Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

     

 

BAL ARISI                                                                                                   22.06.2009

Senden, Benden, Bizden...

Tam da gününe denk geldi bu haftanın yazısı.

Neden?

Çünkü, yıllaaar önce bugün dünyaya merhaba demişim. Doğum günüm bugün, 22 Haziran.

Ondan mı bu kadar severim Haziran ayını bilmiyorum. Çokça sebep de sıralayabilirim ayrıca. Yaz insanı olduğum kaçınılmaz. Doğum tarihiyle bile tescilli.

Yaş, yaşlanmak, yaşlılık. Gerçekten yaş kelimeler. İşimiz yaş ya, yazıya başlarken düşündüm de bir hayat değerlendirmesi mi yapmalı? Orta yaşın ortasında tam da.

Hani baktım da orta yaş genelde 35-45 yaş arası kabul ediliyor ya genelde. Yaşlanmaya az kaldı yani. Neler planlamışım, neler gerçekleşmiş, neler hayal olarak yerinde duruyor? Yazıyı yazarken yarına daha çok var diyerek erteleyebilirim de, hiç bir şey de ertelenmeye gelmiyor ki... Hayat su gibi gerçekten. Eskiden yakın büyüklerim bu konuda sızlanırken, amma da dramatize ediyorlar ya bu hayatı derdim. Dermişim yani bilemeden. Yaşadıkça anlıyor insan, elinden kayıp giden bir hayat. İyi insan olmayı becerip yaşayabilirsen ne mutlu, hayat da güler sana en içten haliyle. Yok, beceremiyorsan? İşte o zaman hayatta çarpar suratına en okkalısından. Gönlü rahat eyleyip, huzur vermeli ve de bulmalı akıp giden zamanda.

Derin bir nefes al, ver şimdi bakalım... Bak bakalım kaç olmuş : 38

Eh az zaman değil, yaşadıkça görüyorum, bir şeyler katılmış hayata, eksilen de olmuş arada ama olsun, işte bu da tecrübe ama tecrübeyi katmerlemek için daha uzun yıllar da var.

Nasıldı peki?

Nasıl olsun, sokaklarda bahçelerde doya doya geçen çocukluk ( en içten keşkemle:  keşke bizim çocukluklarımız da öyle bir çocukluk yaşayabilse )...

Sevgi dolu arkadaşlıklar, o zamandan bu zamana devam edebilmeyi başarmış dostluklar...

Bol bol kitaplarla, okuma sevgisiyle dolu...

En önemli zamanları eğitimle geçmiş, çok başarılı bir eğitim yaşamı olmasa da çok şey katmış...

Sevmiş, sevilmiş, kalp kırmış, kalbi kırılmış, aşık olmuş, aşkından perişan olmuş ama en sonunda biricik sevdiceği hayat paydaşını bulmuş...

İyisini kötüsünü, sevincini hüznünü hep paylaşmış, almış ama vermeyi de bilmiş, herşeyden çok insanı sevmiş, işini sevmiş veee en önemlisi ANNE olmuş, dünyası biricik  kızı olmuş...Şimdi hayat Melis’le dolmuş.

O’nunla daha da büyümüş, O’nunla “Bursalı Anneler” dostları olmuş, her gün şükretmiş  ve geçen bir yılla daha 38 olmuş.

Daha ne isterim?  Şimdiye kadar gerçekleşmemiş hayaller de gerçekleşir nasılsa, zaman hızla aksa da, yeter ki sağlık yerinde olsun en başta.

 

 

Melis’ten

 

- Anneemm.

- Efendim annecim?

- Çok özledim seni sen işteyken ( başı yana bükülmüş, yandan yandan gülen bir bakışla)

- Ah benim biricik balım, ben de çok özledim annecim ! ( bu özlemle içim erimiş halde )

- çok seviyorum annem senii, canıııım.

- Bir tanem balım, ben daha çok seviyorum annecim...( o kadar mutluyum ki, ne güzel bir şey bu )

- Tamam o zaman yemiycem yemeğimi tamam mı?

- ??!! ( bütün bu numaralar yemek yememek içindi demek, üç kağıtçı seni, yemek yememek için sevgi fışkırıyor her yerinden )  Aşkımız buraya kadarmış küçük hanım, o tabak bitecek!

 

Sevgiyle sağlıklı kalın.

 

Gönenç TOPÇULAR