|

EMANET
Sanki, Reşat Nuri Güntekin’in eseri Çalıkuşu’ndan bir sahne.
Cübbe’li uzun sakallı bir hoca bütün bir sınıfa tekrar ettiriyor...
‘Ca ceyli cumbur leyli caba cula da cab cub’...????
En
ön sırada oğlum var, oğlanlar önde oturuyor,arkalarda bir yerde
kızımı görüyorum, başında minik bir örtü yarım yarım kelimelerle
tekrar etmeye çalışıyor söylenenleri.....?????
Birden uyandım,nasıl da huzursuz etmişti beni rüyası bile... Son
günlerin malum tartışması türban’ın beni bu kadar etkilediğini ve
bilinç altıma işlediğini fark etmemiştim.
Kalkıp ikizlerimin yanına gittim, uykudaki meleklerimi seyrettim bir
süre... Düşündüm acaba yersiz mi bu endişelerim diye?
Bir
yanım; olur mu canım hiç öyle şey? 83 yıllık Cumhuriyetimiz var
bizim, Cumhuriyetimize sahip çıkan aydınlarımız ?? var... Atatürkçü
gençlik var diyor.
Diğer yanım; bu zihniyete sahip yönetenlerle, bu uygulamalar böyle
giderse bir 20 yıl sonra rüyamdaki sahnenin gerçek olmayacağını kim
garanti eder diyor.
Saate bakıyorum sabahın altısı, garip bir şekilde dinç hissediyorum
kendimi,yatmam artık ,bu güne kadar kimler kurtarmadı şu vatanı
birde ben kurtarayım diyerek düşünmeye başlıyorum.
Üniversiteler için yapılan türban düzenlemelerinde; ‘ Kişi, başını
örtme şekli yüzünden eğitim hakkından alıkonulamaz’ ibaresi var,
dikkatimi çekti cinsiyet belirtilmemiş, yani yarın öbür gün sadece
türbanlı değil,kafasına sarığı bağlayan erkekte girebilir bu
kurumlara... Fazla mı abarttım? Umarım siz haklısınızdır.
Daha
anayasa değişikliği onaylanmadı ama Milli Gazete yazarı Mehmet
Şevket Eygi, olayı bitirmiş?
-Tesettürlü hanımlar doktorluk,avukatlık yapacaklarsa şu şekilde
giyinmelidir- diye tesettür tarifleri yapıyor? Tamam, eğitim
herkesin hakkı, ancak bu ve benzeri söylemler bu işin sadece
üniversitelerde kalmayacağının açık bir göstergesi... Fazla mı
abarttım? Umarım siz haklısınızdır.
Yanlış anlaşılmasın ben türban’a değil, türban adı altında yürütülen
ideolojiye ve din istismarına kızıyorum... Kadının kendi tercihidir
ve kendi yorumudur. Başını örter veya örtmez... Türbanı bir namus
meselesi haline getirip, kadın ancak başı kapalı olduğu zaman
toplumda erkeklerle bir arada rahat olabilir mantığı, aslında tamamı
ile kadını ikinci sınıf insan konumuna sokmak ve sindirmek isteyen
erkeklerin dayatmasıdır.Türban kadınların baş örtüsü ve tercihi?
dolayısı ile onların sorunu olduğu halde, üniversitelerde türbanı
serbest bırakmaya ilişkin yasa teklifini hazırlayan komisyonda bir
tane bile kadın yok! kararı yine erkekler veriyor!... Fazla mı
abarttım? Umarım siz haklısınızdır.
Çoğu
Türk ve Müslüman ailede olduğu gibi bizim ailemizde de örtülü
bayanlar vardı... Anneannem ve babaannem de başını örterdi... Güzel
bir manto veya döpiyes takımın üstüne çene altından bağlarlardı baş
örtülerini (türban değil), ikisi de namazını kılar, dini
ibadetlerini yapardı.
Ne
başı açık olan, başı kapalı olan tarafından hor görülürdü, ne de
kapalı olan, açık tarafından... İnsanlarda hoşgörü vardı, saygı
vardı... Şekilci değildi kimse, bir amaç ve taraf için kapanmazdı
başlar, yapılmazdı ibadetler.
Rahmetli annem, ilk Ayet-el Kürsi’yi öğretmişti bana... Ramazanlarda
orucumuzu tutardık ailece. Daha 7-8 yaşlarında iken yaz tatillerinde
Kuran kursuna giderdim, mahallemizdeki bir çok ailede aynısını
yapardı, gayet doğal karşılanırdı bu durum çünkü o zamanlar
dinci-dinsiz diye bir ayrım kimsenin aklına gelmezdi... Bizde her
Türk ailesi gibi dinimizi yaşardık... Atatürkçü,Laik,modern bir
aileydik ve buna rağmen biz yine de Müslüman’dık!!!
Şimdi ise öyle bir ruh hali var ki ; Laiklik= Dinsizlik şeklinde...
İşte ben en çok bunun için üzülüyorum, işte bu yüzden bir yandan
çocuklarıma hem Allah sevgisi, hem de Atatürk, Cumhuriyet ve vatan
sevgisi vermeye çalışıyorum..
Onlara;
Allah’a ibadet ve dua etmeyi öğretiyoruz ama anne babaya veya bir
muhtaç kişiye yapılan yardım da bir ibadettir, hayır işi ve ibadet
gizli yapılır, o Allah ile kul arasındadır da diyoruz...
Onlara sevmeyi öğretiyoruz, anne-baba-çocuk-hayvan-bitki-insan vs
eğer içlerinde bu sevgiyi büyütebilirsek, Allah sevgisi de oluşur
diye düşünüyoruz...‘Yaratılanı sev yaradan dan ötürü’.
Onlar;
Her
ezan sesi duyduklarında ellerini açıp Amin Allah’ım diyorlar.
Paraların üzerinde, takvimlerde, kitaplarda nerede görürlerse
görsünler Atatürk’ü tanıyorlar.
Ay-Yıldız gördükleri her resim veya gökyüzü bile olsa onlara Türk
bayrağını hatırlatıyor.
Türk’üz Cumhuriyetin, göğsümüz tunç siperi, diye marşlar
söylüyorlar.
Henüz çok anlamasalar da, şaşkın şaşkın bakıp beni dinleseler de
devam edeceğim. Edeceğiz.
Bir
savaş değil bu, sadece emanet...
Ulu
önder Atatürk’ün bize emanet ettiği Cumhuriyet için bu çabalar...
Ve
sevgili Peygamber( s.a.v.) efendimizin mübarek İslam dini için...
Nüfus cüzdanında; TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI, DİNİ:İSLAM yazan
her kişi gibi, bu iki değerden de vazgeçmeyi istemiyorum.
Bu
güne kadar ikisi de bizimdi, dileğim bundan sonra da böyle olur...
Ben
sadece çocuklarımız için huzurlu, demokratik, modern ,kadın-erkek
eşitliği sağlanmış, herkesin dinini kendine göre yaşadığı ama farklı
görüşlere de saygı gösterdiği bir Türkiye istiyorum.
Fazla mı uzattım? Umarım değmiştir, anlamışsınızdır.
İyi
haftalar diliyorum.

|