Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

 

 

 

   

Kim bunlar? - Gurur

Ara ara benim serzeniş dolu yazılarımı okumaya alıştınız değil mi? Yeni bir tanesine hazır mısınız?

Bu aralar yine televizyona ve yeni moda programlara taktım kafayı. İzledikçe biz nasıl bir hale geliyoruz, biz Türkler böyle mi olduk diyip, şaşırıp, şok olup duruyorum.

Birincisi reytingi çok yüksek olan, ''Yemekteyiz'' o kadar yüksek ki prime time da yayınlanmaya başladı; Yurtdışından hazır formatlarla alınan, aile yapımıza, örf ve adetlerimize uygun mu değil mi diye hiç düşünülmeden yayınlanan programlardan biri, bana göre.

Atasözümüz bile var, ''Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer diye''. Tamam bu bir yarışma programı, en lezzetlisi olabilmek, ödülü kazanabilmek uğruna herkes hünerini gösterip sofralar donatacak, ama saygısızca karşında ki kişiyi eleştirmek, sofrada öğürmek, surat ekşitmek, çeşitli dalavereler çevirmek bizlere hiç yakışıyor mu? Hangimiz beğenmesek bile sofrada bu şekilde davranıyoruz? Beğenmediysen düşük bir puan verirsin olur biter, üzerine eklediğin saçmalıkların, kabalıkların anlamı ne?

Hem sonuçlar da ortada, şahane sofra kuran, eli ile 40 kat baklava börek açan, kimsenin kalbini kırmadan kibarca yorum yapan biri yerine, bin bir hınzırlık yapan, oyun oynayan, yemekleri zahmetsiz biri kazanıyor ve  bunun adına yemek yarışması mı deniyor??? Yoksa yayından kalktı diye sevindiğimiz seviyesiz BBG'lerin değişik bir versiyonu mu bu programda.

Bir diğer programda, sabahları CAN'ımı ve eşimi yolcu ettikten sonra, işe gitmeden 45 dakika kadar izleyebildiğim Müge Anlı'nın sabah programı, Tatlı Sert... Bir kaç aydır insanın kanını donduracak cinayetlerin üzerine gidiyor, kadrosunda ki tanınmış avukat ve psikiyatr eşliğinde.

Bazen katil ailenin içinden biri çıkıyor, bazen de en yakın eş, dost, akraba :(

Geçen hafta içinde tam 1 aydır üzerine gittiği, 2 çocuğu ile canice katledilip öldürülen İlknur'un katilini açıklarken, nefesler tutuldu. Tam bir aydır ekranda evladı ve torunları için göz yaşı döken İlknur'un annesi ve İlknur'un kardeşi için katilin bulunması ile hayat bir kez daha başladı sanki. Tamam yitirilen, kaybedilenlerin geri dönmesi imkansız, acı asla dinmez, ama faili meçhul kalmasının acısı bambaşka olmalı ki, katil yakalanınca acı içinde yüzleri güldü.

İşin bir başka boyutunda ise katil var.  Henüz lise öğrencisi olan katil, alt komşunun kardeşi çıktı. Kapıyı çalıp 1 bardak su isteme bahanesi ile, İlknur suyu getirirken içeri giriyor. Tanımadıklarımıza kapıyı açmıyoruz, mutlaka megafondan, kapıdan kontrol ediyoruz tamam da, tanıdıklarımıza, komşumuza, komşumuzun kardeşine de mi kapıyı açamayacağız?

Tamamen soyutlanmış, çekirdek aile haricinde kimse ile görüşmeyen, asosyal paranoyak kişiliklere mi dönüşeceğiz? Kendimizi ve sevdiklerimizi bu cani, sapkın zihniyetlerden nasıl koruyacağız?

Bize neler oluyor? :(

Bilen, duyan var mı?

...

Ve gurur :) CAN'ımın hazırlık sınıfında ki karnesi hepsi yıldızlarla dolu eve geldi, ama asıl gururu bizlere bugün gerçekleşen veli toplantısında yaşattı. Tek, tek görüştüğüm branş öğretmenleri ve sevgili sınıf öğretmenimiz Esra Altınçayır'ın söyledikleri ile gözlerim yaşardı, göğsüm kabardı.

Hepsi birbirinden değerli olan İLK ÇİZGİ öğretmenlerine ve yöneticilerine CAN'ımın yaşamında ki doğru yönlendirmeleri için bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.

CAN'ım,

Sen hep mutlu, başarılı ol,

Biz hep seni gururla destekleyelim...

Seni çok seviyoruz...

 

Sevgi ve hoşgörü ile...

Özgür İde Acarbabacan

25.01.09