Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

 

 

 

   

 
Bahar dalları...
 
 
Pencereye konan kuşta gözüm, geç gelen baharın hala ısıtamadığı Nisan sabahında o da üşüyor sanki. Neden bu kadar nazlandı ki bahar gelmekte? Tam tamam artık bu son yağmurlar derken, ardı arkası kesilmiyor. Berekettir dedik, susuzluk çekmeyeceğiz iyidir yağsın dedik ama biraz fazla olmadı mı sizce de?
 
O kadar gri ve kasvetli ki gökyüzü. Şehrin tüm çirkinlikleri gözüme batıyor. O bayıldığım, bakmaya doyamadığım bahar dallarını bile görmüyor gözüm. İçim sıkılmakla kalmıyor, zorla nefes alıyorum. Başımı kaldırıp, bulutların hapsettiği güneşi görmeye çalışıyorum. Tüm enerjim bitmiş gibi. Evden çıkasım yok. Acil işler hariç çıkmıyorum da. Hevesle okunmayı bekleyen kitaplarımın zorla çevriliyor sayfaları. Miskin miskin oturuyorum. Bu havalar beni hiç bir şey yapmadan, çok yoruyor...
 
Bir anda yağmur başlıyor. Sağnak şeklinde yağıyor. Hani şarkının birinde diyor ya '' yağmur, sende vurup durma şu cama'' diye... Cuk oturuyor...
 
Tamam diyorum yağsın yağabildiği kadar, elbet duracak, ardından güneş çıkacak. Tüm bu griliklerin yerini gökkuşağı alacak. İçimiz ısınacak. Bu böyle sürüp gidecek değil ya...
 
Yağan yağmur nasıl tozu toprağı da alır götürür beraberinde, tüm kin, nefret, kıskançlık ve kötülükleri de götürüverse keşke... Tüm insanların içini de yıkayıp, temizleyebilse ...
 
Çevremizde sevgiden nasibini almamış, kalp kırmayı hobi haline getirmiş, o en kırıcı sözleri çerez gibi söyleyenleri, ardından kuru bir özür dileyerek kendini akladığını sananları da temizleyebilse.
 
Neden ve nasıl olduğunu anlamadığımız, asla anlayamayacağımız kırgınlıkları da alıp götürse sel gibi akıp giderken.
 
Keşke...
 
....
 
İçinde ne biriktirdiğini asla anlamadığınız adeta gizli bir bomba gibi yanı başımızda olan eş, dost, akraba bildiklerinizin soğukluğuna da iyi gelir mi bilmem ama güneşiniz, bahar dallarınız bol olsun...
 
 
Sağlık, sevgi ve hoşgörü ile...
 
Özgür İde Acarbabacan
 
11.04.10