|

Gel Babası Gel Gel
Bu yılın son yazısını yazıyorum…
“Belgelerim” klasörüm başlanıp tamamlanamamış yazılarla dolu… Ne
sonunu getirebiliyorum ne kıyıp silebiliyorum. Hoş yazılara gelene
kadar yarım kalmış ne işlerim var!
Neyse, bu hafta yazacağım giden yılın
muhasebesi değil. Kendimi sonraya sakladım, bu hafta babalar
çekilecek hesaba :)
Babalar bir adım öne çıksın bakalım:)
Çocuğun bakımıyla birlikte eğitimini
de tamamen anneye yükleyen, kendisi çocuğunun bakımına/eğitimine en
iyi ihtimalle müfettişlikle teşrif etmekte olan babalar! Eğitim
sürecinde ortalarda görünmeyip, ortaya çıkan en ufak bir aksamayı
anneye ya da okula, olmadı sisteme, hatta daha kolayı devlete mal
edip işin içinde sıyrılıveren babalar!
“Anne-bebek”, “anne-çocuk”, “daha iyi
anne olabilme”, “annelik sanatı” etrafında sayısız yazılı/görsel
yayına imza atan ama “baba-çocuk” konusunu yazmaya/yaymaya pek değer
bulmayan uzman, yazar (bey)babalar!
Kim bilir belki anneliği bunca –sözüm
ona- yüceltişiniz de çocuklarınızla aranıza, sizi saklayabilecek
kadar büyük bir set arayışınızdandır?!
İki yıl önce başlatılmış fakat benim
yeni duyduğum, çoğumuzun hiç duymadığı “Haydi Babalar Okula!”
projesini de sessiz sedasız geçiştirenler, işi gücü başından aşkın
eğitimci babalar olmasın sakın!
Bu hafta sonu küçük kuzum okulundan
“babalara özel” bir anketle geldi. Biz babamıza anketi yaparken
küçük kuzuyu tembihledik, kopya vermek yok, bakalım baba bilecek mi
görelim dedik. Sevdiği çizgi filmi bilemedi babamız, sıra en sevdiği
renge gelince baktı ki baba yine bilemeyecek, kıyamadı “sevdiğim
rengi yeni değiştirdim ben baba” dedi, üzülme sakın, sen bilirdin
aslında ama ben değiştirdim demek istedi! Sonra “va” ile başlıyor
diye kopya verdi… Babamız “va” ile başlayan renk ne ola ki diye
düşünürken, ben ortadan ikiye ayrılmamak için müdahale ettim ve
küçük kuzu görmeden masanın üzerinde rengi işaret ettim... Vavi
(mavi)! Sevdiği rengi bilen babasına, süper kahramana bakar gibi
hayranlıkla baktı yavrucuğum:)
Sonuç, on iki soru da biri boş, ikisi
yanlış, üç fire:) Eyvah dedim, en iyi, en ilgili baba bizim babamız
iken durum buysa yanmışız da haberimiz yok:)
Çocuğunuzun en sevdiği oyuncağı, en
sevdiği yemeği, en sevdiği çizgi filmi, en sevdiği rengi, en sevdiği
arkadaşını, evde yapmaktan en çok hoşlandığı şeyi, babasıyla
yapmaktan en çok hoşlandığı işin ne olduğunu siz de sorun bakalım,
bilen babalara büyük alkış:)
Yine iş düştü annelerin başına… Her
anne kendi şartları ve imkanları dahilinde babaları çocuklarıyla
buluşturacak, kaynaştıracak, tanıştıracak(!) yollar bulmalı…
Yükümüz ağır geldiği için değil,
anneliğimizin ilk aylarından beri uzaklara bakıp “gel babası geeel
geeel” demekten yorulduğumuzdan da değil! Doğru ve yeterli bir baba
modelinin yerini hiçbir şekilde dolduramayacağını bildiğimiz için
bir kez daha; gel babası gel gel çocuklarımızı büyütmeye!
Dünyanın yükünü omuzlayan adam gel!
Ekmeği aslanın ağzından kapan kahraman gel! Dünyanın en zor, ama
aynı zamanda en keyifli işine, sıfırdan bir insan inşa etmeye ortak
olalım, gel…
Sevgiler…
Betül Yılmaz Eminsoy
26.12.2009

|