Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

     

 

BAL ARISI                                                                             13 Temmuz 2009

 

SENDEN, BENDEN, BİZDEN...

İletişimsizlik...

Nedir yani iletişimsizlik? İletişim kopukluğu ya da iletişim eksikliğidir.

Bunu iletişimsizliğin meydana geliş şekline göre daha sert tanımlayabilir ya da tamlayabiliriz. Duruma eşlik edenler de  asosyallik, görgüsüzlük, kabalık, kibir, ukalalık ve benzeri şekilde uzayan bir listeyi oluşturur. Kısaca toplum için oldukça negatif bir durum. Zaten, iletişimsiz bir toplum da toplum olmaktan çıkar.  Bizim çıkmak üzere olduğumuz gibi...

Yüzlerce kitap, araştırma, bilimsel yayın vardır bu konuda. Yanı sıra iletişimin temelinde yatan psikolojiye dayalı, toplumun aç olduğu değerler gibi konularda her gün onlarca mail alıyoruz ayrıca. Diyoruz ki, yaa işte böyle olmalı aslında. Nedir temelde? Saygı ve sevgi.

Ardından sıralanıveriyor, hoşgörü, nezaket, anlayış.

Son zamanlarda eksikliğini hissediyor musunuz siz de? Ben çok hissediyorum açıkçası.

Bir kere her gün, toplu taşıma araçlarını kullanıyorum. Sabahın ilk saatlerinde başlıyorum gözlemlemeye. Bir telaş, bir gümbürtü, bir koşmaca. Her şey tamamen bireysel. Sanıyorlar  ki etrafta bir tek onlar var, başka kimse yok. Başkalarını rahatsız eder miyim endişesi hiç yok. Bu sabah mesela, vagonun diğer yarısında telefonla konuşan beyefendinin her söylediğini mecburen dinledik vagonca, diğer yanda güya sadece kendi dinlemek için kulağına taktığı ipodunda çalan her şarkıyı hiç tarzım olmadığı halde üç sıra önden ben ve çevremizdekiler dinledik. 20 dakika boyunca cıpcısss, cıpcıssss, cıpcısssss. Bir de merak ettim, hani o kadar hızlı bir ritim, insanın beyninin ayrışmış olması lazım tepki vermemek için. Benim kulağımda olsa - dinlediğime göre seviyorum ya - bir ritim tutardım herhalde başımla elimde olmadan. O müziğe, bu kadar da tepkisiz bir ifade, düşünmeden edemedim, belki de komik duruma düşmek istememiştir. Yine kendini düşünmüştür velhasıl. Ayrıca o kulağın durumunu da merak ediyorum, kulak zarları imdaaat diye bağırıyordur eminim.

Selamlaşma yok artık örneğin, kazayla selam verirseniz her sabah istasyonda karılaştığınız birine, ters ters bakabilir size. Hatta geçen gün selam verme yüzünden bıçaklanan biri vardı yine gazetelerde. Haliyle insan korkar oldu selam vermeye bile. Eskiden öyle değildi, her gün aynı saatte aynı otobüse bindiğimiz insanlarla selamlaşır, hatta aşinalıkla hal hatır sorar, ola ki bir gün otobüsü kaçırsa merak ederdik.  Çok değil bu yaşanan topu topu on sene önce.

Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Recep Altepe’yi bu konuda kutlamak isterim. Geçen aylarda farkettiniz mi şehrin her tarafındaki billboardları. Neredeyse ilk icraatı oldu Başkan’ın sanırım bu mesajlar. Herkesi selamlaşmaya davet eden mesajlar vardı panolarda. Halbuki, bizim gibi misafirperver, kadirşinas tanınan bir toplumda buna gerek bile kalmamalıydı. Bu kadar yabancılaşmamalıydık.

Ancak, uzun zamandan beri aslında yaşadığımız toplum içinde olması gerekenleri sadece uyarı  tabelalarıyla dikkate alır ve uygular olduk. Lütfen gürültü etmeyiniz, lütfen korna çalmayınız, lütfen inen yolculara öncelik tanıyınız, lütfen çöpünüzü yerlere atmayınız ve uzar gider.  Belki çok sert olacak ama bu uyarıları ehlileştirilmeye çalışılan ilkel kabilelere uygulamak normal olabilirdi, bizim gibi geçmiş değerleri ve kültürü  olan toplumlar ise bence utanmalı uyarı aldıkça. Bizim ihtiyacımız olan iletişim sadece. Empati kur, saygı duy ve sev. Bu kadar...

Çok zor olmasa gerek. 

 

Melis’ten

 

Hayat ne çabuk tarz değiştiriyor. Ben, bilgisayarla tanıştığımda 15 yaşındaydım. Kızımsa doğduğundan beri görüyor evde. Artık görmekle kalmıyor, öğrenmek, kurcalamak istiyor. Başlangıçta sadece resim boyadığımız web sitesi artık kızıma yetmiyor, daha da farklı şeyler yapmak da istiyor. Üç yaşındaki bir çocuğun, mausu bile doğumundan itibaren sanki onun hep kullandığı bir şeymiş gibi kullanmasını hayretle izliyorum. Yalnız terimleri öğrenmesi zaman alacak, daha doğrusu o terimleri kendi kafasında anlamlandırması.

Hatırlarsınız, bir ara maillerde dolaşan bilgisayar teknik desteği isteyenlerle, servisteki teknik elemanların komik diyalogları vardı. Aynı şeyi kızımla yaşayacağım hiç aklıma gelmezdi. Dün yine yarım saatliğine bilgisayar başına geçtik. Her zaman boyama yaptığımız bir web sitesi var, birlikte onu açtık, ancak özgür kalmak istedi Melis hanım.

-       Anne sen git ben boyarım.

-       Tamam, annecim sen kendin boya tabii ama önce şu pencereyi açmam lazım sana olur mu?

Bizim ki kıkır kıkır gülerek, eliyle odanın açık olan penceresini gösterdi.

-       Çok komiksin anneee, pencere açık yaaa !!

 

Sevgiyle sağlıklı kalın.

 

Gönenç TOPÇULAR