Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

     

Öylesine…

 

Öylesine başladı anlatmaya.

Hiç hesapsız, hiç çıkarsız. Belli ki anlatmaya; içini birilerine dökmeye ihtiyacı vardı.

Anlatmaya başladığında sadece dinle dedi.

Zaten ne diyebilirdim bilmiyorum .Yarım saatte döktü içini, silkeledi eteklerindekini. Hiç tanımadığı birine anlatmak iyi geldi belki de.

O anlattı, ben dinledim. Hala kulaklarımda sesi, sen tonu hala zihnimde.

**********

‘zor bir çocukluk geçirdim. Başımı okşayan bir babam olmadı hiç. Annem hiç sevdiğini söylemedi. Zor kanaat geçindik. Aralarda büyümeye çalıştım. Bizim evde banyodan çıkan kardeşlerim ve ben hiç öpülmedik, hiç koklanmadık. Sadece bayramlarda öptüm ellerini, onlarda bayramlarda okşadılar saçımı. Hiç bisikletim de olmadı, sarı saçlı bebeğimde. Evin işi hiç bitmedi ki; dışarı çıkıp oyun oynayayım. Kar yağardı, ama hiç kartopu oynamadım ben. Zaten kışı da çok sevmem. Kar; dışarıdaki kömürlüğü hatırlatır bana. Eve kova kova taşıdığım kömürleri. Ve birde soğuktan uyuyamadığım geceleri. Bacaklarımın arasına sıkıştırdığım ellerimi.

Zaman ne çabuk geçmiş büyümüşüm; hayret.!!!

Çocukluğuma dair hiç güzel bir anım yok benim. Ne zaman çocuk oldum ondan bile haberim yok. Gece yatarken süt bile içmedim ki ben. Suyu bulsam şükrederdim.

Çok şükür okuma yazma öğrendim. Ortaokulu bitirdim. Liseye gitmeme izin verilmedi. Neden diye sorsan utanırım söylemeye… E ne de olsa babam için ben bir kazanç kapısıydım. Bir an önce satmalı beni!!! Satmalı ki cebi para görsün. İçsin bolca rakısını; sonrada bağırsın; dövebilsin annemi.

Ortaokulda iken birini sevdim. Aşk ne demek bilmiyordum. Aşık olmak nasıl bir şeydi? Ailemde gördüğüm gibi olacaksam karı koca olmamak en iyisiydi. (gülümsedi aniden. İlk defa gördüm gülen yüzünü) bildiğim neydi biliyor musun; yattığımda onu düşünürdüm hep. Sonrada yüzüm kızarırdı. Babam ve ağabeylerim düşüncelerimi duyarsa diye korkardım. Sevmekten bile korkar oldum sonra…

Zaman aktı,  o gün geldi.

Annem bu akşam misafirlerimiz var dedi. Şaşırdım. Bize hiç misafir gelmezdi ki. İçim içimi yedi. Bir şeyler ters gidiyordu belli. Sordum kim geliyor diye; evleneceğin kişi dedi. Elimdeki su dolu çaydanlık yere düştü. Suyla beraber çocukluğumda aktı….

Kaçmak istedim. O halimle, elimde avucumda hiçbir şey olmadan. O’na gitmek istedim. O bilse beni ister miydi? Ağlayarak çıktım evden, koşmaya başladım. Savrularak… karnıma ağrı girdi sonra, iki büklüm oldum. İyi misin dedi bir ses. İçim ürperdi, kafamı kaldırdım baktım; O’ydu. Yanaklarım yanmaya başladı. Gözü gözüme değdi, neyin var dedi. Sadece ağladım. O göz yaşlarımı sildi. Seni seviyorum dedi. Aptalca baktım yüzüne. Hayatımda ilk kez biri bana beni sevdiğini söyledi. Annemin sesini duydum o anda. Kaçtım yanından. Arkamdan bağırdı; ben hep seni bekleyeceğim.

Akşam oldu; ben satıldım. Hiç tanımadığım biriyle evlendim. Kaç paraya gittim ondan da haberim yok. Bildiğim tek şey; babam yaşında bir adamla evlendirildiğimdi. Kaç sene evli kaldım onu bile hesap etmek istemem. Çok acı çektim. Çok dayak yedim. En büyük kusurum kısır olmamdı. Kısırdım ya suçum büyüktü. Kuma getirdiler üstüme. Hiç huzur görmedim. Mutluluk nedir bilmedim. 

Bak bedenime yaşımı ancak oradan anlarsın. Yüzüm gerçek yaşımı göstermez benim. Kırışıklarımın her birinde yüzlerce anım var. Morluklarım hiç bitmezdi, moraran yerlerim yeşermeden yenilerine sahip olurdum.

İki yıl öncede kapıya koydular beni. Hiç üzülmedim ama, şükrettim kurtulduğuma.

Şimdi yeni bir hayat kurdum kendime. İçinde sadece sevgi olan, huzur olan.

O nerde diyeceksin demi? O hiç evlenmedi, söz verdiği gibi bekledi. Ama gelişim uzun sürdü; yetmedi ömrü….

Az önce durakta karşılaştığın arkadaşına köşe yazından bahsettiğini duydum. Bende anlatayım istedim, öylesine…’

**********

Yüzüme baktı; yanımdan ayrılırken.

Dedi ki ‘kaleminin ucu hiç bitmesin…’

Sevgilerimle

 

Senem Aslan

04.09.2009