|

“MAT ve SOĞUK KIŞIM”
Bir süredir yüreğimi daraltan sıkıntılarla uğraşıyorum. Bu boğucu
kasvetin, krizin evimizdeki etkisinin, geciken maaşlar, ödenemeyen
faturalar, ertelenen taksitler, gittikçe artan gelecek korkusu
olduğunu düşünmüştüm.
Sonradan fark ettim ki daha yoğun, daha büyük bir şey bu.
Hayal kırıklığı, derin bir üzüntü, karanlık bir korku, tarifsiz bir
utançmış beni huzursuz kılan, uykularımı kaçıran.
Siyasetle ilgim olmadı hiç. Bu işle uğraşanların, inançlarından
taviz vermeyenlerin sonunu gören anne-babaların yetiştirdiği bir
kuşağa dahil olduğum içindi bu ilgisizlik yada kendi ayıbımdı
bilmiyorum.
Etliye sütlüye karışmadan ama haberdar olmaya çalışarak yaşadım bu
yaşıma kadar. Ama şimdi keşke siyasi bilinç aşılansaymış, doğrular
ezberlenmesi gereken dersler olmasaymış, ideolojiler
tabulaştırılmasaymış, yürüyeceğimiz yol çizilmeseymiş, tüm
alternatifleri önümüze seren bir yol gösterenimiz olsaymış diyorum.
Farklı olur muydum bilmiyorum. Belki de ezikliğimin, pişmanlığımın
sorumluluğunu paylaşmaya çalışıyorum. Çünkü öğretilen, okutulan,
ezberletilen tüm değerlerin eskilerde kalan birer masal olduğunu
görmenin hayal kırıklığını yaşıyorum.
Her
taşın altından çıkan yolsuzluk haberlerinden bıktım.
Yolsuzlukla birlikte artan yüzsüzlük oranı tahammül sınırımı aştı.
Rahmetli dedemin asla vazgeçemediği, O’nun tabiriyle “ajansları”
izlemek, gazeteleri okumak eziyet halini aldı.
Devlet büyüklerimizin(!) tüm bunlara dahil olduğunu görmek, tüm iyi
niyetime rağmen ancak gereksiz bir kibarlık gösterisi olarak
nitelendireceğim şekilde, binlerce insanın ölümüne, belki de daha
fazlasının yaralanıp sakatlanmasına sebep olan terör örgütü liderine
“sayın” diye hitap ettiklerini duymak, birtakım dini emarelerin
siyasi sembol haline getirilip toplumun yavaş yavaş “biz ve onlar”
olarak bölünmesine şahit olmak beni çok ama çok korkutuyor, belki
ondan daha fazla içimi acıtıyor.
Kanunlara aykırı olduğu halde yerel seçimler yaklaştığı için
dağıtılan torba torba kömürlere, yardım adı altında verilen
sadakalara(!), şimdi ahırlarda yerini almış keçilerle pek güzel
görünen çamaşır, bulaşık makinelerine ve bütün bunlara sevinip
alkışlayan insanlara ise diyecek bir şey bulamıyorum.
Sadece üzülüyorum, çocuklarımızın geleceğini düşünerek korkuyorum.
Ve bütün bunlar, hissettiklerim gördüklerim yüzünden, Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşı olarak bu vatanın kurtarılması, Cumhuriyetin
kurulması ve korunması için canlarını feda eden tüm şehitlerimiz,
ülkesini seven, doğru bildiğini yapmaktan ve söylemekten
vazgeçmediği için katledilen tüm aydınlarımız ve Mustafa Kemal
Atatürk’ün aziz ruhları huzurunda kendimden utanıyorum

|