Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

     

‘GAZMAN’

Badem’de ne gaz ne de uykusuzluk problemi yaşadık. Çok sakin bir bebekti. İkinci bebek için bu kadar cesur olmamın sebeplerinden biri de Onu bu kadar rahat büyütmemdi zaten.

‘Kaşık Bey’de aynı abisi gibi’ dedim hep soranlara.

Tabi bu yüzden; gaz sancısı, kolik, uyutabilmek için saatlerce kucakta bir o oda bir bu oda dolaşmak rivayetten ibaretmiş gibi geldi bize.

Kısa bir süre öncesine kadar…

Pazartesi günü işten eve döndüğümde bakıcı teyzemiz, Kaşık’ın akşamüstüne doğru keyifsizlendiğini, durup durup, avaz avaz bağırarak ağladığını söylediğinde ‘dişleri çıkıyor ya, canı yanıyordur’ diyorum. Saatler ilerledikçe konunun bu kadar basit olmadığını fark ediyorum; kuzum, durup durup acı içinde bağırıyor bir taraftan da vücudunu kasıyor. Ama ne bağırmak, bütün apartman inliyor… 

Bildiğimiz, aklımıza gelen her türlü numarayı deniyoruz sakinleşmesi, uyuması için. Bana mısın demiyor… Ne emzirmek, ne hoplatıp zıplatmak ne de kucakta oda oda dolaşmak fayda ediyor. Tamam, şimdi daldı, uyuyacak dediğimiz anda her şey sil baştan. Sabahı sabah ediyoruz…

Ertesi gün, gün içinde her şey yine aynı, hatta gece de. Hatta ve hatta üçüncü gün ve gece de…

Bir taraftan uykusuzluk diğer taraftan gerilmiş sinirler. Eee bütün bunlara rağmen Kaşık’ da bir düzelme yok, sorunun ne olduğunu bile anlayabilmiş değiliz. Artık doktorumuzu aramanın zamanı deyip hemen bir randevu alıyorum.

‘Belki kulak enfeksiyonudur’ diyor. Iıııh değilmiş, kulaklar sapasağlam. Kalp, ciğerler, kollar, bacaklar…… hiçbir problem yok. Maşallah taş gibi. Sadece biraz gazı var.

‘Yeni yeni ek gıdalara geçtik ya ondan olabilir mi acaba?’ diye soruyorum.

‘Neler veriyorsun?’

‘Evde ne sebze varsa onlardan karışık çorba hazırlıyorum, bir de yoğurt veriyorum ama gaz yapmasın diye soğuk olmamasına özen gösteriyorum’

‘Bir de idrar testi yapalım bakalım, gerçi bir şey çıkacağını zannetmiyorum ama içimiz rahat olsun.’

‘Tamam’ deyip ayrılıyoruz muayenehaneden.

Sorunu çözemedik hatta ne olduğunu bile keşfedemedik… Offf yine uzun bir gece olacak…

Yatmaya hazırlanıyoruz artık, kafamda sürekli doktorumuzla konuşmalarımız…. Veeeee ‘buldum, buldum’ diyorum heyecan, mutluluk diğer taraftan da mahcubiyetle.

‘Neyi buldun?’ diyor gözünden uyku akan goncam.

‘Umut’un sıkıntısının ne olduğunu biliyorum. Nurcan Hanım’la daha önceki konuşmalarımızda vermem gereken gıdaları söylerken yeşil mercimeğin çok faydalı olduğunu, bol bol verebileceğimi söylemişti’

‘eeeee’

‘eeeesi varmı canım, evde yeşil mercimek yoktu, Pazar günü aldım, sebzelerin içine bol bol yeşil mercimek attım, faydalı ya, üstelik suyunu falan da süzmedim. Kuzumu doyuracağım diye şişirmişim ben, ‘Gazman’e çevirmişim. Ondan sıkıntısı’.

Goncam ‘nasıl yani, sen tecrübeli bir annesin, üstelik yemek yapmayı, mercimeği nasıl pişirmen gerektiğini biliyorsun, böyle bir şeyi oğlumuza nasıl yaparsın?’ gözleriyle şaşkın şaşkın bakıyor bana.

Kendimi çok kötü hissediyorum. Kendi ellerimle eziyet etmişim günlerdir oğluma. Besleyeceğim derken bilmeden Gazman’ e çevirmişim L.