Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

 

 

 

   

Dayağı Hak Eden Kadınlar

 

Normal şartlar altında “dayağı hak eden kadın var mıdır?” şeklinde bir soruyla karşılaşsam, “ne münasebet, olur mu öyle şey!” derdim. Fakat bugün gördüğüm kadın evire çevire dövülmeyi hak etmişti inanın.

 

Büyük bir alışveriş merkezinde babamız okulu için alışveriş yaparken ben de kuzucuklarımla birlikte reyonlar arasında sessiz sakin geziniyordum. Birden yanından geçmek üzere olduğumuz kadın, dört yaşlarındaki oğlunun elindeki “Ben10” baskılı bardağı hışımla aldı, yine bir hışımla onu ait olduğu rafa koydu ve daha da bir hışımla çocuğun yanına gelip bir sağ bir sol, çocuğun suratına iki sıkı tokat attı. Ben ve kuzucuklarım olduğumuz yere çakıldık.

 

Kadın çocuğun önünde çömelmiş, çocuğu omuzlarından sarsarak “ben sana demedim mi şimdi sadece geziyoruz, sonra alacağız, sadece bakacaksın, niye sözümü dinlemiyorsun, bir daha ben seni buraya getirir miyim, blaa blaa blaa…” şeklinde çocuğu sesiyle dövmeye devam ederken, çocuk iki eli kıpkırmızı olmuş yanaklarının üzerinde hüngür hüngür ağlıyor…

 

Biz çakıldığımız yerden kurtulmaya çalışıp yavaşça ilerledik, ama gözümüzü ayıramıyoruz ki! Çocuk elleri yanaklarında yüksek sesle ağlayarak kadının peşinde yürüyor, kadında giysi reyonundan üzerine pantolon, hırka falan tutup bakıyor?!

 

Küçük kuzum bembeyaz olmuş suratıyla ilerlerken büyük kuzum dönüp kardeşine “ne kadar şanslıyız abim, ne kötü anneler var baksana!” dedi üzüntüyle.

 

İşte o an hissettim dayağı hak edebilen kadınlar olduğunu!

 

Be kadın çocuk ne anlar “şimdi geziyoruz daha sonra alırız” dan? Be kadın evet sen o çocuğu yine getireceksin oraya hatta daha önce senin gibilerden gördüğüm kadarıyla eminim ki bugün o bardağı alıp çıktın sen oradan. Be kadın hiç mi insafın yok, bir lokma çocuk dövülür mü, hele kıyıp o güzel yanaklara vurulur mu? Gece yatağına uyuduğunda evladın, öpecek misin o yanakları için sızlamadan? Kimin ya da neyin hıncını aldın kim bilir o tokatı atarken, kocan mı kızdırdı, kaynana işi mi, dost kazığı mı yedin, sabah evden çıkarken kim aldı aklını başından, vicdanını yüreğinden? Yoksa bir çocuk dövülmeyi hem de onlarca insanın ortasında dövülmeyi hak edecek ne suç işleyebilir ki? Be kadın hiç duymadın mı sen merhamet etmeyene merhamet edilmez!

 

Aynı yerde, aynı şartlar altında bir adam bir başka adamı, ya da kadını ya da yabancı bir çocuğu dövse olay çıkar, güvenlik gelir, hatta polis… Dayağı yiyen ‘çocuk’, dayağı atan annesi ya da babası olunca ne değişiyor peki? Hiçbir sakıncası yok mu, ister döver ister sever mi yani? Bu mudur?

 

Yazık! Çok yazık!

 

Çocuk dövülmez, çocuk ezilmez, çocuk aşağılanmaz! Çocuk sevilir, öpülüp koklanır, çocuk hoş görülür!

 

Çocuk anne babanın malı, eşyası, emir kulu değildir! Tam tersine anne-baba çocuğu koruyup kollayıp, merhametiyle kuşatıp, sevgiyle, sabırla eğitip hayata salıvermek için görevlendirilen kimselerdir.

 

Allah evlat sahibi olan her kadına ANNE olabilmeyi nasip etsin…

 

 

Sevgiler…

Betül Yılmaz Eminsoy

10.10.2009

 

NOT:

Güzel 10 Ekim, canım 10 Ekim ne iyi ettin de babamı getirdin:)

Allah seni başımızdan eksik etmesin babacım, ömrün hayırlı, huzurlu, sağlıklı, uzun olsun…