Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

 

 

 

   

Tövbe...
 
Bilmem kaçıncı kez tövbe ediyorum. Özellikle sağlık konusunda çok fazla araştırıp, okumamaya, televizyonda denk gelsem de izlememeye. Kısıtlı zamanda, önemli konuları fazla detaya girmeden aktarıyorlar, olan benim gibi pimpirik izleyicilere oluyor.
 
Ama...
 
Konuyu görünce izlemeden duramadım. ''Havale ve epilepsi'', iki kez ateşli havale geçirmiş bir CAN annesi iseniz nasıl izlemeden durabilirsiniz ki.
 
En büyük korkularım, en büyük endişelerimin sebebi olan, hatırlamayı asla istemesem de, aklımdan asla çıkaramadığım iki korkunç gün :( Tam 1 sene depresyon tedavisi görüp, ikinci çocuğu yapamamamın en büyük sebebi...
 
Gel de izleme...
 
Gerçi konuk doktoru hiç sevmem, konuşmalarından hiç hazzetmem ama konu en büyük korkum olunca başladım izlemeye. İşi gücü serip, telefonla bir randevumu erteleyip, tırnaklarımı yiye yiye, detayları kaçırmadan izledim.
 
Ve korktuğum oldu. Malum doktor diyor ki, ''bazı nöbetler uykuda da geçirilir, istemsiz yapılan kol, bacak hareketleri bile nöbet olabilir''. Hatta bir video izletiyor ki, nöbet olduğunu anlamak mümkün değil, aman diyor gözlerini aça aça, anneler dikkatli olun bunları atlamayın...
 
Ta taaaaaa, işte tam 12 den hedef vuruluyor, kim bilir benimle birlikte kaç anne yüreği daha hedef oluyor. Kalbim nasıl hızla atıyor. CAN da bebekliğinden beri uykusunda tek bacağını zaman zaman ritmik bir hareketle kasar. Offfff nerden çıktı şimdi bu? Hem Ömer'de de uykuda benzer hareketler var.
 
Programın sonunu zor ediyorum. Hemen kendi doktorumuzu arıyorum. 7 senedir beni sakinleştirebilen tek insanı. Çoğu zaman benim bu panik anne ataklarımı, kızarak, yeter okumanı yasaklıyorum diyerek atlatmamı sağlayan, CAN 'ımın sağlığı söz konusu ise güvendiğim tek kişi.
Bekliyorum ki, her zaman ki gibi bana kızsın, yok öyle bir şey saçmalama desin, ama '' hımmm içimiz rahat etsin bu önemli olabilir, bir eeg çektirelim''.
 
HÖNK !!! Kalbim sıkışıyor,  yok yok doğru duymuş olamam. Tavsiye ettiği ismi zar zor not alıyorum. Ellerim terliyor, nefes almam bile zor.
 
O gün karşılaştığım bir arkadaşıma ayak üstü anlatıyorum, program yüzünden bir sürü annenin panik yaşadığını öğreniyorum.
 
Cumartesi günü için randevumuzu alıyorum. CAN'a eeg çekiminden etkilenmemesi için, beyaz bir yalanla '' spor yaptığın için bu test çok önemli, baban ve bana da senin yaşında yapılmıştı'' diyerek anlatıyorum. Seviniyor masum meleğim... Bir gece önceden CAN'ım uyurken, cep telefonuna bacak hareketini kaydediyorum.
 
Ve randevu saatine kadar zehir tadında geçen 2 günün sonunda, önce ben giriyorum doktorun yanına, şaşırıyor. CAN'ım etkilenmesin yanında anlatmak istemiyorum diyorum ve başlıyorum kötü tecrübelerimizi anlatmaya. Hemen cep telefonunda ki kaydı izlettiriyorum. Doktor dikkatle iki kez izliyor ve iyi ki kaydetmişsiniz diyor. Sonra CAN'ı güzelce bir nörolojik muayeneden geçiriyor. Doktor amcamız da beyaz yalanımıza ortak olup, ''sporculara özel bu hareketler'' diyince hevesle muayene oluyor.
 
Hemen eeg çekiliyor. Yavrum başında ki elektrotlarla gıkı bile çıkmadan oturup, tüm denilenleri yapıyor.
 
Sonuç;
 
Allahıma binlerce kez ŞÜKÜRLER olsun ki CAN'ım çok sağlıklı. Doktorumuzun açıklamasına göre, uykuda bacakta olan ritmik hareketler, uykunun evreleri arasında ki geçişlerde meydana geliyor. Zararsız ve normal. Hatta doktorumuzda aynı şeyi yaşıyormuş.
 
CAN, babası ile bekleme salonuna geçince, aklımda ateşli havale ile ilgili onlarca kez çeşitli uzmanlara sorulmuş sorularımı soruyorum, endişelerimi anlatıyorum.
 
Doktorun şu sözleri ile kendime geliyorum, ''siz de eşiniz de ateşli havale geçirmişsiniz, çocuğunuz çok sağlıklı. Endişelerinizi anlıyorum ama bunu üzerinizden atmanız için, bir gününüzü benimle hastane de geçirseydiniz, gerçek nöbet geçirenleri görseydiniz o zaman bu korkularınızı yenebilirdiniz. Ve bir kez daha aynı tavsiyeyi '' bu tip sağlık programlarını izlemeyin''.
 
Bir kez daha şükrediyorum. Teşekkür ediyorum, yeniden doğmuş ve tazelenmiş şekilde dışarı çıkıyorum.
 
Yüzümüze vuran sıcacık bahar güneşi ile mis gibi havayı içime çekiyorum.
 
Şükürler olsun... CAN'ım sağlıklı... Biz sağlıklıyız...
 
Bundan büyük zenginlik var mı?
 
 
Sağlık, sevgi ve hoşgörü ile...
 
Özgür İde Acarbabacan
 
04.04.10