Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

 

 

 

   

Mektup

(Anı kumbaram 2)

 

 

Didim’deyiz…

 

Sen, ben ve kuzucuklarımız dinlenceye çekildik…

Hepimiz çok keyifliyiz…

Her güne şükürle başlayıp, her geceye şükürle giriyoruz…

 

Günün ilk ışıklarıyla kalkıyoruz, erkenden kahvaltımızı yapıyoruz…

Kahvaltı için bize özel hazırladığın sakin köşemizde kâh atışarak, kâh gülüşerek güne başlıyoruz…

 

Kahvaltıdan sonra sahildeyiz, deniz ne güzel… Bakıp bakıp “su gamı alır” diye telkin ediyorum kendime… Şükürler olsun öyle sulara salınacak büyük gamım tasam yok ama olsun, olanı da alsın götürsün, yerine huzur bıraksın, sükûn bıraksın…

 

Kuzucuklarımız ve sen onlarca metre boyunca derinleşmeyen, sakin denizde yüzerken ben keyifle kitaplarımı okuyup bitiriyorum… Siz serin sulara atlarken ben ferah hayallere dalıyorum… Arada sizin fotoğraflarınızı çekiyorum, keyfimizi kayıtlara geçiriyorum:)

 

Denizden sonra kısa bir mola, sonra havuz faslı başlıyor sizin için… Ben yine kafama göre takılıyorum; biraz kitaplar, biraz fotoğraflar, biraz sanal gezinti, biraz düşsel gezinti…

 

Gün boyunca enerjilerini son zerresine kadar tüketen kuzucuklar akşam yemeğinden sonra uykuya adeta koşarak gidiyorlar :)

 

Onların uykusuyla bizimki arasında geçen zaman benim hazinem… Bazen yarım, bazen birkaç saat…

 

Bu gece çocukları yatırdıktan sonra seninle birlikte sahile indik…

El ele yürüdük…

Ayaklarım denizin serinliğine değmeyeli ne çok olmuş…

 

Paçalarımız dizlerimize kadar ıslak içtiğimiz acı kahvenin tadına; kahveyi içime, içimi sana dökerken hissettiğim sıcaklığa doyulur mu?

 

Kıymetlim;

Bazen korkuyorum bu kadar çok mutlu olmaktan…

Bu kadar mutlu olunur mu hiç fani dünyada diyorum…

 

Kuş olup uçacak gibi geliyor güzel günler…

Öyle olmasın diye dualar ediyorum “Seni Bana Sevdiren”e…

 

Yine de bir gün kuş olup uçarsa güzel günlerim…

Olsun derim…

Fazla fazla, doya doya yaşadım ben sevmeyi, sevilmeyi…

 

                                                                

Bizi getirdiğin bu cennet köşesi için teşekkür ederim sana…

Ama sen yine de bil ki senin yanın benim cennetim…

 

 

Seni seviyorum… Çok seviyorum… Çokkk…

Çocuklarımızı seviyorum… Çok seviyorum… Ailemizi seviyorum… Çokkk…

Hayatımızı seviyorum…

 

Geçmişimizi, bugünümüzü, dualarla beklediğim geleceğimizi seviyorum…

 

Sadece güzel günleri değil, paylaştığımız derdi, hüznü, öfkeyi de...

Bolluğu olduğu kadar darlığı…

Çaresizlikle, kimsesizlikle Rabbim’e sığındığım günleri, uykusuz geceleri…

Alıştığım, alışamadığım her şeyi…

Aile olmaya dair ne varsa hepsini seviyorum…

              

Kalbimi sevgiyle doldurup taşıranı, sonsuz ‘Rahmet Sahibi’ni çok seviyorum… O’na şükrediyorum… Şükrü tüm zerrelerimde hissederek…

 

BETÜLÜN

17 Ağustos 2009 / 01.49

Akbük / Didim / Aydın

 

Nazarlık :)

Yaratıklarının şerrinden,

Her tarafı kaplayan karanlıkların şerrinden,

Düğüm ve (hayati) bağlara üfleyen büyücülerin şerrinden,

Ve kıskandığı zaman, kıskananın şerrinden…

Yaratıkları yokluk karanlığından varlık sabahına çıkaran Allah’a sığınırım.

-Felak suresi-