Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

   

BU HAFTA

 

Geçen hafta çok güzel geçti benim için. Melis iyileşince yerine gelen keyfim 7 Şubat Perşembe akşamı katıldığım bir yemekle iyice perçinlendi.

Bursaspor Kulübü’nde çalıştım şimdiki işimden önce, 10 seneye yakın. Kulüpten evlenince ayrıldım ama gönül bağım kopmadı Bursaspor camiasıyla.

Bir taraftar platformu var Bursaspor’un: Bursasporum.com. Bu yıl 4. yaşlarını kutladılar ve her sene olduğu gibi bu sene de geçen yılın en iyilerine ödüller verdiler. Eski futbolcumuz ve teknik direktörümüz Nejat Biyediç’e vefa gecesiydi bir yandan da o gece.

Nejat hocam, 45 yıllık tarihi olan Bursaspor’un 23 yılını Bursaspor’la birlikte geçirmiş. Acı tatlı bir çok anıyı paylaştığımız Nejat hocam geçtiğimiz yıl ne yazık ki lösemiye yakalanmış ve ilik nakli olmuştu. Bu süreçte Bursaspor camiası kendisini yalnız bırakmadı, o da bu sevgiyi karşılıksız bırakmadı ve sağlına kavuştu bu günlerde. İlgilenenler, Nejat hocanın Bursaspor’da yaşadığı en güzel zamanları İnter Toto Kupası’nda yaşadığımız 94-95 yıllarındaki unutulmaz başarılarla hatırlar. Bursasporlular o yıllara ait yaşanan coşkuyu hala özlemle anar. O kupada oynayan takım kadrosundan futbolcu arkadaşlarım da vardı gecede. Hasret giderdim her biriyle. Nejat hoca için bazıları 1000 km. uzaktan gelmişti. Kendisi için hazırlanan çok güzel bir kliple ağladı hocam, bu sevgi karşısında ne diyeceğini bilemedi, konuşamadı.

Vefa denen şey ne güzel...  Gösteren ve gösterilen için...Çok etkilendim çok keyif aldım bu geceden bir Bursasporlu olarak.

Bursasporum.com ekibi camiaya örnek olacak bir vefa gösterdi imparatoruna. Ben Bursalı Annelerimiz huzurunda da teşekkür etmek istiyorum onlara. Vefa borcumuz olduğu insanları unutmamak gerektiğini de gözler önüne serdikleri için kutluyorum. Diliyorum ki, hepimiz böyle güzel duygularla anılalım.

 

Bu haftaki etkinliklere gelince;

 Tiyatro

Yetişkinlere:

 

Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, 12 Şubat 2008 Salı günü saat 20.30’da Tayyare Kültür Merkezi’nde yeni oyunu Fay Hattı ‘nın prömiyerini yapacak.

Oyunun konusu şöyle:

17 Ağustos depremini izleyen o kara günler. Uzun yıllardır evli Sibel ile Ahmet ve on iki yıldır üst katlarında oturduğu halde, ancak deprem vesilesiyle tanıştıkları komşuları Murat.
Karı koca, sıcak ve güvenli yuvalarında deprem felaketzedelerine gönderecekleri giysileri seçerken, yeni bir sarsıntı olur. Bu sarsıntı, aynı zamanda onların bir anlamda yaşamlarının da sallanması anlamını taşıyacaktır. Sahip olduklarını sandıkları hemen hiçbir şey sahici değildir. Ne hırsıza karşı üstün korumalı evleri, ne de evlilikleri. Hiçbir şey...

Behiç Ak’ın yazdığı Fay Hattı’nı E.Ertan Akman yönetiyor.

 

18 Şubat 2008 Pazartesi günü saat 20.30’da yine  Tayyare Kültür Merkezi’nde sergilenecek güzel bir oyun var : Tak Tak Takıntı

Laurent Baffie’nin yazdığı oyun Ali Poyrazoğlu tarafından uyarlanıp yönetiliyor.
Oynayanlar: Ali Poyrazoğlu, Bülent Kayabaş, Şebnem Özinal, Özdemir Çiftçioğlu, Berrak Kuş, Eser Ali, Kerem Coro
Büyük doktorlar çatlağın, delinin, üşütmüşün, takıntılının altında yatan insanı görmenin, keşfetmenin, düzeltmenin yollarını arıyor. Ya bunların hepsi zincirlerinden boşanıp aramıza karışırsa?
Peki, şu anda tiyatroda, yanınınızda oturan, kafayı üşütmüşün, çatlağın tekiyse ne olacak? Her yer delilerle dolmuşsa?
Tak tak takıntılılar
Üşütükler
Kafayı yemişler
Yemek üzere olanlar
Çat çat çatlaklar...

TAK TAK TAKINTI, gündelik yaşam içinde kıyısından geçtiğimiz, farkına varmadığımız, sıradan sandığımız küçük olayları örtülerinden sıyırıp önümüze koyan muhteşem bir güldürü. Küçük Prens, aslolan göze görünmez diyor. TAK TAK TAKINTI, göze görünmeyenin peşinde bir güldürü.
Saplantılarından kurtulup, kendine yeni baştan başlamanın yolunu keşfedenler, kurulu düzen hapishanesinden kurtuluyor; içlerine tıkıldıkları hücrenin duvarlarını yıkıyor... Ve Ali Poyrazoğlu bizleri şu şekilde davet ediyor oyuna :

Güneş doğuyor içlerine...
Bırakın, doğsun güneş...
Oyuna gelin, birlikte kaçalım hapishaneden.

 

( TKM : 220 88 47 )

 

Çocuk Oyunu :

“Kuşbakışı “

Feraizcizade Oda Tiyatro’sunda sergilenecek oyunun konu içeriğinde,

“ Çalıştığı sirkten beceriksizliği yüzünden kovulan palyaço’nun artık ne bir işi ne de bir dostu vardır. Fakat gezerken karşılastığı küçük bir kuş bütün yaşamını değiştirecektir. Nasıl mı?...” sorusunun yanıtlarını bulabiliriz miniklerimizle.

14 Şubat 2008 Perşembe günü saat 11.00 ve 14.00’da sergilenecek oyunu yazan ve yöneten Altuğ Görgü. Oyunda rol alan isimler; Müge AÇIKDÜŞÜNENLER, Ebru ERGÜÇ,Nilgün TÜRKSEVER GÖRGÜ ve  M. Eren TOPÇAK

 

Bu hafta bir çocuk oyunu daha var  Feraizci Oda Tiyatrosu’nda: Sevdalı Bulut.

Nazım Hikmet’in unutulmaz masalından Ebru Kara’nın uyarlayıp sahneye koyduğu Sevdalı Bulut, bir gölge oyunu ve 6 yaş ve üzeri çocuklara hitap ediyor.

Oyunumuz, dervişin anlattığı bir masalla başlar. Derviş neyi üfledikçe neyin deliklerinden Ney ülkesi ve kahramanlarımız ortaya çıkarlar. Ney ülkesinin en zengin ve zalim adamı Kara Seyfi’nin, güzel Ayşe kızın ve ona aşık Sevdalı Bulut’un masalıdır bu. Kara Seyfi bütün Ney ülkesine sahiptir, Ayşe kızın güzel bahçesi dışında. Ne yapıp edip bu bahçeye sahip olmak ister. Oyun boyunca bu savaşı ve Sevdalı Bulut’un sevgisi adına Ayşe kıza nasıl yardım ettiğini görürüz.

15 Şubat 2008 Cuma günü saat 11.00 ve 14.00’da izlenebilir. (Feraizcizade Oda Tiyatrosu : 222 89 10 )

 

 

Sergiler

 

Geçen hafta,  Ara Güler’in “ Alınteri” sergisinden bahsetmiştim kısaca. Sergi,16 Şubat 2008 Cumartesi günü sona erecek. Kaçırmak istemeyenlere bir hatırlatma yapmak istedim.  60 yıllık alınterinin ürünü olan ve sergide yer alan fotoğraflar, 60 yıllık alınteri sahiplerine ışık tutuyor. Çoğunluğu siyah beyaz olan ve Ara Güler’in 1947 yılından bu yana çektiği fotoğraflardan oluşan sergi; hamalından balıkçısına, kadın işçisinden çocuk emekçisine, fabrika ortamından amele pazarlarına kadar onlarca farklı iş kolunun geçmişini anlatan görsel bir tarih kitabı niteliğinde.

 

Konser

Bilet bulma açısından yararlı olacağı için önümüzdeki haftaların iki konserini şimdiden haber vermek istiyorum.

25 Şubat 2008 Pazartesi akşamı, Tayyare Kültür Merkezi’nde Grup Gündoğarken konseri.

29 Şubat 2008 Cuma akşamı, yine Tayyare Kültür Merkezi’nde Feridun Düzağaç konseri.

(TKM : 220 88 47 )

 

 

Sinema

 

Üç yeni filmimiz var bu hafta vizyona giren.

İlki;

Charlie Wilson`un Savaşı ( Charlie Wilson`s War )

Film, 2008 ABD yapımı bir dram.  Tom Hanks, Julia Roberts ve Emly Blunt’un başrollerde olduğu filmin yönetmeni Mike Nichols.

Charlie Wilson, Afganistan savaşı sırasında Pakistan`a ABD desteğinin sağlanmasında önemli rol oynayan Teksaslı kongre üyesidir. Joanne Herring ise Pakistan Devlet Başkanı Ziya Ül Hak`ın yakın arkadaşı ve sırdaşıdır. Herring asilere destek sağlaması için Wilson`ı etkileyen sağ kanat Houston sosyetesine mensuptur.

 

İkinci film, yerli bir yapım ve gerilim : Semum

27 yaşındaki Canan Karaca ve kocası Volkan Karaca yeni aldıkları büyük bir eve taşınırlar. Her şey çok iyi giderken bir gün sebebini bilmediğimiz bir şekilde Canan’a garip şeyler olmaya başlar. Canan yavaş yavaş başka bir varlığa, kendisine hükmetmeye başlayan bir yaratığa dönüşmeye başlar. SEMUM kendisine hedef olarak neden Canan’ı seçmiştir ve ona ne yapacaktır? Sıradan bir insan için cehennemin kapısı nasıl açılır?

Filmde, Sefa Zengin, Ayça İnci, Burak Hakkı ve Nazlı Ceren rolleri paylaşıyorlar. Yönetmen, Hasan Karacadağ.

 

Ve son filmimiz yine bir yerli yapım ve komedi dram : Son Ders : Aşk ve Üniversite

Ferhan Şensoy, Ece Uslu ve Ege Aydan’ın rol aldıkları 2008 yapımı filmin yönetmeni Mustafa Uğur Yağcıoğlu.

Yurt dışından gelen bir Türk öğretim görevlisi üniversitedeki müfredatla sınırlı kalmaz. Bu yeni hoca iddiasızdır, “İlk dersimiz kimsenin buradan alınacak derse ihtiyacı olmadığı” diye başlar. Ancak öğrencilerin ve özellikle de bir tanesinin onu fark etmesi ile bambaşka bir dünya açılır önlerinde. Saffet Hoca’nın geçmişi ile üniversite öğrencisi Ulaş’ın hayatı garip bir şekilde kesişir.

 

Kitap

 

Kişisel gelişim kitaplarından bir önerim var bu hafta : Herşey Seninle Başlar.

Mümin Sekman’ın yazdığı bu kitap, 2006’da basılmış ama bu aralar gündeme gelmiş görünüyor. Kitabın arka kapağındaki tema şöyle:

Çaresizlik öğrenilmiştir.Başarılı olmak da öğrenilebilir.Sende sandığından fazlası var! Gelebileceğin en iyi yerde değilsin.Yeni bir hayat için gereken, yeni bir akıldır.Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman yoktur. Rüzgarı suçlamayı bırak, yelkenleri kullanmayı öğren! Seyirci koltuğundan sıkıldıysan, sahneye çık.Zirvede her zaman bir kişiye daha yer var. Her şey seninle başlar!Başkaları yapabildiyse, sen de yaparsın.Hayatta ya tozu dumana katarsın,Ya da tozu dumanı yutarsın.Seçim senin.

 

Şu sıralar motivasyona ihtiyacınız varsa bu kitap tam size göre.

 

Bir alıntı

Ananda bir gün Buda'ya:

"Kutsal hayatın yarısı dostluk, Güzel'le birlik, yakınlık kurmaktır" diyordu.

Buda buna şöyle karşılık verdi:

"Öyle deme, Ananda. Bu senin dediğin kutsal hayatın yarısı değil, tümüdür.

Güzel'le dostluk, birlik, yakınlık kuran bir kimseden ancak yararlı şey beklenir."

 

Melis’ten...

Yazımın başında bahsettiğim Bursaspor gecesinden dolayı eve geç gittik, o saatte Melis uyumamış bizi bekliyordu. İlk kez özledim kelimesini kullandı, ötledim diyerek.

 

14 Şubat Sevgililer Gününüz sevgi dolu geçsin.

 

Herkese mutlu haftalar dilerim.

 

Sevgiyle sağlıklı kalın.

 

Gönenç TOPÇULAR