|

Babam...
Hani içinde
ışığı yanan kocaman bir dünya almıştın bana.
Hatırlıyor
musun diyemem, bilirim ki her detay aklındadır bana dair ne varsa…
Sen benim
dünyamsın deyişin de öyle.
Sesler ve
kelimeler en şatafatlı elbiseleri de giyse yetişemezler senin bana,
benim sana hissettiklerimizi anlatmaya.
Benimkisi
sadece gördüğüm cenneti, fani bir dilde anlatmaya çalışmaktan ibaret
şimdi.
Masal anlatmak
değil, masal yaratmaktı babamınki.
Benim kıkır
güldüğüm, halen unutamadığım masallar.
Birde ben ne
yaptım ki sen büyürken bir tek masal anlattım der. Baba olmak
mütevazi olmaktır belki de ondan der.
Çünkü çok şey
yaptın baba hem de hiç altını çizmeden yaptın. Evet, çok kolay
olmadı bazı şeyler. Ama artık biliyorum ki çok istersem
yapamayacağın hiçbir şey yok şu hayatta. Güçlü olsam da azcık
zayıf düşsem de güvendiğini hem de sonsuz güvendiğini birlim.
Kocaman kalbinle
beni çok sevdin. Bende sevilebilir bir şey olduğumu bu sayede
bildim.
8 yaşımda ilk
çam ağacımı getirirken, pul koleksiyonu yapayım diye ilk günden tüm
albüme yetecek kadar harika pullarla gelip beni o zahmetten
kurtarırkenJ canımın ne istediğini hissedip yolundan dönüp kestane
alırken, ben sahnedeyken sen gözyaşlarını tutamazken… Film şeridi
gibi akan bir “baba” serim var benim içimde. Tüm yaşattıkların ve
yaşatacakların için bir kez daha tüm kalbimle sana teşekkür ediyorum
babişkom…
Pudra Kokusu: Aslına bakarsanız anneme karşı babamla olan
ittifakımızı da yazmak isterdim o artık başka sefere :)

ferahmekanim@gmail.com

|