|

Güneşi Yakala
Son
günlerde ülke de ve dünya da olup bitenlerin ardından bir şeyler
söylemeden edemedim. Bu sefer size canım acıya acıya bu yazıyı
yazıyorum, kafamsa bir o kadar karışık…
Tamam diyorum, ta masallardan öğrendik iyiler ve kötülerin olduğunu.
Dinlediğimiz masallarda belirgin hain üvey anne ve üvey kız
kardeşler, pamuktan kalpli prensesler vardı. Ama ne olursa olsun hep
iyiler kazanırdı. Sonsuza dek mutlu yaşarlardı iyiler. Kötülerse kör
kuyulara düşerlerdi. Mesleğimle beraber insanı anlamaya gayret
ederken ilk olarak, tamamen iyi ve tamamen kötü bir insanın
olmadığını öğrendim. Bunu sevdim, içime sindirdim. Sonra hayat
“iyi yönlerini sahneye daha çok çıkaranların” illa mutlu sonlar
yaşamayacağını da öğretti.
Ama
ya şimdi?
Kimin iyi yönleri daha baskın? Kimin neye ve kime göre kötü yanı,
zalim yanı daha baskın. Bir maskeli balo bu ve --şarkıdaki gibi--
tüm yüzler sahte. Bütün kavganın, davanın sebebi sanki tek bir şeye
dayanıyor da renkler, tarihler, isimler ve mekânlar değişiyor sanki.
Arada birileri savruluyor, canlar yanıyor. Artık öyle bir hale geldi
ki ateş sadece düştüğü yeri yakmıyor. Veya hepimiz aynı
yerdeyiz; dünya kan ağlıyor…
Geçenlerde biraz canım sıkkındı ve bir arkadaşıma dert yanıyordum.
Ona dedim ki beni uzaya götür! Oda beni hayali bir gezintiye
çıkardı. Baktık oradan dünyadaki resimlerimize. Önce bir yıldıza
oturduk oradan oraya bildiğimizce-- aslına bakarsanız
uydurduğumuzca-- gezindik. Sonra yaşamak için Venüs’ü seçtik.
Şimdi diyeceksiniz ki oradaki koşullar insan hayatı için elverişli
değil. Peki ya dünyadaki şartlar?
Neyse bugün güneş yüzünü uzunca bir aradan sonra gösterdi. Odama
usulca camdan sızan ışık bana umut verdi. Çocukça bir sevinç
kapladı içimi, güneş kaybolmamış dedim bak yine dünya onu yakaladı!
Şimdi
ise tüm kalbimle; insanlığın güneşi yakalamasını diliyorum…
ferahmekanim@gmail.com

|