|

İlkler…

İlkler hep özeldir, ilkler asla unutulmaz, ilkler heyecan doludur.
Bazen tam olarak ne yaşayacağını bilememenin huzursuzluğu girer
devreye ama ilkler hep en değerlidir.
CAN’ımın ilköğretimde ki ilk günü de hatıralarımızda en özel, en
güzel, en heyecanlı günlerden biri olarak hafızalarımıza kazındı.
Hayatımın son 6,5 senesinin her anı bambaşka bir heyecan ve
güzellik içinde geçiyor ama 14 Eylül 2009 ‘dan beri ilköğretim
öğrencisi olan CAN’ın annesi olmak da çokkkkkkkk keyifli. Okulunu,
öğretmenini çok seven, hemen adapte olan bir öğrencinin annesi olmak
ise yemede yanında yat tadında.
Hele ki okulun ilk günü sınıfa girmemek için boncuk boncuk göz
yaşları döken, sınıftan kaçan, ikna edebilmek için bir sürü
öğretmenin adeta yalvardığı iki minik okulluyu görünce, CAN’ımın ne
kadar güzel bir hazırlık dönemi geçirdiğini, aldığı okul öncesi
eğitimin faydalarını daha iyi anladım.
Ancak ben, oğlunun aksine heyecandan eli ayağı buz kesen, ağlak
zırlak bir anne haline dönüşünce, Milli Eğitim Bakanlığının benim
gibi anneler için de bir hafta oryantasyon programı başlatmasının
doğru olacağını düşünmeye başladım. Kaldı ki benim gibi yıllardır
eğitim sektörünün içinde olan bir anne bile böyle hissedebiliyorsa,
kontrolünü kaybedip heyecanlanıyorsa, bu madalyonun diğer tarafının,
yani veli olmanın dayanılmaz ağırlığındandır.
Zaten haftalar öncesinde kafamda kudurup duran bin bir tilki
sayesinde, okulun ilk günü çok heyecanlıydım. Oryantasyon haftamıza
başlayacağımız günün arifesinde ki gece hiç uyumadım. Ya saat
çalmazsa ya geç kalırsak bahaneleriyle günün ilk ışıklarını
karşıladım. Sabah özenle hazırlanan, ütülenen okul kıyafetleri
içinde ki CAN ‘a bakıp bakıp bin bir nazar duası okudum. Okula
varınca heyecanla ilk gün fotoğraflarımızı çekip, öğretmenimizi
belirleyen kura çekilince de sınıflara çıktık, her birimiz elinde
kamera ile Japon turistleri andıran onlarca veli tatlı bir telaş
içinde fotoğraflar çektik, ve daha dün kucağımıza aldığımız
kuzularımızı okul sıralarında bırakıp dışarı çıktık. İşte o an ne
olduysa oldu…
Günlerdir heyecanımı, gerginliğimi CAN’dan saklamak için çok çaba
sarf eden ben, kapılar kapanınca nasıl olsa CAN beni görmüyor diye
saldım gitti gözyaşlarımı. Umurumda değildi yüzlerce velinin beni
görmesi, CAN’ımdan saklayabilmiştim ya gözyaşlarımı, bu bile büyük
başarıydı.
Beni sakinleştiren, alıştıran yine CAN’ım oldu. Her gün okuldan
sonra heyecanla yaptıklarını anlattı, sorularıma ilk kez uzun uzun
cevaplar verdi, ‘’anne senin okulunda benim okulum kadar güzel
miydi’’ diye sorular sordu.
Hayatımızın en önemli dönemlerinden birini, ilköğretim hazırlık
haftamızı CAN'da, ben de başarı ile tamamladık.
Tüm öğrencilere, velilere, eğitimcilere; sağlıklı, mutlu, başarlı
bir eğitim öğretim yılı diliyorum.
***
Benim bir ilkimdir Livaneli,
O’nunla fark ettim siyaseti, doğruluğu, adımın anlamını,
‘’özgürlüğü’’…
O’nun şarkıları ile öğrendim hayatı, gerçekleri,
Dürüst, doğru adamların ülkemde maalesef hep al aşağı edildiğini…
Hani hep heyecan verici, hep yeniyi ifade eden, hep en özeldi
ilkler…
Çok acı bir ilk yaşandı ülkemde :(
Yazık çok yazık…
13 yıllık Unesco Büyükelçisi Livaneli’yi, Unesco’nun kendisi
başkanlık için en kuvvetli aday gösterip desteklerken, kendi
vatandaşı yerine ‘’kitap yakarım’’ diyen Mısır’lı adayı destekleyen,
sırf kendi vatandaşının siyasi görüşü farklı diye seçilmemesi için
aday bile göstermeyen bir iktidarın yaptığı da dünya tarihinde bir
ilktir.
Bunca yapılan haksızlık karşısında sus pus oturan, muhalefet
görevini yerine getirmeyen zihniyette dünyada bir ilktir.
Ne yazık ki diktatörlük yolunda hızla ilerliyoruz.
Yazık, çok yazık…
Sağlık, hoşgörü ve sevgiyle…
Özgür İde Acarbabacan
27.09.09

|