Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

     

 

 

BAL ARISI                                                                                   18 Mayıs 2009

SENDEN, BENDEN, BİZDEN...

Merhabalar,

Bugün, hayattan bir şeyler yok bu satırlarda. Bugün, benim için hayatın ta kendisi var. Bugün doğuşuyla dünyamı değiştiren bir tanem, bal arım, kızım Melis’im var.

Bugün 3 olduk. Ben de kızım da 3 yaşımızı doldurduk, doğum günümüz.

Tarifi yok bu sevginin, her anne gibi ben de sözcüklere sığdıramam. Öyle anlamlı ki, yazacağım her bir kelime anlamsız geliyor. Daha daha pekiştirmek, daha güzel kelimeler seçmek için uğraşıyorum dünden beri ama yok. O yüzden, dün Evlilik Hazırlıkları ve Mobilya Fuarı’nda yer aldığımız Bursalı Anneler standında sevgili İde’den gecikme izni aldım J ( Bu arada fuar, 20 Mayıs Çarşamba günü sona erecek, gitmeyenler mutlaka fuarı ziyaret etsin ve standımızda Bursalı Anneler’le tanışmayı unutmasın. )

Baştan mı başlamalı? İlk günden belki de.

Bal arımı bekleyiş zorlu bir süreçti, neredeyse hamileliğimin yarısı yatarak geçti. Canım doktorum Türkan, arkadaşım oldu bu süreçte, hala da öyle. Bak Gönenç dedi, bu çok kıymetli bir bebek, neden? çünkü yaş kemale ermiş 35 olmuşsun. Bu saatten sonra kaybetmek istemeyiz bu bebeği, yatacaksın, hem de hiç kıpırdaman yatacaksın. Yatmak ne demek ki, on seneye yakın öyle bir tempoda çalışmıştım ki, yıllık izin kullanmadığım kaç yıl vardır sayamadım bile. Günde ancak 5 saat uyuyabilen ben mi yatacaktım, nasıl olacak bu iş? Evet normalde hamile olmasaydım da başka bir rahatsızlık sebebiyle bunu deseydi Türkan, itiraz ederdim. Mırın kırın bile edemeden paşa paşa yatağıma döndüm.

Ben yattıkça bizim bal arısı da tembel oldu çıktı, doğum vakti geldi ama Melis hiç de gelmek istermiş gibi değildi, aslına bakarsanız ben de hiç şikayetçi değildim.  Biz ana kız gayet uyumlu yaşadık bir bedende. O yüzden de Melis sezeryanla doğdu. Bu süreçte ikimiz de oldukça büyüdük, hem bedenen hem ruhen. Dinlenmek canım kızıma da iyi gelmiş olacak ki 3.650 kg ve 52 cm. olarak doğdu.  3 yıl önce bugün, hayat değişti, renkler değişti, kullandığım kelimeler değişti.

Hayatta en sevdiğiniz şeylerin, anne olduktan sonra hiçbir öneminin olmadığını görmekmiş annelik. Merhaba annesi bak güzel kızınla tanış dedikleri anda, siliniverirmiş her şey. Ne büyük bir aşkmış meğer. Minicik ellere, düğme kadar buruna, şaşkın şaşkın bakan o koca gözlere bakar bakar ağlarmışsınız. Dünyadaki tüm aşklar belki bir gün bitermiş ama minicik yavrunuza duyduğunuz aşk asla bitmez, aksine her gün daha da büyürmüş. Her hareketini radar gibi takip eder, vücudunun yaydığı her sinyali fotoselli alet gibi alır ve anında harekete geçermişsiniz. Kucağınıza aldığınızda anında bir termometreye dönüşüverir, ateşi var mı yok mu hemen anlarmışsınız. Bir bakışından ne istediğini anlayacak kadar müneccim olurmuşsunuz. Normalde evinizin temizliğine bu kadar dikkat etmezken belki de, yavrunuzla birlikte ilk adımı evinize atar atmaz o ev artık bir ev değil, hijyenik bir laboratuvar olurmuş.

Bu an itibariyle eşiniz dostunuz nihayet kafanızı sıyırdığınızı düşünür. Ve her gün, o sizden, siz ondan bir şey öğrenirsiniz. Bir tek gülüşüne dünyaları verirsiniz. Hastalığını anmıyorum bile. İlk adımını olimpiyat rekoru kırmış gibi karşılarsınız. Öğrenirsiniz, ilk anne dediğinde gülerken ağlamanın ne olduğunu, öpücüklerinde dünyanın da cennet bahçesi olabileceğini...

Konuşmaya başladıkça, anlattıkça, yeni yeni şeyler öğrendikçe  bitmez, bu büyük sevgi artar dağlar olur, hiç eksilmez.

İyi ki doğdun canım kızım, iyi ki beni seninle var ettin. Sen benim, aşkım, nefesim, hayat pınarımsın. Ömrün uzun, sağlıklı, mutlu ve bereketli olsun.

Nice mutlu yıllara Melis Ayşem.

 

Melis’ten

Pazar günü öğleden sonra Tüyap’taki Evlilik Hazırlıkları ve Mobilya Fuarı’nda bulunacağımız için, sabah erkenden kalkıp evdeki işlerin, Melis’i hazırlamanın ve tabii ki ilk önce kahvaltı etmenin telaşındayken, balkonda kahvaltı yapalım mı dedim. Hava çok güzeldi. Hevesle balkonu hazırladık ama balkonda bir misafirimiz var. Yaklaşık bir ay kadar önce, bir kumru saksıdaki çiçeklerimizden birini yuva yaptı kendine. Bir de yumurtaları vardı. Böyle olunca, kendisini rahatsız etmemek için uzun süre balkona çıkmadık. Geçen hafta yumurtalardan biri kırıldı ve içinden çirkin mi çirkin bir kumrucuk çıktı. Yavru da çıktığına ve havalar da iyice ısındığına göre çıkabiliriz balkona dedik ve kahvaltıyı hazırlamaya koyulduk. Tabii ki kumruların varlığı Melis için büyük merak konusu. Barbekü üzerindeki saksıyı ve yuvayı Melis’in görebilmesi için sık sık kucağımızda kaldırıp göstermemiz gerekiyor. Yine kumruyu görmek istedi, yavruya bakayım mı ben diye. Babası kaldırdı omuzlarında. Melis, dikkatle biraz daha büyümüş ancak hala uçamayan yavru kumruyu incelemeye başladı.

-       Tüyleri çok olmuş bunuuuuunnn.

-       Çok çirkin değil mi babacım, dedi babası.

-       Hayııııırrr çok güzeelll, yavrular güzeldir hep demi anneee?

 

Evet kızım, dünyadaki bütün yavrular çok güzeldir, tıpkı senin gibi J

 

Sevgiyle sağlıklı kalın.

 

Gönenç TOPÇULAR