|

Gidelim Buralardan
Zaman gece yarısını geçti iki saat
önce… Yağmur gelip gidiyor, hava serin, mis gibi… Sıcaklarla arası
hoş olmayanlar için şahane bir gece.
Çocuklar erkenden uyudular, hemen
sabah olsun diye sabırsızlanarak…
Kıymetlim de uyudu çoktan, yarın çok
yorucu olacak onun için, dinlenmeli…
Hazırlıkları son güne hatta son
saatlere bıraktığım için ben ayaktayım. Zaten ayakta olmak için hep
bir sebep bulurum… Ne de olsa “uyutulmaya karşı dirençli” bir bünyem
olduğu hekim onayıyla sabit:)
Bu sefer valiz olayını biraz abarttım
sanırım, eşyalar arabaya yerleşince bize yer kalacak mı diye
düşündüm bir an… Bir de olur ya valizleri kaybetsek mesela,
döndüğümüzde çocukların giyecek hiçbir şeyi olmayacak diye geçti
aklımdan:)) Sanırım toparlanma işini son ana bıraktığım için bu
kadar çok eşya aldım. Günler öncesinden listeler yapmadım bu sefer…
İki gün önceden çantaları yerleştirir, sonra gelip geçtikçe bir
şeyler çıkarırdım genelde… Buna rağmen hiç el sürülmeden, sadece
şehirler arası yolculuk yapıp gelen eşya olur mutlaka ama çıkardığım
hiçbir şey için gittiğim yerde “tüh keşke alsaydım” dediğimi
hatırlamıyorum…
Zamanım olmadığı için etrafta ne varsa
doldurduğum valizleri görünce fark ettim. Sanırım kalbimi de karşıma
çıkan kim var kim yoksa dolduruyorum alelacele. Durdukları yerde pek
fark edilmiyorlar ama birlikte bir yolculuğa(?) çıkmam gerekti mi
görüyorum hangileri gerekli, hangileri kuru yük?! İçlerinde olmazsa
olmazlar bir de keyif için taşınanlar çok elbette ama sırf yük
olanlar, işe yaramadıkları gibi yarattıkları kargaşa yüzünden
gerekli olanları örten, görmeme engel olanlar da var, çokça var hem
de… Bir bir atıyorum zamanla, işe yaramasa da atmaya kıyamadıklarım
oluyor, bir süre daha tutuyorum bazılarını… Bazen de böyle elemeye
zaman bulamadan bir yolculuğa çıkmak gerekiyor. İşte o zaman çok
yoruluyorum… Doldururken yorul, taşırken yorul, boşaltırken yorul…
Oysa özenle seçmeli insan yanında
taşıyacaklarını ve seçtiklerini özenle yerleştirmeyi de bilmeli.
Çok geç oldu saat, biraz uyumam gerek,
zaten yüküm çok, bir de gözüm kapalı gidip kaçırmayayım yollardaki
birkaç parça dünya güzelliğini:)
Çeşitli sebeplerle çok yorgunum bu
ara, sessizlik istiyorum. Sessizlik istiyorum… Kendi sesim de dahil
hiç kimsenin sesini duymak istemiyorum…
Hiç durmadan konuşup duran zihnim ve
ne var ne yok bulduğum her şeyi doldurduğum kalbim benimle geldiği
sürece, nereye gidersem gideyim dinlenmek pek mümkün değil
biliyorum…
Ama yine de iyi gelsin bana bu hafta
istiyorum:)

Sevgiler…
Betül Yılmaz Eminsoy
10.07.2010

|