Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

     

MUTLULUĞU NASIL BİLİRDİNİZ?

 

Mutluluk… Takıldım bu düşünceye birkaç haftadır ve nedense aklımdan çıkaramıyorum bir türlü… Etrafım da kime sorsam? Farklı şekillerde de olsa hep mutlu? Kavramda mı bir yanlışlık var, yoksa işleyişte mi? Ya da insanların mutluluğu yorumlayış biçimlerinde mi? Bilemedim?

‘ Eşim var mutluyum? İşim var mutluyum? Arabam var mutluyum? Param var mutluyum?

Şükürler olsun ki, mutlu olmak için,tüm bunlara sahibim??!!

Zaten önce sen ver ki Allah’ım… Ben ona göre sana şükür edip ‘mutlu’ olabileyim??!!

Yoksa, işim varken işimi, eşim varken eşimin değerini…

Sağlığım yerindeyken, ağrımayan başın kıymetini, ben nereden bileyim? ’

Veya herkesin ‘her zaman çok mutlu’ olmasında mı aramalı acaba acayipliği?

Shakespeare’ in Hamlet de söylediği gibi;

 

‘ Ne iyi, ne de kötü diye bir şey vardır, bunu yapan düşüncedir’

 

***

İnsanların tümü mutluluk arar… Farklı araçlarla da olsa hepsi bu amaçla meşguldür.

Peki, nedir mutluluk? ‘Mutsuz olmama’ hali…

Mutluluğun somut bir tanımlaması var mı gerçekten?

Herkes tarafından kabul görüp ‘işte mutluluk bu!’ dedirten?

Mutluluk kavramı, insanların, dünden bugüne ve muhtemelen yarına hep sorgulaya geldiği bir olgu… Kimileri haz, kişisel başarı vs. hırslarla karıştırsa da…

Malı mülkü, mutluluk kavramı saysa da…

Bence, sağlıklı, huzurlu, önce kendi, dolayısı ile ötekilerle sorunu olmayan kişinin ruh halidir ve belli bir olgunluk gerektirir… Mesela ben o olgunluğa erişene kadar bolca hata yapma payı verdim kendime… Yeri geldi, mutlu anlarımı hüzünlerle harmanladım... Yeri geldi, o hüzünlerin aslında mutluluk olduğunu kavradım… Önce acısını çektim, sonra acısını çıkarttım…

Ama ne olursa olsun, ne acı çekmekten, ne de mutlu olmaktan korkmadım…

Sineme gittim, kapısını çaldım… Ve yüreğime, ne bildiğini sordum…

Mutluluk ayrıntılarda…

Çiçekte, böcekte, içinizi ısıtan güneşte,yağmur sonrası mis kokan çimende, bir çocuğun gülüşünde, sevgilinin öpücüğünde, bir dost sesinde, anne babanın sevecenliğinde, kızarmış ekmek kokusunda, sabahları güne çocuğunuz tarafından öpücüklerle uyandırıldığınızda, büyüklerin hayır duasında, mis gibi çarşaflarda gerine, gerine uyuduğunuzda, keyifli bir filmde, şarkıda, şiirde, ‘bu da geçer’ edasıyla sıvazlanan omuz da, mis gibi kokan bir yemekte, habersiz yazılan yazılarda, sevgi notlarında, uyurken sıkıca kavranan belinizde, elinizde, yüreğinizde… Mutluluk ne olduğunuzu, kim olduğunuzu bilmekte, onun ötesi bunu ispat etmek zorunda hissetmemekte, yeni başlayan her günde, aldığımız her nefeste, iki meleğin yüzünde, ‘anne’ diyen dillerde… Yaradan’a sonsuz şükürde…

Ve hepsinin ortak noktası elbette ki sağlıkta; ‘Her şeyin başı sağlık’ mantığıyla…

Cevabımı aldım; Mutluluğu içimde, kendimde, iç huzurum da ve bana bu huzuru yaşatan sevdiklerimde buldum... Onların mutluluğu ile mutlu oldum… Ben mutluluğu böyle bilirdim… Hep böyle bildim…

Peki ya siz…

Mutluluğu nasıl bilirsiniz? Ya da bilirdiniz?

"Mutlu olmak için içinde bulunduğunuz andan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin. Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur. Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar, bazıları da daha alçakta. Oysa mutluluk insanin boyu hizasındadır." - Konfüçyüs

 

İyi haftalar dilerim…

Banu DURGUNLU

04.05.2009