|

Hastane Odasında
Çocuk Olmak
Geçtiğimiz hafta Bursalı Anneler harika bir projeyi daha alnının
akıyla tamamladı.
Aramızda toparladığımız çeşit çeşit oyuncaklar, boyama kitapları ve
boyalarla dolu paketlerimizi yine gönüllü Bursalı Annelerimiz Uludağ
Üniversitesi Onkoloji Çocuk Servisi’ne teslim etti.
Biz
küçük kuzumla çocuk hastanesinde yatarken, bizim katta adı "Hastane
İlköğretim Okulu" diye gecen içi oyuncaklarla ve küçük
masa-sandalyelerle dolu bir oda vardı. Kapıları boydan boya camdan
idi ve içerisi rahatlıkla görülebiliyordu... Bizim kaldığımız süre
zarfında hiç açılmadı, öğretmenleri tatil olduğu için gitmişti
çünkü.
Küçük kuzum her sabah, o gün eve dönmeyeceğimizi kabullendikten
sonra, “oyuncak odasına gidelim bakalım açılmış mı?” diye
tuttururdu. Serumunu elime alır, oyuncaklı odanın kapısına kadar
giderdik, hiç konuşmadan dakikalarca, kelimenin tam anlamıyla
kedinin ciğere baktığı gibi bakardı içeriye ve “keşke açsalar” diye
iç geçirip arkasına baka baka odasına geri dönerdi. Sadece benimki
değil bütün kuzular kedi gibi dolanırdı o adanın etrafında, kimi
zaman içeride gözüne kestirdiği bir ayrıntıyı sessizce izleyerek,
kimi zaman içeri girmek istediği için son ses ağlayarak…
Şuan yazarken bile burnumun direği sızlıyor, “ne olur açsalar!”
diyordum içimden her gün, “ne olur!?”… Zaten hasta olan kuzumun
yüzünde üzüntünün zerresine tahammülüm yoktu… Zor olan temizlenecek,
toplanacak bir oda daha çıkması mıydı, çocukların başında duracak
görevli olmaması mı?
Biz
şanslıydık hastanede sadece bir hafta kaldık… Şanslıydık kaldığımız
oda anneannenin, teyzelerin, amcaların her gün yenisini getirdiği
oyuncaklarla dolup taşmıştı… Şanslıydık çünkü oradan çıkıp evimize
gittiğimizde bizi yine dolaplara sığmayan oyuncaklar bekliyordu…
Yine de öğrendik ki hastane odalarında günler saatler geçmek bilmez
iken, bir küçük oyuncak pek değerliymiş… Ziyaret saatleri pek
kıymetliymiş, aile-eş-dost-akraba da olsa, kafasını uzatıp “merhaba,
geçmiş olsun” diyen bir yabancı da olsa ziyaretçi dört gözle
beklenirmiş…
Onkoloji çocuk servisindeki oyuncakların zaman zaman eksildiğini,
oyuncakların evlere götürüldüğünü bu yüzden de ihtiyaç listesinin
belli aralıklarla tekrar oluştuğunu öğrendiğimde içim sızladı…
Asla kızamam oyuncakları evine götüren kuzulara da annelerine de…
Kuzucukların geçmek-bitmek bilmeyen tedavi günlerine bir küçük
mutluluk katacaksa topladığımız oyuncaklar, varsın eksilsin, biz
yine toparlanıverir toplarız gerekenleri :)
Projede emeği geçen herkese, sevgili Bursalı Anneler’ime çok
teşekkür ediyorum, çorbaya bir miktar tuz katabildiğim için çok
mutlu, çok huzurluyum…
Sevgiler…
Betül Yılmaz Eminsoy
25.07.2009

|