Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

     

 

BAL ARISI                                                                            25.05.2009

Senden, Benden, Bizden...

Merhaba,

Bursalı Anneler olarak, çocuklarımızı yetiştirirken dikkat ettiğimiz önemli bir nokta var :  Doğru Türkçe kullanmak. Web sitemizin en altında Türkçemizin doğru kullanılmasıyla ilgili bir  tanıtım da var, mutlaka görmüşsünüzdür. Yazılı ve sözlü anlatım kendimizi ifade ederken kullandığımız en geçerli yollar. Birbirimize sesleniş ve konuşma tarzlarımız taa küçüklükten başlayarak kişilik belirtilerini de veriyor ayrıca.

Sık sık internet yoluyla  iletişimde hasıl olan bir takım kısaltmaları aramızda da çok eleştiriyoruz. Çok zor olmasa gerek “ iiii” yerine “ iyiyim” diyerek düzgün şeklini yazmak. Açıkçası ben o kısaltmaları kendime göre şöyle yorumluyorum : Seninle yazışmaktan sıkıldım, uzun uzun anlatamayacağım, bu kısaltmalarla ne demek istediğimi anla gitsin.

Bir keresinde msn üzerinden bir arkadaşımla görüşürken, yazışmamızın sonunda “ kib” yazdı ve yazışmadan ayrıldı. Üçlü konferanstı yazışmamız, üçüncü arkadaş ve ben kaldık, kib ne demek anlamamıştım ilk etapta. Dedim ki bu ne demek şimdi, iyi bir şey mi kötü bir şey mi? Sen anladın mı? Yok dedi ben de anlamadım. Bir iki dakika “ kib” nedir diye düşündüm. Sonradan sanırım bu kib  “kendine iyi bak” demek diye yazdım arkadaşıma, tabii ya sanırım öyle demek istedi dedi arkadaşım ve halimize güldük.

Benim ve benimle aynı kanıda olan bir çok kişinin dilimiz üzerindeki bozulmadan rahatsızlığının giderilmek bir yana, artarak devam etmesi ne üzücü.

Dil ile bağlantılı olmakla birlikte, görgü ve nezaketinde yavaş yavaş elden gittiğini düşünüyorum artık. Hafta sonlarımız genellikle aile büyüklerimizle geçiyor. Cumartesi gecesi yine bir aradaydık. Yemekte sohbet ederken, yeğenlerimden 9 yaşında olanın anlattıkları tüylerimin diken diken olmasına yetti de arttı bile. Okulda erkek çocuklar birbirine aga diye hitap ediyormuş. Aga mı ? dedim. Evet yengeciğim, “ kanka, aga, akraba “ falan dedi. Bir de örnek verdi, sıra arkadaşı sınıfta mesela silgi isterken  “şu silgiyi versene aga” diyormuş. Kızlar da böyle sesleniyor birbirine dedi.  Arkadaşım kelimesine ne oldu? Verir misin nezaketi nereye gitti?  Küçücük çocukların birbirine hitaplarına inanamadım. Abimin bir arkadaşı var kız, o hep öyle diyor diye ekledi. O da zaten erkek gibi denildi. Erkek olsa da bu hitap doğru mudur? Erkek olması bu kaba hitapları geçerli mi kılar? Bu da ayrı bir mesele.

Hep dejenere gençlik derken, daha küçük yaşlarda olanların da git gide dejenere olduğunu o ana kadar fark etmemiştim.

Bu zamanda oluşan, kendilerine de tiki gençlik yakıştırmasını sanki çok iyi bir şeymiş gibi yapıştıran gençlikten sonra, ne oluyor bu çocuklara? Bu hitapları anne babalar hiç duymaz mı?

Bu mesele yemekteki sohbetimizde konuşulurken bile, Melis’in kabaran kulakları duymasın diye konuyu kısa kesmek istedim ama meraklı kızım hemen seçti bile kelimeyi onca lafın içinden. Ne demiş anneee derken, babası abla demiş kızım diye geçiştirdi ve kapadık konuyu.

Çocuklarımızın önünde iyi örnek olmayan televizyon programları, büyükler, ablalar, abiler oldukça bunların olmaması mümkün mü?  Çok güzel ve kullanılabilir bir dilimiz varken, ahlaki değerlerimiz varken, saygı ve sevgi toplumumuz için bu kadar önemliyken -ki artık bundan şüpheliyim - , nereye gidiyor ki değerlerimiz? Hanımefendi, beyefendi olmak sanki ayıp olmaya başladı. 8-9 yaşlarındaki çocuklar şimdiden birbirlerine aga diye hitap ederken büyüdüklerinde kim bilir ne diyecekler?

Anne ve babalar, geleceğin çocuklarımız için yaşanabilir olmasını diliyorlarsa, şimdiden onların da toplum içinde yaşayabilir davranışlar kazanmasına mutlaka önem vermeliler.

Bu hafta en büyük dileğim bu.

 

Melis’ten

Eğer bir kızınız varsa anne olarak siz modelsiniz ona, oğlunuz varsa da babası model. Ancak bazen modeli beğenmeme gibi bir sorun ortaya çıkabilir, bizde olduğu gibi.

Ben ki zamanında, aslında  çok değil üç yıl öncesine kadar kilolu biri değildim. Şimdilerde oldukça fazlam var, ne yalan söyleyeyim bu fazlalık 20 kg. kadar. Bundan ruhen ve bedenen çok rahatsızım zaten ama Melis’in dikkatini çektiğini bu sabaha kadar fark etmemiştim.

Dışarı çıkmak için hazırlanırken kilolar nedeniyle onu mu giysem bunu mu giysem sorunu ziyadesiyle uzadığı için olsa gerek, sıkıntıdan patlayan Melis sonunda lafını da patlattı :

Sen de bomba gibi olmasaydın anneee!

 

Hepinize mutlu haftalar, aydınlık yarınlar.

Sevgiyle sağlıklı kalın.

 

Gönenç TOPÇULAR