Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

 

 

 

   

Kadın ve aşk…

Yorucu bir günün ardından, akşam telaşı başlamıştı. Çalışan kadın, çalışan anne olmak kolay değildi. Tüm gün farklı kimliklerde, farklı sorumluluklar almak zaman zaman yorucu olabiliyordu.

O akşam eve geldiklerinde rutin akşam yemeği ve sonrası telaşı yeni bitmişti. Şöyle keyifle bir akşam kahvesi eşliğinde en sevdiği köşesine yeni kurulmuştu ki, yanına kedi gibi kıvrıldı sevdiği.

Birbirlerine sevgilerini göstermekte beraberliklerinin başından beri hiç zorlanmamışlardı. Dokunmak, öpmek, en güzel sevgi sözlerini söylemek çok doğaldı onların ilişkilerinde. Gerçi kadın seven, öpen, koklayan, en güzel aşk sözlerini söyleyen taraftı genelde. Ama bu sevgiye asla ilgisiz kalmazdı büyük aşkı. Belki onun kadar iyi dile getiremezdi ama, beden dili ile, öpücükleri ile hep karşılığını alırdı kadın.

O akşam sarılmalar, öpüşmeler sonrasında, yine kadın;

‘’Sen dünyanın en büyük aşkısın, seni çok seviyorum’’ dedi.

Bu sefer utangaç bir gülümsemenin yanında ilk kez sevdiğinin dudaklarından şu sözler dökülüverdi;

’Sen de dünyanın en sevilen annesisin, seni denizde ki kumlar, gökyüzünde ki yıldızlar, hatta güneş kadar seviyorum.’’…

Bu sözler karşısında şaşkına dönen kadın/anne, en tarifsiz doyuma ulaşmış, gözleri mutluluktan yaşarmış şekilde aşkına sarıldı, sarıldı, sarıldı…

İşte gerçek ‘’AŞK’’ buydu, gerçek mutluluk buydu…

Dünyada sahip olunacak en büyük hazine, sağlıklı büyüyen bir evlattı.

Kadın şükretti, hayatta sahip olduğu tüm değerler için şükretti…

 

***

 

Yukarıdaki hikaye tadında ki gerçekliğin kahramanı CAN, beta bakterisi yüzünden tedavi görüyor. Hastalığımız sırasında fark ettim ki bu bakteriyi çok az kişi biliyor, işte bu yüzden bu hafta ki içeriğimizi ‘’Beta’’ olarak seçtim.

 

Sevgi, sağlık ve hoşgörü ile…

Özgür İde Acarbabacan

28.02.09