Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

     

Karne Bahane…(Aile Terapileri Sandığı)

 

Yine bir eğitim öğretim dönemi bitti ve bir yenisinin başlamasına yarıdan az kaldı. Her sene olduğu gibi ben ve meslektaşlarım medya da karne konulu haberlerle, röportajlarla yer aldık. Başlıca amacımız; aileleri beklentileri karşılamayan karnelere verecekleri tepkileri ayarlamaları yönündeydi yine. Ancak, gelin bu hafta burada biraz perde arkasına geçelim. Ben sizlerle bu konu hakkında aile terapilerinde sandıktan neler çıkıyor onları paylaşayım sizde maillerinizle bana kendinizin veya çocuğunuzun karne hikâyelerini paylaşın. Önümüzdeki yazıda bunları burada değerlendirelim. Şimdi ben başlıyorum!

“Kötü karne” aslında birçok şeyin habercisi olabiliyor.

Görünürde sadece öğrencilik mesleğini gerekliliklerini yerine getirmeyen çocuk ve genç aslında bununla aileye büyük bir mesaj veriyor olabilir. Aile terapilerinin gündeminde sıklıkla yer alan “okul başarısı-başarısızlığı” biraz derinlere inildiğinde aslında başka başarısızlıkların maskeleri düşürebiliyor.

 “Aile içi iletişim”

Evet, aile içi iletişimin sağlanmamış olması sandık açıldığında ilk göze çarpan düğümdür. İletişim deyince, belki onlarca tanımı olsa da benim bunların içinden en anlamlı bulduğum tanım, “İletişim birbirini anlamaya değer görmektir”. Yani iletişim bir niyet meselesidir. Oysa sıklıkla gündemimi oluşturan aile terapilerinde özellikle ilk başta kimse karşısındakini, acaba kaçırdığım bir şey veya bu konuya bakacağım bir başka açı varmıdır diyerek gelmediğini söyleyebilirim. Bu noktada çeşitli soru teknikleriyle amaç birine bir diğerinin ne düşündüğünü, ne hissettiğini neyi sorun olarak gördüğünü deneyimletmek oluyor.

Ve sandıktan başka neler mi çıkıyor?

Aslında yine iletişim başlığı altında inceleyebileceğimiz anne ve baba’nın eş olarak ilişkisindeki uzaklar… Farklılıklarını tolere ederek bir arada kalmayı beceremeyen ebeveynler bu meziyeti çocuklarına da öğretemiyorlar haliyle. Gerek çocuklar konusunda, gerekse kendi ilişkilerinde ki sorunları çözerken-çözemezken yaktıkları gemiler çocuklar için tahmin edilenden daha zarar verici olabiliyor. Hatta bazen bizler, çok sorunlu çocukların bu sorunları anne ve babasını annelik babalık görevlerine çağırmak için yaptıklarını düşünürüz. Terapi de görürüz ki, anne ve baba aileleriyle ilgilendikleri tek mevzu sorundan ibarettir ve belki de sadece sorun konusunda hemfikirlerdir. Yani bazen “sorun” birleştirici bir unsur olarak bile kullanılır çocuklar tarafından…

Koşullu sevgi

Annesinin birçok yönüyle eleştirdiği bir genç kız danışanıma “annen sen tüm bu onun onaylamadığı şeyleri yapmana rağmen ne olsa bu rahatsız olduğun eleştirilerden vazgeçerdi?” diye sorduğumda “karnem iyi olsaydı, beni severdi bir şey söylemezdi” dedi. Annesi de notları iyi olsa eleştirmeyeceğini onayladı. İşte hedefe böylesine kilitlenince eleştiriler amacından sapıyor ve sevilememe-koşullu sevilme düşüncesi gelip başköşeye kuruluyor.

 

Bakıyorum da,  benim bu konuda yazacaklarım bu haftaya sığmayacak gibi gözüküyor, sizin hikâyelerinizle sandığın içini karıştırmaya devam edelim derim.

Maillerinizi bekliyorum ve iyi haftalar diliyorum.