|
.jpg)
Merhaba;
Kitabın Adı: Huzur
Yazarı: Ahmet Hamdi Tanpınar
Yayınevi: Dergah Yayınları

Kitabın Arkasındaki Not:
Tanpınar, kültürümüzü bir "iç âlem medeniyeti"nin tezahürü olarak
görür. Bu medeniyeti, belirli bir ahlâkı taşıyan "mânevi
vazifelerine inanmış, muayyen bir ruh nizamından geçmiş, nefislerini
terbiye etmiş" insanlar meydana getirmiştir. Huzur'un
kahramanlarından Mümtaz, roman boyunca kendisini "huzur"a
kavuşturacak bir "iç nizam"ı aramaktadır. Eserde hastalık, ölüm,
tabiat, kozmik unsurlar, medeniyet, sosyal meseleler, çeşitli ruh
halleri ve estetik fikirler iç içe verilir. Ancak bütün bunların
üzerinde romana hâkim olan Mümtaz'la Nuran'ın aşklarıdır. İstanbul,
bu aşkın yaşandığı çevre olmaktan çıkarak, âdeta bir roman kahramanı
gibi ele alınır. Huzur için, belli bir dünya görüşüne, bir hayat
nizamına kavuşamamış Cumhuriyet aydınlarının "huzursuzlukları"nı
dile getiriyor denebilir.
Yıllar önce okuduğum ve etkilerini uzun süre yaşadığım bir roman
daha sizlere. Bence Türk edebiyatının en iyi aşk romanlarından
biridir. Aşk romanı dışında doğu ile batının sentezini, felsefesini
çok iyi yapabilen bir roman. Postmodernist romanın başlangıcı da
sayılmaktadır “Huzur”. Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk da Ahmet
Hamdi Tanpınar’dan çok fazla etkilendiğini her fırsatta dile
getirmektedir. Ünlü eleştirmen Berna Moran bu kitap için,
“Huzursuzluğun romanı Huzur” demişti. Çok doğru ve güzel bir
eleştiri bence. Ruh halinizin çok iyi olması gerekiyor bu kitaba
başlamadan önce.
Kitabın konusuna gelince; Mümtaz ve Suat’ın Nuran’a olan aşklarıdır
ana tema. Mümtaz ve Nuran’ın duyguları karşılıklıdır ve evlilik
hazırlıkları yapmaktadırlar. Suat ise bu durum karşısında içine
kapanır ve tek kurtuluşun intihar olduğunu düşünerek intihar eder.
Mümtaz ise en sevdiği arkadaşının intiharı karşısında yıkılır ve
hayatı kararır. Bu karamsar duyguları yaşarken bir an Suat’ın
hayalini görür Mümtaz ve düşer. Ölüp ölmediğini yazar burada bize
bırakıyor.
Klasik Türk müziği hakkında da oldukça geniş bilgi mevcuttur
romanda. Ben gerçekten çok şey öğrendim bu bilgilerden. Eğer bir de
bu müziği seviyorsanız, alacağınız tat bir başka olacaktır. Bir de
kitaptaki bir başka tat ise eski İstanbul sokakları. Sahaflar.
Beyazıt Meydanı. Kır kahvehaneleri. İstanbul’u sevenler ve özleyen
için harika betimlemelerle dolu. Dili oldukça ağır, cümleleri uzun
ve öyle kolay okunabilen bir kitap değil. Betimlemeleri ise, çok
fazla ve çok uzun ama hepsi yerli yerinde kullanılmış. Sizi sıkmadan
ilerleyebiliyor.
İlk
baskısı 1949 yılında yapılan bu romanı ben çok sevdim, okurken çok
büyük keyif almıştım. Canım kocamın tavsiyesi üzerine okumuştum.
Yani, kitabın değeri gözümde bir başka güzel ve özel. Edebiyatı,
psikolojiyi, felsefeyi ve okumayı sevenlere kesinlikle tavsiye
diyorum.
Haftanın Kitap Sözü:
Yokuş aşağıya inmek kolaydır, ama manzara tepeden seyredilir.
ARNOLD BENNET
Yorumlarınızı
ozlem@bursalianneler.com adresime bekliyorum.
Bol
kitaplı günler, keyifli okumalar dilerim.
J
27.10.2008

|