Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

 

 

 

   

Zaman Perhizi

 

2009’a iki gün kala uzun zamandır listemde bekleyen ve sonunda bir sanal kitap fuarından aldığım kitaplarıma, yepyeni, tertemiz ajandama ve içinde yüz binlerce imaj, on binlerce şablon bulunan grafik cd-romlarıma kavuştum.  

 

Kargodan gelen koliyi heyecanla karşıladım, muhabbetle açtım… Kitaplarımı, cdlerimi itinayla çıkardım, salonumun baş köşesine oturttum, uzun uzun kapaklarını inceledim, poz poz fotoğraflarını çektim, kitapları tek tek açıp sayfalarını kokladım:)

 

Kitaplarımı okumaya başlamak için 1 Ocak gününü bekledim… İçimden öyle geldi bu sefer :)

 

Sevgili “Kitap Kurdu”cuğumun ısrarlı tavsiyesini dikkate alarak Çizgili Pijamalı Çocuk bu yıl okuduğum ilk kitap oldu, elbette tek başına değil:)

Kahve Molası’nı okumaya da aynı gün başladım fakat hem İskender Pala’yı sindire sindire okumak gerektiğinden hem de elimde biraz daha gezsin istediğimden acele etmedim, okumaktayım:)

  

Yeni bir yıl yeni bir başlangıç diyoruz madem, yeni bir başlangıç için yeni niyetler, yeni planlar, yeni kararlar gerek. Çok uzun uzadıya düşünmedim ama ilk olarak zaman perhizi yapmaya niyetlendim ben:)

 

Mesela okumaya ayırdığım zamanı artırabilmek adına ne yapabilirim acaba dedim. Bilen bilir uykudan kısmam pek mümkün değil, zira 15 yaşımdan beri günde en fazla 5-6 saat uyuyorum.

 

Zaten çok az izlediğim televizyondan da son altı aydır neredeyse tamamen kopmuş durumdayım. Çok şükür bir tarafım eksilmedi:)

 

Başka nereden tasarruf edilebilir derken; başında adam akıllı oturmasam da gün boyunca açık duran, gelip geçtikçe baktığım, bazen takıldığım, hatta biraz gelip bir yaz kaldığım msn ve facebook efendilerden bir süre ayrı kalmaya karar verdim :)

 

Günde bir saat kazansam yeter, kaldı ki sadece otur-kalk bile olsa bir saatten fazla zamanımı alıyordur kesin. Deneme süresi sonuçlarını sizlere bildiririm bir ay sonra :)

  

 Son olarak…

Bu yılın ilk günlerinde bu pembe beyaz çiçekleri aldım kıymetlimden.

 

Malum erkekler çetelesini tutmaz bu işlerin ama benim çeteleye bakacak olursak  bu yılın yedinci gününde yazgının yollarımızı kesiştirmesinin 10. yılı :)

 

Pembe beyaz çiçeklerle karşılanan nice on yıllarımız olsun inşaallah:)

 

Ve…

 

Yazmasam olmaz…

Gazze’de yaşanan katliam yüzünden; yerken, içerken, gülerken, sevinirken, çocuklarımı öperken, yorganımı başıma çekerken, yaşarken yani… bir vicdan sızısı sarıyor her yanımı.

Acizce beklemekten başka yapacak şeyler olmalı mutlaka. Dua etmeli çokça evet, ama dille edilen dua yeter mi?

Birinci Dünya Savaşı’na az kala Osmanlı Devleti’nin düştüğü zor durum karşısında dünyanın pek çok yerinde Müslümanlar varını yoğunu dökmüştü hatta 1913’te, Peşaver’de yardım toplanırken, yoksul bir kadın verebilecek hiçbir şeyi olmadığı için kundaktaki evladını satmak, parasını yollamak istemişti.

Şimdi hangimiz bu kadar yokluk, yoksulluk içindeyiz ki elimiz cebimize gitmiyor? Vicdandan gelen seslerin üzerini örtmeye yetiyor mu smslerle gönderilen 5 liralar? 

Amerikan ve İsrail mallarını almaya nasıl gidiyor bu eller çekinmeden, sıkılmadan?

Coca colalar, Nescafeler yakmıyor mu kursaklarımızı hala, kursaklarından günlerdir bir lokma geçmeyen yavrucaklara rağmen? Arieller çıkarıyor mu bebeklerden akan kanın lekesini?  

  

Betül Yılmaz Eminsoy

04.04.2009

btlylmz@yahoo.com