|

Var mı bahar
gibisi?
Temiz hava, güneşli bir gün... Evimin pencerelerinden içeriye giren,
sarı sıcak bir güneş ışığı ve sehpamın üzerinde koca bir bardak
suyum var... Malum az içiyorum suyu, o yüzden açığı kapatmak için
bardaklarım büyük... Su bile daha bir temiz kokuyor sanki... Hatta
deniz kokuyor...
Su dolu bardağa vuruyor güneşin ışıkları ve suyun içindeki, harika
renk yansımaları... Evimde küçük bir gökkuşağı var şimdi...
Pencereler, balkon kapıları açık... Önce derin bir nefes... Ohhh
misss...
Birde üstüne, serçelerin, bülbüllerin cıvıltısı... Bahar ile ilgili
bildiğim, tüm şarkılar... ‘ikinci bahar, Adın bahar olsun senin’ vs.
vs. vs... Aklımda,dilimde...
Çok sıkılmıştım... Nasıl beklemiştim... Sen de çok özletmiştin ama
kendini... Ne iyi oldu geldiğin...
İçime coşku geldi, mutluluk geldi sayende... Seni çok seviyorum
bahar... Var mı senin gibisi? :)
* Serçenin biri, bir bahar günü uçuyormuş. Bir anda fark etmiş ki
karşıdan motorsikletli bir adam geliyor. Her ikisi de çarpışmayı
engellemek için ellerinden geleni yapmışlar... Ama nafile...
Serçe 'gümm pattt' diye kaska çarpıp düşmüş.
Motorcu koşmuş serçenin yanına. Serçe baygın yatıyor. Kıyamamış,
bırakamamış yolda; almış getirmiş eve. Eskiden kalma bir de kafesi
var evde. Baygın serçeyi kafesin içine güzelce yerleştirmiş. Yanına
da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı yatmış...
Bizim serçe bir müddet sonra ayılmaya başlamıs… Daha tam seçemiyor
ortalığı... Hafif bulanıklık var yani... Bir bakmış ki parmaklık,
ekmek, su falan var bulunduğu yerde…
Birden dank etmiş vaziyet;
‘İnanmıyorum motorcuyu öldürmüşüm!’
*(alıntı)
İyi haftalar dilerim…
Banu Durgunlu
18.04.2009

|