sevinçlerimiz hep ikiye katlandı (ilk diş, ilk adım, ilk
sözcük...)
-
Gülüşleri ve sevinç çığlıklarından birbirimizi duyamadık..
-
Elimizin altında sevip, gıdıklayıp, öpecek hazırda bir çocuk her
zaman oldu J
-
İkizlerimin başarıları ile çifte gurur ve mutluluk yaşadık,
yaşayacağız inşallah.
-
Her ne kadar bazen sıkılsak ta, ‘ikiz annesi’ ve ikiz babası’
olarak bir unvan kazandık.
Yani
demem o ki; sonuçta bizler anne ve babalar ve bizlerin çocukları,
geleceğin küçük adam ve kadınları, yaşamımızın ve yarınımızın
umutları, kolay yetişmiyor... Hiç kimsenin evladı kolay
yetişmiyor... Yalnızca bu durum bizim için ikiye katlanmış bir
şekilde emek ve çaba gerektiriyor…
İkiz
anne ve babalarının diğerlerinden farkı da sadece bu oluyor.
Aslında şükretmemiz lazım, evladı sağlıklı kollarında olan her anne
baba gibi... Neler var, ne dertler, ne acılar,bildiğimiz
bilmediğimiz....
Ve
daha çok şükretmemiz lazım... Ya üçüzlerimiz olsaydı?J J J
İyi
haftalar diliyorum,
03.02.2008

|