Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. 

 

 

 

 

     

Bilenler bilir…

 

Kapı çaldı.

Hayırdır inşallah dedim; kalktım kapımı açtım.

Karşımdaydı, gözlerimi ovuşturdum. ‘Bu bir rüya mı yoksa?’ dedim.

Ağzımı açtım; ama konuşamadım, çıkmadı sesim.

Elimi uzatmaya çalıştım, kalkmadı ki kolum.

Adım atmak istedim, ayaklarım  titredi.

Yaş aktı gözümden…

Uzattı elini, sildi gözyaşımı.

Tebessümüm kocaman bir gülümseme oldu.

Baktı gözlerimin içine, baktım bende gözlerinin içine.

Hiç değişmemiş diye geçirdim aklımdan, dile getiremedim; konuşmadı ki dilim.

Tekrar uzattı elini, saçımı okşadı, tıpkı geçmişteki gibi.

Yüzünü uzattı aniden; eğildi boynuma, kokladı beni.

Tıpkı 21 eylüldeki o gün gibi.

Beni bırakmadan az önceki gibi.

Bilenler bilir; 21 eylül kara gün.

Gözü gözümdeyken, gönlü de değdi gönlüme.

Neden hükmedemedim vücuduma anlamadım.

Neden sarılamadım, neden seni seviyorum diyemedim.

Özledim seni, hasretim dağ oldu, nerelerdeydin diyemedim.

Uzunca baktı, hiç ama hiç konuşmadı…

Özlemi,hasreti gördüm gözünde.

Tıpkı ben gibiydi.

Tıpkı…

……

Kapı çaldı.

Hayırdır inşallah dedim.

….

Kapıdaydım zaten bu da neyin nesi?

……

Tekrar kapı çaldı.

O an anladım.

Ama açmadım gözlerimi,

Islatırken yastığımı göz yaşlarım, boğulmak istedim belki de.

Hıçkırıklarım kapının zilini bastırırken; gözümün bozuk vanasını durdurmayı hiç düşünmedim.

……………………

……………………

İyiler erken ölür. Tıpkı senin gibi babacığım.

Kahramanlar erken gider.Tıpkı senin gibi babacığım.

Zamansızdı gidişin…

Özlemin hiç dinmezken, hasretin alev alıyor her geçen gün.

Kapımı açan gülen gözlerini çok özledim.

Beni sardığında içime çektiğim kokuna hasretim.

Kendime itiraf etmem zor olsa da; koza handa oturan babaları ve kızlarını kıskanıyorum be babam.

Seninle simit yemeyi(ki sen hiç sevmesen de benim hatırım için yerdin), yanında çay yada ayran içmeyi özledim.

Sonra sen o bağımlı olduğun sigaranı tüttürürken ‘sende bir tane yakar mısın’ sözündeki kinayeyi özledim.

Köyüne gittim, sen yokken.

Anlattılar seni tanıyanlar, sen Galip’in çocuğu musun dediler, paşamı sana benzettiler.

Anlatmayla bitiremediler seni babam. Meğer benim  kahramanım orada da kahramanmış.

Senin yüreğin ne kadar büyükmüş.

Sen benim canıma can katansın.

Sen benim kapımda beklediğimsin.

Sen benim boğazımdaki düğümlerimsin.

Sen benim göz yaşlarım, kurumayan pınarlarımsın.

Elimin titrediği, yüreğimin doymadığısın.

Boynumu büken, kanadımı kırık bırakanımsın.

Sesini, sohbetini, dostluğunu ve nasihatlerini özlediğimsin.    

 

Bir 21 eylül sabahı bıraktın beni; ramazan ayının girişiydi. Sensiz yaptığımız ilk ramazan, ilk bayramdı. Tıpkı bu sene ki gibi hiç istemedim bayram gelsin. Her geçen gün canım daha çok acıyor. Paylaşacağımız onca şey varken; yaşanmışlıkları gelip kara toprağa anlatmak içimi yakıyor...

Rabbim rahmetini ve merhametini üzerinden eksik etmesin. Mekanın cennet olsun babacığım…

21 eylül kara gün….

 

Senem Aslan

 

Haftanın notu: Hayata, acılara, kayıplara, sel ve felaketlere, şehitlere, acılara rağmen yine de şeker tadında bir bayram geçirmenizi dilerim.