|

Ah O Şarkı…
Yıllar yıllar önce, 1994 kışında, ben
büyükçe bir çocuk ya da küçükçe bir genç kız olduğum zamanlarda,
dünyanın merkezindeyken ben ve o dünyanın tüm yükünü omuzlarımda
taşıdığımı zannederken yani, yine çok soğuk bir gecenin geç
saatlerinde… Yorganımın altında tek kulaklıkla radyo dinlerken
duydum o şarkıyı ilk kez…
Hemen diğer kulaklığı da takıp sesi
sonuna kadar açtım telaşla, Türkçe yayın yapan bir radyo(cu)nun bir
defalık İngilizce bir şarkı yayınlayıveresi tutmuştu…
Sözlerinin çoğunu anlamadım,
anladıklarımın da anlamını bilmiyordum zaten:) Ama şarkı beni tarifi
güç, şiddetli ama bir yandan da coşkulu bir hüzne boyadı.
O güzelim şarkı bitip gittiğinde ne
adını biliyordum, ne sözlerini, ne söyleyenini.
Melodisi haftalarca dilimde kaldı,
hatırlayabildiğim bir iki kelimesi de günler içinde silinip gitti
hafızamdan, ama ben şarkıyı haftalarca nııınınnıınıınııınıııııı
şeklinde mırıldanıp durdum ve sonunda ümitsizce peşini bıraktım.
Sonra…
Tam 9 yıl sonra, ben tam da “genç”
denecek yaşta bir genç, küçük sayılabilecek bir anne olmuşken… Yine
soğuk bir gece, ama bu sefer erkence bir saatte çok sevdiğim bir
dizinin çok hüzünlü bir bölümünde duydum o şarkıyı. Sesini açtım
yine açabildiğim kadar, yine aynı deli hüzün sardı her yanımı…
Ve bitti, bitti ve yine gitti şarkım.
O zaman elimin altında sevgili google
yok tabi, desem ki yazayım iki kelimesini bulayım yedi silsilesini
:) Hafızamdan silinene kadar mırıldandım yine günlerce
nııınınnıınıınııınıııııı şeklinde :)
Ve çok sonra…
Bu gece 2009’un Şubat’ı, cumayı
cumartesiye bağlayan gecenin sabaha yakın zamanı…
Uyumak için çok geç, uyanmak içinse
erken saatlerde…
Ben artık büyükçe bir genç, iki
çocuklu, tam kıvamında bir anne olmuşum… Havada kar kokusu, soğuk
yine, hem de bıçak gibi…
Oturmuşum masama, rahmetli monitörümün
yeri günlerce boş kaldıktan sonra yenisi gelmiş, karşılıklı
bakışıyoruz, alışıyoruz… Bir de kulaklık edinmişim ne zamandır
istediğim… Sevdiğim şarkılar kulağımda, ilham efendiye rastlamayı
umuyorum bir yandan…
Şarkılar el ele tutuşturuyor hüzünle
kelimeleri;hüzünlü seslerle gecenin sessizliğini… Yazımı yazmak için
bir dosya açıyorum…
Derken o şarkı düşüyor aklıma aniden…
Sihir gibi, gelip biri kulağıma fısıldamış gibi…

Take me back to
my boat on the river…
Kaçıp
gidecek diye korkuyorum, telaşla yazıyorum cümleyi dinlediğim müzik
sitesinin arama motoruna…
Ve
alkışlarla başlıyor… Törenle buluşuyoruz sanki:) Kulaklığı iyice
bastırıyorum kulaklarıma…
Bir yandan
dinliyorum bir yandan içerime tekrar dolan o tanıdık hüznü çözmek
istiyorum artık…
E çok şükür
aslanlar gibi google da var artık, yazıyorum ve öğreniyorum yedi
silsilesini:) Seksenli yılların pek bir meşhuru olduğunu, Styx
efendilerin hiti olduğunu, tüm zamanların en nahif şarkılarından
sayıldığını, dünyadan haberim olmadığını falan bir kenara
bırakıyorum:)
Çok merak
ettiğim sözlerini okuyunca…
…And I wont cry
out anymore…
Vay canına!
Diyorum sadece…
Müzik
hakikaten evrensel bir dilmiş iyi mi :)
Sevgiler…
Betül
Yılmaz Eminsoy
21.02.2009
btlylmz@yahoo.com

|