|

Bursa, 13
Aralık 2010
Yine Bir Yıl
Bitiyor...
2010’un son
günlerini yaşıyoruz. İyisi kötüsü, güzeli çirkini bir sürü anıyı
bir yıla daha yükledik ve sandıklara kaldırmak üzereyiz.
Kışın tek sevdiğim
yanı, yeni bir yılı karşılama zamanı olması ve eğer yağarsa karın
beyazlığı. Onun dışında soğuğu, kasveti ve tabii illle de getirdiği
hastalıklar hangimize hoş gelir ki...
Bu satırları
yazarken tekrar düşündüm de, aslında sevdiklerim çokmuş kışla ilgili
ama çok gerilerde kalmış. Hepimizde bu izler vardır aslında. Benim
çocukluk ve gençlik yıllarımın büyük kısmı Bilecik’te geçti.
Bursa’ya göre daha sert bir iklimi vardır, ille de kar yağar. O
zamanlar evlerin çoğu kaloriferli de değil. Yanan sobanın verdiği
sıcaklık her zaman çok daha keyifli gelmiştir. Bu keyfi başka başka
keyiflerle süsleyince, işte o zaman kış bana sıcak gelirdi.
Kuzinemiz vardı evimizde. Üstünde daima ıhlamur olan bir demlik
kaynardı. Evimiz de bütün kış ıhlamur kokardı. Akşamları da kuzine
üzerinde ya kestane kebap ya nohut ... Hiç nohut denemiş miydiniz
sobada ?J
Tuzlu sıcak suda
kabartırdı annem nohutları, kabarıp yumuşayınca biraz kuzinenin
üzerinde pişen nohutları çerez yapardık.
Küçük ama mutlu
keyiflermiş, şimdi özlüyorum. Hele Pazar sabahları yapılan kahvaltı
bambaşka keyifti. Boğazına düşkün bir aile olunca kuzinede pişen
sucuklar, üstünde yapılan çiğ börekler... Bunları yeniden
yapabilmenin bir yolunu bulmalıyım sanırım. Eskide kalanları
özlemekle kalmayıp tekrar yaşamak için çaresine bakmak lazım. Benim
eskilerde kalan hoşluklarımı, ne güzeldi dediklerimi kızımın da
yaşamasını çok istiyorum. Hep söylüyoruz ya, artık çocuklarımız ne
sokak oyunlarını biliyor ne de geçmişin lezzetlerini.
Hatırlayacakları kokular bile ne kadar suni...
Eskiyi yeni yıla
bulamışken zihnimde, aklımdan kayıvalidemin Melis için eski giysiler
ve örgü iplikleriyle yaptığı oyuncaklar, bez bebekler geldi. Melis
bir yandan şanslı aslında, babannesi de seviyor onun için böyle
oyuncaklar hazırlamayı. Melis de o oyuncaklarla oynamayı daha çok
seviyor nedense. Belki de o kullanılmış giysilerin sıcak dokusu
hoşuna gidiyordur. Mağazadan alınmış bir oyuncağın hevesini çabucak
alırken, o örgü bebekler sürekli elinde.
Ben de kullanılmış
bir kazak yada giysiden oyuncak için biraz araştırma yaptım. Belki
siz de denersiniz çocuklarınız için. Martha Stewart’ın uygulamalı
hobi sitesinde buldum bu tipte iki oyuncak, biri köpek biri de tavuk
:)
Yeni yıla
girerken, küçük ama kendinizden, sizin emeğiniz olan bir oyuncak
hediye etmek isterseniz, yapılışını da aşağıdaki linkte
bulabilirsiniz :
http://www.marthastewart.com/article/stuffed-animals-how-to?backto=true&backtourl=/photogallery/handmade-gifts-for-kids#slide_1

Anlatım ingilizce
ama ben sadece kalıplar için verdim linki. Burada kullanılan yün
kazaklar keçeleştirilmiş kazaklar. Bir anlamda hep bahsettiğim
keçeyi basit olarak nasıl yün kazaktan bile oluşturabileceğimiz
anlatılıyor. Kalıpları kesip birleştiriyoruz bu kadar basit. Kazağı
keçeleştirmek de çok basit : Yün kazak ya da yün herhangi bir
parçayı 90 derecede, ters çevrilmiş bir kotunuzla yıkarsanız, o
sıcaklıktaki suda kot pantalonunuz o yünü döve döve keçe yapar.
Böylece bir keçe kumaşınız olur. Kurutup ütüledikten sonra da
kalıplara göre kesip dikimi kalıyor geriye, işte bu kadar...
Dolgu için
kullanacağınız kumaş parçacıkları, pamuk vs arasına biraz da lavanta
koyarsanız... Kim bilir, belki bizim afacanlar da ileride tıpkı
benim kokularıyla hatırlıdığım güzel şeyler gibi anımsar, annemin
yaptığı mis kokulu bir oyuncak vardı diye anlatırlar sevdiklerine J.
Melis’ten ...
Balarımız büyüyor.
Kendi odasında şimdiye kadar hep birlikteydik, odasının kapısı
kapanmadı hiç şimdiye kadar. Yaramazlık yapacağı zaman bile kapıyı
kapamaz, sadece “ anneee sen görme tamam mı “ derdi.
Bugün kapı
kapandı. Kesin bir şeyler karıştırıyor düşüncemle gidip kapısını
çaldım.
“ Buyruun “ dedi
hazretleri, ben de girdim içeri. Ne varki herşey normal, bizimki
masasına defterini açmış, güzel güzel resim yapıyordu. “Annecim
neden kapıyı kapadın ? “ dedim,
“ Burası benim
odam , çalışma yapıyorum “ dedi. Anladım ki kızım büyüyor, artık
kendine ait dünyası, kendine ait zamanları olduğunu görmemizi
istiyor.
Biz de saygı
duyuyoruz kendisine, hürmetler küçük hanım :)
Haftaya buluşmak
üzere,
Sağlık ve sevgiyle
kalın :)
Gönenç Topçular

|