|

‘DEĞİŞEN ZAMAN VE
İNSAN’
Bahçeşehir Üniversitesi ve Bursa Bahçeşehir Koleji’nin, Ticaret ve
Sanayi Odası’ nda (BTSO) düzenledikleri bir seminere katıldım birkaç
hafta önce.
‘Değişen Zaman ve İnsan’ başlıklı seminerin konuşmacısı Prof. Dr.
Deniz Ülke Arıboğan’dı.
Deniz Hanım, bilgisi, birikimi, akıcı sunumu ve zarafetiyle
salondaki herkesi kendisine hayran bıraktı.
Seminere, son zamanın ‘değişim figürü’ olan ABD Başkanı Barack
Hüssein Obama ile başlayan Deniz Hanım, zafere ulaşmak için seçim
kampanyasında ‘değişim’ sloganını kullanan ‘Zenci Hüseyin’ Obama’
nın başarısının Amerikan tarihinde bir değişimi gerçekleştirdiğini
anlattı.
‘Değişim’ hakkındaki ilk görüşler M.Ö. 400’lerde ki Antik Yunan
düşünürlere aitmiş;
1)
Güneşin altında değişen bir şey yok
2)
Aynı suda iki kez yıkanılmaz
görüşleri daha sonraki düşünürlere de kaynak oldukları için etkileri
günümüze kadar devam etmekteymiş.
Pozitif Bilimler ve Sosyal Bilimler’ le devam etti konuşmasına Deniz
Hanım. Sosyal Bilimler’ in yani eğilimlerimizin yerel olmaktan
çıktığını açıkladı. ‘Lise son sınıfta genç kızlar/erkekler olmamıza
rağmen sıra dayağına çekmişti bizi öğretmenimiz’ dedi. Eskiden
eğitim anlayışının içinde dayağın olduğunu anlattı. ‘Ama son 20
yıldır değişti bu’ dedi. ‘Dünyanın belli yerlerinde dayağın iyi bir
şey olmadığı fark edildi ve daha sonra da bütün dünyaya empoze
edilmeye başladı’.
11
Eylül’ ün hayatımızdaki birçok şeyi nasıl değiştirdiğine değindi.
Aslında teröristlerin Florida’da eğitilmiş olmalarına rağmen
Florida’nın bombalanmadığına, Arap olmalarına rağmen Arap ülkelerine
de saldırılmadığına ve Usame’nin Afganistan’ da olduğu söylenerek
nasıl ‘terapi’ olarak Afganistan’ın bombalandığına dikkat çekti. ‘11
Eylül deneyimi dünyada teröriste bakış açısını da değiştirdi’
diyerek terörist saldırıdan sonraki birkaç sene turizm endüstrisinin
diplerde olmasını, enerji sektörünün yükselmesini, askeri malzeme ve
silah üreten firmaların zenginleşmesini, Avrupa ülkelerinin refahtan
durgunluğa yönelmesini ve AB idealinin ortadan kalkmasını anlattı.
Artık kendi ülkemizin sınırlarını duvar gibi kabul edemediğimizi
açıkladı Deniz Hanım.
Üstüne basa basa ‘Bizler artık dünyada yaşamıyoruz. Artık bizler
dünyayı, bize taşınan, tasarım bir dünyayı yaşıyoruz’ dedi.
‘Civilization’ ‘Uygarlıklar Çatışması’ ile devam etti konuşması.
Tarımsal Uygarlık, Sanayi Uygarlığı ve Sanayi Sonrası Uygarlığı
açıkladı. İçinde yaşadığımız post sanayi uygarlıkta bilgilerin bize
aktarıldığını ve tüketimin teşvik edildiğini şu örnekle anlattı:
Tarımsal uygarlıkta su bir kaynaktan çıkan, Allah vergisi bir şeydi.
Sanayi uygarlığında kaynaktan çıkan bu su şişelere doldurulup
satılmaya başlandı. Post-sanayi Uygarlıkta ise suyun içine örneğin
anti aging maddeler koyduklarını söyleyip örneğin ‘Prada’ markası
adı altında 3 liralık ürünü 33 liraya satabiliyorlar ve bizlerde
alıyoruz’ dedi. İkna kabiliyetiniz olduktan sonra satamayacağınız
ürün yok’ dedi.
Hemen hemen herkesin aynı marka çanta, ayakkabı kullandığına, saç
modellerimizin birbirine benzediğine, estetik ameliyatlarla burun ve
hatta vücut şekillerimizin bile aynı olduğunu anlattı. Tek
faaliyetlerinin giyinmek, süslenmek, uyumak, selülit tedavisi ve
estetik operasyonlar yaptırmaktan ibaret olan ‘tüketici kadın’
tipinin yaratıldığına ve hepimizin birbirimize benzetilmeye
çalışıldığını anlattı. ‘Örneğin son zamanlarda ‘Burberry pardüsü
Cemiyeti’ oluşmuş durumda’ dedi.
Erkeklerin de para kazanmaları gerektiğinin ve cinsel açıdan güçlü
olmaları gerektiğinin, pahalı ve markalı arabalar alırlarsa bu
arabaların onlara seçkinlik sağlayacağının empoze edildiğini ve bu
şekilde mal satılmaya çalışıldığını anlattı.
Artık mal değil maalesef ‘alıcı kitlesi’ üretildiğinin altını çizdi.
Etnik kimlikler ve Diyalektik Kitleleri anlatarak devam etti
konuşmasına.
‘Peki, böyle bir toplumda çocuklarımız için ne yapmalıyız, onları
nasıl korumalıyız?’ sorusuna da ‘sağlıklı psikolojiyle kalmalı ve
çocuklarımıza doğruları öğretmeliyiz’ diyerek cevap verdi. Onlara,
aile kavramını, ahlakı, ahlaki değerleri ve şefkati öğretmemizin
gerekliliğini anlattı. ‘ben merkezli’ çocuklar yetiştirmeyin’ diye
devam etti. ‘Oyuncağıyla bir kere oynayıp sonra da bir kenara atan
çocuğunuza sadakati öğretin ki ileride eşine ve çocuklarına sadık
olsun. Onlara ‘çekirdek aileyi’ anlatın. Teyzeleri, dayıları,
amcaları, halaları, yeğenleri, kuzenleri olduğunu öğretin ki
ülkemizin en önemli değerlerinden olan ‘sosyal dayanışma’ değerimizi
kaybetmeyelim’ dedi.
‘Çocuğunuzu yalnız bırakmayın, yalnızlık en kötü şeydir. Ağladığında
her zaman başını yaslayacağı birisinin olduğunu bilsin’ diyerek
bitirdi seminerini Deniz Hanım.
İki
çocuk annesi olmanın yanı sıra akademisyen, sporcu, bir dönem
milletvekili adayı, Türkiye’nin 9. kadın rektörü ve hatta
‘cumhurbaşkanı olacak kadın’ diye yakıştırmalarda bulunulan Deniz
Ülke Arıboğan’ ı başarılarından dolayı tebrik ediyor ve Bursa’ da
verdiği seminerden dolayı bir kez de köşemden teşekkür etmek
istiyorum.

|