Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

 

 

 

   

Su…

Bundan birkaç hafta öncesine kadar, yalın, saf ve temiz bir şeyler çağrıştıran ‘’SU’’, son 1 aydır bana felaketler zinciri yaşatıyor.

Üç hafta istediğimiz gibi bir tatil yapıp, mutlu mesut evimize döndüğümüzün,  tam da ertesi günü ofisimizi su bastı. Kabus  gibiydi, içerde ki üç beş koli eşyayı mı kurtaralım, tüm dairenin tavanlarından yağmur gibi akan suyu mu temizleyelim şaşırdık kaldık. Üst katın patlayan plastik su borusundan akan, birkaç saat içinde ofisi cehenneme çeviren  de saf, temiz, masum su muydu?

Tam üç haftamızı aldı eski halimize dönmemiz, canımız sağ olsun, Allah beterinden korusun dedik.

Boynumuzun , belimizin ağrısını tam da unutmaya başlayacakken, İstanbul’da etkili olan korkunç sel baskınları başladı.

Şehr-i Şahanem’i alt üst etti…

Büyük zarar gören iki yerleşim bölgesi de benim için çok özel…

Basın Ekspres yolu, her gün kardeşimin sabah akşam kullandığı yol, sabah sabah TV'de gördüklerimden sonra telefonla ulaşıp henüz evde olduğunu duyana kadar geçirdiğim kalp çarpıntısı bana fazlası ile yetti...

Selimpaşa; 12 yaşındaydım yazlık evimizi aldığımızda…

İlk aşkımı yaşadığım,

İlk kez gece dışarıya çıktığım,

En güzel dostlukları kurduğum,

Anneme, babama saatlerce dil döküp, akşamları şimdi yerle bir olan dondurmacımıza gittiğim,

Şimdi bir dereyi andıran sokaklarında ilk kez araba kullandığım,

Babamdan izinsiz ilk kez arabayı kaçırdığım,

Yakamozun romantik ve eşsiz bir manzara olduğunu ilk keşfettiğim,

Bluğ çağımı geçirdiğim,

Çok mutlu ve güzel yazlar geçirdiğim Selimpaşa…

Yerle bir olan o güzelim sitelere çok üzüldüm elbet, ama benim içim annesinin elinden kayıp sel sularına kapılan minik meleğe yanıyor :(

Bu büyük bir doğal felaket diyip işin içinden çıkmak, 17 senedir yönetiminde olduğun şehre hala sahip çıkmayıp bir önce ki yönetimi suçlamak, içimde ki yangını daha da körüklüyor.

Nerde bu şehrin Belediye Başkanı?

Günler sonra başı önünde, kendisinden hesap soranlara,

‘’Neden bir bardak sıcak çay bile dağıtmadınız’’

‘’Günlerdir bir yetkili neden gelmedi’’ diyenlere verilecek cevabı olmadan utanç içinde, formalite icabı yürüdü çamurlu yollarda.

İkitelli’de suyun sürüklediği zehirli kimyasal dolu varilleri toplamaya neden kimse gönderilmedi? Tüm uyarılara rağmen o varilleri halk çaresizce, kendi çıkardı evinden, bahçesinden…

Uzmanlar oluşabilecek salgın hastalıklara karşı uyarırken, hala bir sağlık ekibi oluşturulmaması, önlemlerin alınmaması, halka gerekli sağlık hizmetinin verilmemesi nasıl bir belediyecilik ve ülke yönetimi anlayışıdır?

Yaptığı en mantıklı açıklama ‘’ Deodorantları kullandınız, ozonu deldiniz, başımıza bunlar geldi’’ şeklinde olan birinden ne beklenir ki…  

Ya başımıza bakan?

Şehri şöyle bir havadan tavaf etti,  görevi  bitti…

500 yıl önce Mimar Sinan’ın yaptığı köprüler ayakta ve hala işlevini görüyor iken, sizin yaptığınız köprüler neden tıkandı? Ozonun deliği o köprülere denk gelmedi mi yoksa? Yoksa o bölgede ki halk deodorant kullanmadı da o yüzden mi dere yatakları taşmadı?

Çatalca daha fazla zarar görmesin diye Büyükçekmece barajının kapaklarını açıp, yüzlerce evi su altında bırakan nasıl bir zihniyettir?

İSKİ;  kendi Genel Müdürünüz, o bölgede ki imara şiddetle karşı çıkmasına rağmen, kimlere rant kapısı yapıldı dere yatakları ve nasıl imar izni çıktı? Bu sorunun cevabını hepimiz öğrenmiş olduk.

13 kişiye mezar olan tır parkının arazisi kime aitmiş, kimin yakın dostu imiş ve nasıl izni verilmiş onu da öğrendik.

Bu adamlardan kara gün dostu olmazmış, bir geçmiş olsun demeye bile gelmezlermiş onu da gördük.

Tüm bu gerçeklere rağmen, ne yazık ki balık hafızası olan halkımızın, canı yananların,  yine 3-5 torba kömüre tav olmayacaklarına emin olamıyorum.

Keçi can derdinde kasap et derdinde misali, yine o bildik, iğrenç yağmalama görüntülerine ise diyecek sözüm yok :( İnsan olmaktan utandım...

Bu kadar duyarsız ve duygusuz bir topluma su ile gelen felaket, tüm acılarına rağmen, soğuk duş etkisi yapmış mıdır???

Aklımızı başımıza getirmiş midir???

………….

 

İde’nin Notu: CAN’ım yarın ( 14.09.09 ) tam da 6 yaş 6 aylık olduğun gün,

                         Hayatının, hayatımızın bir ilkine daha adım atacaksın,

                         Kalbim pır pır, içimde kelebekler uçuşuyor.

                         Hep severek, isteyerek gideceğin, öğrenmeye olan ilgini yitirmeyeceğin,

                         Bizi alıştırdığın başarılarını devam ettireceğin bir eğitim hayatın olsun…

                         CAN ve tüm CAN’lara sağlıklı mutlu bir okul hayatı diliyorum :)

 

 

 

Sevgi, sağlık ve hoşgörü ile…

Özgür İde Acarbabacan

 

13.09.09