Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

   

BU HAFTA  ( 28 Ocak- 3 Şubat 2008 )

 

Ocak ayının sonuna gelmişiz bile. Daha dün konuşmamış mıydık?  2008’e dair umutlarımızı, dileklerimizi paylaşmamız iki üç gün önce değil miydi?  

Bugünlerde, aslında bugünlerde değil sanırım bir iki senedir var bu endişem;  zamanı yakalayamıyorum. Öyle hızlı koşuyor ki. Telaştan çekinirim ben, alelacele yapılan her şey eksik kalmış, telaşla yetiştirmeye çalışırken üzerinde defolar oluşmuş gibi gelir. Pratiklik ve çabukluğu severim bir yerde ama zamanın bu hızlı temposuna yetişemiyorum, yıllar akıp gidiyor tutamıyorum. Bu endişemi paylaştığım arkadaşlarımda da aynı şikayet. İnsan ömrünün geçtiği yolda bir yerde bir buton var bence, o noktadan geçerken basınca o butona insanoğlunun hayatı daha hızlı akmaya başlıyor. Önümüzdeki yaşlarımızda karşımıza çıkacak bir buton daha yoktur umarım, bu kadar hız yeter...

Geçen zamanı iyi değerlendirmek gerek. Her anın tadını çıkarmak, yaptığın her şeyden haz almak, çocuklarımızla sevdiklerimizle doya doya yaşamak, yaşam koşusuna çeşitli tatlar katmak gerek.

 

Bu haftamıza yeni tatları ekleyelim o halde...

 

Tiyatro ( bu hafta sadece yetişkinlere )

 

Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu’nda geçen hafta gösterime giren bir oyun “ Tatlı Kaçık ” bu hafta da izleyicilerini bekliyor. Feyha Çelenk, İbrahim Şahin, Betül F.Gökçer, Kemal Okur, E.Cihan Büyükışık, Yunus Emre Kılınç ‘ın rol aldığı oyunu John Patrick yazmış ve Mustafa Kurt yönetiyor. Tatlı Kaçık, Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri saat 20.30’da izlenebilir. Oyunun konusuna gelince;

 “İnsanları dolandırarak para kazanan üç sevimli sahtekarın yolu günün birinde tesadüfen bir çöplükten geçer. Hayatını çöp toplayarak devam ettirmeyi seçen Opal Kronkie ile tanışmaları da bu üç dolandırıcıyı kolay yoldan zengin olma düşüncesi ile yeni planlar yapmaya iter. Ama hesaba katmadıkları küçük bir ayrıntı, - Tatlı Kaçık - onların hayatını değiştirecektir…”

 

Tayyare Kültür Merkezi’nde ise Bursa Büyükşehir Belediye Tiyatrosu’nun sahneye koyduğu bir oyun var: Çocuğum.

29 Ocak Salı ve 31 Ocak Perşembe günü saat 20.30’da izleyebileceğiniz

Ünlü Amerikalı vodvil yazarı Margaret Mayo tarafından yazılan Çocuğum, evlilik ilişkisi ve kıskançlık zerine yazılmış en iyi komedilerden biri olarak anılıyor.

E. Ertan Akman, Nihal Türksever, Müge Açıkdüşünenler , Altuğ Görgü, Bülent Uçar, Nilgun Türksever Görgü, Didem Hun, Ebru Ergüç, M. Eren Topçak’ın rol aldığı oyunda, eşinin kıskançlık krizlerinden kurtulmak için sürekli yalan söyleyen ve her yalanını bir başka yalanla saklamaya çalışan bir kadının neden olduğu olaylar dizisi, komik bir anlatımla sahneye aktarılıyor.

 

Sergiler

28 Ocak ( bugün)  – 2 Şubat  Asimet Dolmaseven’in  Cemal Nadir Sanat Galeri’sinde Dekoratif El Dokumaları sergisi. ( TKM )

Cep Sanat Galerisi’nde ise 2 Şubat’a kadar sürecek Celil Hançer yağlı boya resim sergisi. ( TKM )

 

 

Sinema

 

Bu hafta vizyona 4 yeni film girdi.

Don Kişot; 2007  yapımı bir animasyon. Ailecek izleyebileceğiniz bir komedi macera.

İçerde; gerilim komedi türü bir film denilmesine rağmen kimsenin filmi bitiremediğini öğrendim. 2007 Fransız yapımı olan bu filme korku filmi diyebiliriz sanırım. Filmin yönetmeni Alexandre Bustillo ve oyuncular Béatrice Dalle, Alysson Paradis, Nathalie Roussel.

 

Ulak; bir Çağan Irmak filmi. Son dönem yönetmenlerinden olan Irmak, bu filmle de yeni bir başarıya imza atmış görünüyor.

Çetin Tekindor, Yetkin Dikinciler, Hümeyra, Şerif Sezer’ in rol aldığı filmde, düzeni bozulmuş bir köye gelen seyyahla birlikte gelen sırlar konu oluyor.

 

* Ben Efsaneyim bu hafta eleştirmenlerin de önerdiği bir film. Francis Lawrence’ın yönettiği 2007 ABD yapımı bir bilim kurgu. Will Smith , Salli Richardson, Alice Braga, Paradox Pollack’ın rolleri paylaştığı filmde;

Robert Neville (Will Smith) çok başarılı bir bilim adamıdır, ama o bile, durdurulamayan, tedavi edilemeyen, insan yapımı o korkunç virüsü (KV Virüsü) kontrol altına alamamıştır. Her nasılsa virüse bağışıklık gösteren Neville, New York şehrinden, hatta belki dünyadan arta kalan yerde, hayatta kalmış tek insandır. Neville üç yıl boyunca inancını yitirmeden her gün telsiz mesajı göndererek, umutsuz bir şekilde, hayatta kalmış başka insanlar bulmaya çalışır. Ama yalnız değildir. Salgının mutanta dönüştürdüğü kurbanlar, yani “Virüslüler” karanlıkta pusuya yatmış…Neville’in her hareketini izlemekte…ölümcül bir hata yapmasını beklemektedirler. Belki de insanoğlunun son ve en iyi umudu olan Neville’i ayakta tutan tek şey kendine düşen görevi yerine getirme arzusudur: Kendi kanını kullanarak virüsün etkilerini tersine çevirecek bir tedavi bulmak. Ama karşısındakilere karşı sayıca az olduğunu bilmektedir… ve zamanı da hızla tükenmektedir.

 

Kitap

 

Ayşe Kulin ve kitabı “ Veda – Esir Şehirde Bir Konak “ dikkatimi çekiyor bugünlerde. Yeni çıkanlar rafından çok satanlar rafına atlamış durumda şu sıralar.

Ayşe Kulin’in yalın , akıcı dilini düşününce ve kitabın konusunu da okuyunca içine girilecek yeni bir dünya bulmuş oldum. 

 

“ Osmanlı’nın son günleri…Eli kolu bağlanmış bir padişah…İşgal altında bir İstanbul…Ve… Esir şehirde bir konak…
Ayşe Kulin, Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde, işgal altındaki İstanbul'da bir konakta yaşananları anlatıyor bu kez. Son Maliye Nazırı ve ailesi aracılığıyla o dönemin resmini çizen Veda, çökmekte olan bir tarih ile yeni bir gelecek arayan Milliciler arasında sıkışan o dönem Osmanlı aydınının da öyküsünü dile getiriyor. Ayşe Kulin'in her zamanki ustalıklı ve sürükleyici üslubu ile okurlarının elinden bırakamayacakları bir kitap bu. Günümüz Türk edebiyatında neredeyse eşsiz olan, biyografik veriler ile roman tekniğini birleştirmekteki ustalığını bir kez daha sergileyen Kulin, bu kez bir İstanbul öyküsü bir imparatorluk tarihini birlikte ele alıyor. “

 

Alışveriş

 

İndirim çılgınlığı başladı. Korupark’taki mağazalarda  % 70’lere varan indirimler var.

Adresi Korupark olarak gösterince size bir mağaza önermek istiyorum: Tchibo. Bu mağazada 15 günde bir konsept değişiyor. 15 gün banyo aksesuarları ve banyo tekstili ürünlerini sunarken, 15 gün sonra konsept değişiyor mesela yatak odasında kullanabileceğiniz ürünleri bulabiliyorsunuz. 15 gün sonra yine farklı bir tarz. Galiba insanlar bu şekilde sürekli uğruyorlar mağazaya, acaba bu sefer neler geldi diye, benim gibi meraklılara arkası yarın dizisi gibi bir şey Tchibo.

Değişmeyen tek şey nefis kahve çeşitleri, çok büyük olmayan bu mağazanın bir köşesi kafe. Siz alışverişinizi yaparken eşiniz oflayıp poflamasın, otursun kahvesini içsin.

 

Ve haftanın son sözü, bu söze kesinlikle katılıyorum ...

 

Ne kadar uzun yaşarsanız yaşayın; ilk yirmi yıl ömrünüzün en uzun yarısıdır.   SOUTHEY 

 

Melis’in son sözü :

Anne bak mandiliba ( mandalina )

 

 

Mutlu bir hafta dilerim, sevgiyle sağlıklı kalın,

Gönenç Topçular