Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

     

                                                                                                                     09 Kasım 2009

 

SENDEN, BENDEN, BİZDEN... 

Başka Bir Gözle Bakalım...

ve 10 Kasım !

Düşünüyorum da, düşünmenin ötesinde biliyorum aslında hepimiz biliyoruz : Anne olmak dünyanın en zor işi.

Basit yanından bakarsanız, doğa kanunu. Doğadaki tüm canlıların nesillerini sürdürmesi için üremek gerek. İnsanoğlu tarafına düşen kısım biraz zor işte. Diğer canlıların annelerinde de bizler kadar koruma güdüsü var ama onlar işin sorumluluk, ahlak, iyi eğitim, vatan sevgisi, doğa sevgisi, çevre sevgisi her şeyin ötesinde insan sevgisi , hayvan sevgisi , kısaca evrende var olan herşeye  sevgi ve saygı duymalarını da aşılamaya gayret etmiyorlar.

Dedim ya işin zor kısmı insanoğluna düşmüş bu sistemde.

İşin çetrefilli taraflarına bakalım biraz. Bütün bu basit anlamda sıraladıklarımızı yerleştirmek kolay olmuyor. Her birimiz evlatlarımız için ayrı ayrı emek veriyoruz, hastalıklarında hasta oluyoruz, bir yerleri acısa içimizin en derininde bir yerlerde birşeyler kopup gidiyor. Kimse canlarını yakmasın, kimse onları üzmesin istiyoruz. Elden gelse de dünyaları verebilsek keşke çocuklarımıza. Duygusal anlamda onlar da biz de ne fırtınalar atlatıyoruz birer yetişkin olmalarına dek, biter mi asla bitmez. Yetişkin olduklarında da evlat evlattır, değişen bir şey yok. Kundakta neyse hala o bizim için, anneyiz çünkü. Onlarla her zaman gururlanmak, yaptıklarıyla övünmek isteriz. Biri onları takdir ettiği zaman, onlardan önce bizim kollarımız kabarır, gözümüz dolar, içimizde bir şeyler coşar.

Ya hatalarında?

İşte geçen aydan beri Türkiyemizin yaşadıklarında içimi kemiren şeylerden biri bu. Düşünüyorum dedim ya yazımın başında, en çok düşündüğüm şey bu. Ya hata yaparsa çocuğunuz? Elindeki oyuncağı kırmak gibi değil, arkadaşıyla oyuncağını paylaşmamak için yaptığı numaralar gibi de değil.

Büyük bir hata? Bir gaflet içinde olursa, onu yoldan çıkarırlarsa, anasının dibinden ne olduğu belli olmayan – belli ama sanki farkında mı – bir yola çıkmış ve sırtını dönmüşse vatanına. Eli silah tutmuş ve çevrilmişse milletine, ucunda hainlik dolu bir emele alet olmuşsa, yıkanmışsa beyni tüm çirkinlilerle kirli kirli. Vatanına hainlik peşindeyse. Ve bir gün dönerse, pişman değilim derken duya duya birileri, pişmanlıktan salıverirlerse ve o gözünüzde dünkü bebek olan, bugünse onca insanın hayatına mal olan dönerse dizinizin dibine. Ne yaparsınız ?

Allah hiç birimize göstermesin böyle bir çelişkiyi. İçinden çıkamadım. O anaların yerine koydum kendimi, koydum ama ne affedebildim ne de git diyebildim, hiçbir şekilde içime sindiremedim. Büyük laflar da edemem ki bu konuda. Gerçekten Allah hiçbirimize göstermesin kötü günlerini. Kendi yerimden baktığımda affedilecek hiçbir yanları yok o dağdan inenlerin. Giden gitti, nice canlar. Hepimiz ağladık, içimiz yandı ya o analar. Mümkün mü? Gösterme hiçbir anneye böyle acı yüce Rabbim. Her iki taraf için de kahır dolu olmalı. İyi niyetimle diğerleri içinde bu hisleri taşıdıklarını düşünüyorum. Sonra da vatanımız çatısı altında bu çocukları, bu insanları taraf haline getirenleri nefretle Allaha havale ediyorum.

 

Yarın 10 Kasım.

 

 

 

Atam’a olan sonsuz saygımla, özlemimle, minnetle her zaman andığım gibi, ancak bu kez her zamankinden daha büyük sızı duyarak yarın da anacağım...

Ve söz veriyorum Atam,

Kızımı senin ilke ve inkılaplarınla besleyerek büyüteceğim,

İçinden vatan sevgisini eksik etmemek için çabalayacağım,

Tarihimizi ona en ince detayına kadar öğreteceğim ki başkaları gibi yanılgıya düşüp, yanlış bilgilerle donanıp güzel vatanının tek bir kum tanesini bile gözden çıkaramasın, sonra da olmadık yerlerde özür dilemesin.

Vurdumduymaz olmasın, vatan söz konusuysa uyumasın. Geleceğine, vatanına sahip çıksın. Ülkesinin ilerlemesi için çalışsın, gelecek nesillere ışık tutsun. Aydın bir Türk kadını olsun.

Söz veriyorum, bütün gücümle çalışacağım ve ülkemiz adına hitap ettiğin gibi bir genç yetiştireceğim ve o hitabe kızımın kılavuzu olacak.

Söz veriyorum Atam!

 

Melis’ten

Uzun zamandır yazamayışımın sebeplerinden biridir kendisi J ama küçücük bir kısmı.

Canım kızım bu yıl yuvaya başladı. Kötü bir tecrübe yaşadık ilk gittiğimiz anaokulunda, bilemeden kızımızı üzdük. Kısa zamanda farkedip hemen okulumuzu değiştirdik.

Çok şükür, sonrasında rahatladı herşey. Algıları açık uydu anten şeklinde ne çok şeyi çekiverdiğini farkettik Melis’in. O öğrendikçe biz de çoştuk, sevindik.

Henüz 3,5 yaşındaki kızımı her ne kadar kıyamasam da yuvaya göndermenin faydalarını gün geçtikçe görüyorum. Bir de sabahları, önce “baba sen götüüüüür” mızlaması, baba işe gidince “anne anneanneme gideliiiiim” yalvarışları, giyinirken “ akşama çıkışa gel anneanneme gidelim  “umudu, kapıdan çıkarken “anne çabuk ol servisim kaçıyoooor”

( antre ile kapı arasında bir yerde bir düğme var onu bulamıyorum bir türlü ) , bahçede “ koş anne koş gelicek şimdi servis dedeeem” ve servisi görünce “Pınar öğretmeniiiiim” şeklinde şakıması. O ilk an mızıkçılığının bir süre sonra geçeceğini umuyorum ya da o antre ile dış kapı arasındaki düğmeyi bulursam ona daha erken basmayı J

Hııım bir de çok güldüm kendisine anlatmadan geçemeyeceğim :

Yemek meselesi. Evet çok can sıkıcı. İştahsızlaştı bu ara, yememek için türlü numaralar çıktı başımıza. Tabi her seferinde ama büyümezsin bak şeklinde sitemlerimiz. Alıştı haliyle çocuk. Elimizden bırakmadığımız iki bebeğimiz var bu ara. Birinin adı Ece, diğerinin adı Ege, Ece olan ebat olarak büyük Ege’den. Komşuculuk oynuyoruz, Melis kucağında bebeğiyle geliyor. Merhaba komşum bunun adı Ece, 5 yaşında bu büyüdü artık diyor bizim bilmiş. Kahvelerimizi içiyoruz muhabbet ediyoruz Ece hakkında, yemeklerini güzel yemiş bak ne güzel büyümüş diyorum. Bir hışım odasına gidip diğer bebekle geliyor, kapıyı çalıyor, e ben de açıyorum. Bunun adı da Ege. Aaa merhaba Ege ne güzelsin sen diyorum, bizimki cevabı yapıştırıyor.

-       Evet çok güzel, 2 yaşında bu da, mama da yiyo ama küçüldüüüüü...

Ve o bakışlardaki ifade : anneeeee bebekler büyür küçülür ama illaki yemezler !

Ben de yedim JJ J J

 

Sevgiyle sağlıklı kalın ..

 

Gönenç TOPÇULAR