|

BAL ARISI
08.06.2009
Senden, Benden, Bizden...
Bir Babadan “ Büyüklere Masallar “...
Gün geçmiyor ki
gazetelerde ve televizyon kanallarında şiddet içeren, cinayet içeren
vb. haberlere rastlamayalım. Buhran geçiren bir toplumuz artık,
geçtiğimiz günlerde Adana’da yaşanan aile faciasını da izleyince
buna kesinlikle emin oldum.
Her sabah işlerime
başlamadan önce, internetten haberleri ve Bursaspor’u takip ederim.
Yine haberleri okuyup, moralim bozulmuş ve neden neden diye kendimi
soru yağmuruna tutmuşken
www.bursasporum.com sitesinin köşe yazarlarından Murat Tamzok’un
köşesine ilişti gözüm. Büyüklere Masallar başlığı altında, yine
Bursasporla ilgili ayrıntılar ve taraftar olarak galiba bize
anlatılan masalları bulacağım diye düşünüyordum ki okuyunca kendi
düşüncelerimle buluştum Murat Tamzok’un satırlarında. Sizi de bu
satırlarla buluşturmak için iznini istedim hemen kendisinden ve bir
kere daha teşekkür ediyorum Murat Tamzok’a.
İşte, bir babadan
“ Büyüklere Masallar “
:
“
İnsan
olarak gördüğüm lüzum üzerine seslenmek ihtiyacı duydum mütevazı
köşemden sesimin çıktığı kadarıyla belki faydam olur bu satırları
okumaktan zevk alan okurlara en azından diye.
Son derece doğal
bir şey oldu neredeyse cinayet, işkence haberlerini okumak..
Son olarak da
Adana’da yaşananlar...
Bu kadar olay
arasından sivrilip manşete çıkabilmenin olmazsa olmazı ise ne acıdır
ki katledilen kişi sayısı ve/veya cinayet şekli.
Ne insanlığın
açılımı tüm bunlara müsait,
ne Türklüğün
özellikleri,
ne de İslamiyetin
mesajları, enerjisi, evrensel bildirileri,….
Ama gel gör ki
ortalık kan gölü.
Çevremize şöyle
bir dikkatle göz gezdirdiğimizde ise gördüklerimiz, algıladıklarımız
iyice umutsuzluğa düşürür nitelikte bizleri…
Trafikte
yaşananlar, yakın çevrelerimiz, çocukların birbiriyle olan
diyalogları, elektronik yaşam tarzının son verdiği insani duygular
ve yiten diyaloglar, unutulan temaslar…
Aldığımız
her ürünle beraber çoğumuz mutlaka zaman
ayırıyoruz elimize tutuşturulan kullanım kılavuzlarına.
Ama çok büyük bir
azınlığımız ancak farkında olarak okuyor çocuk psikolojisini, çocuk
yetiştirmeye ilişkin psikoloji kitaplarını.
Cep telefonuna
verdiğiniz önemi çocuklarınıza vermiyorsunuz.
Sonuç ortada.
Bir de demiyor mu
önüne gelen ülkemi seviyorum diye.
İfrit oluyorum.
Bence ülkesini
seven insan önce kendini sevmeli, ışık olup saçmalı, numune olmalı,
Sonra çocuğu için
yırtınmalı, hayatını koymalı ortaya,
Bir eser
sunabilmeli insanlık alemine,
Sonra varsa
karısını yakın ailesini sevmeli saymalı, komşusunu sevmeli,
Sonra sokağını,
sonra mahallesini ve şehrini sevmeli
İşte memleket
sevgisi budur.
Mutlu ve donanımlı
bireyler, sarmaş dolaş olabilmiş aileler, temiz sokaklar,
estetik-gelişmiş-ruhu olan mahallelerin oluşturduğu pırıl pırıl,
hikayesi olan, insanlara ve YERKÜRE’ye vereceği bir şeyler olan
şehirler birleşerek öyle bir ülke oluşturur ki ortaya çıkan ülkeyi
SEVİYORUM diye haykırabilir o bütünün parçası olan her bir birey.
Sokağa tüküren,
evladına vakit ayırmayan, insanlık vasıflarını materyalist
değerlerle takas etmeyi tercih etmişlerin, ilimle bilimle alakasını
bilinçli bir tercih olarak kesmişlerin vatan sevgisinin geldiği son
nokta bu.
Ne olur
çocuklarınızı sevin.
Sevginin ölçüsü
ise vakit ayırmaktır.
Onlara vakit
ayırın.
Değer verin,
umursayın onları, başlarını okşamaktan – öpmekten korkmayın.
Sizin çocuğunuz
onlar ve hep hatırlayın ki sevginin fazlasının kimseye zararı
yoktur.
O sevmediğiniz,
ilgi göstermediğiniz, şefkat görmemiş yeterince sevmekten
korktuğunuz bireyler toplumun karşısına türlü türlü şiddet
gösterileriyle çıkıyorlar nihayetinde.
İntikamını
alıyorlar bir anlamda yılların.
Sevilmeyi
yaşamamış insan SEVMEYİ BECEREBİLİR Mİ?
Unutmayın sonradan
başa gelen aklın hiç kimseye faydası yoktur,
canlar yittikten,
yıllar geçtikten sonra.
Murat TAMZOK
www.bursasporum.com
Melis’ten
Havalar
güzelleşince balkon sefaları başladı. Melis’e sürekli sakın sarkma,
bu tarafta oyna direktifleri veriyoruz gözümüz üzerinde olduğu
halde. Hafta sonu babaannesinde de aynı tembihlerle karşılaşmış
bizimki, akşam yemeğinde annem anlattı.
-
Balkon kapısından
tembihledim, “ demirler yüksek ama sakın babaannecim çıkıp sarkma
olur mu Allah korusun” diye. Bir süre oynadı, baktım ki elindeki
bebeği balkon demirlerinin arasından aşağı doğru sarkıtıyor “ dedi.
-
Babaannecim napıyorsun ?
diye sormuş annem,
bizimkinde cevap :
-
Babannee on kere
söyledim sarkma diye, düşsün de aklı başına gelsiin “
Aklının başına
gelmesi gereken bir durum olduğu kavranmış, ama yine de dikkat.
Allah
çocuklarımızı kazalardan, kötülüklerden korusun. AMİN.
Sevgiyle sağlıklı
kalın.
Gönenç TOPÇULAR

|