|
|
       |
|
|

Kulağınıza küpe…
Bilirsiniz, çevrenizden yada benim yazılarımdan mutlaka
okumuşsunuzdur. Bankacı olmak, bankacı eşi ve çocuğu olmak zor…
Hele bu kriz ortamında bu mesleği sürdürmek, insanların durumlarını
görmek çok daha zor.
Ben
sizlerin kulağına küpe olması gereken bir olaydan bahsedecek,
duyanların duymayanlara anlatmasını isteyeceğim.
Bankalarda 18 yaşı altı çocuklara işlem yapılmaz, yapılsa da atlanan
bir şeyler olmuştur. Bu durumu bilen bir takım kurnazlar(aslında
bilmedikleri kendilerini kandırdıkları) bu olayı kendi lehlerine
çevirmişler. Küçük yaştaki çocukları takip edip, onları bir av
olarak görmeye başlamışlar.
Geçen hafta şubemize gelen bir çocuk, gişeye geldiğinde babasının
isim ve soy ismini vererek, kredi borcunu yatırmak istediğini
söylemiş. Gişede görevli olan arkadaşımız çocuğa yaşını sorup ‘12’
cevabını alınca işlem yapamayacağını, 18 yaşından büyük birinin
gelmesi gerektiğini belirtmiş.
Ve
çocuk bankadan çıkmış. Aradan yarım saat geçti ve çocuk ağlayarak
şubeye geldi. O kadar çok korkmuştu ki, ağlamaktan konuşamıyordu.
Biraz kendine geldikten sonra anlatmaya başladı. Bankadan çıktıktan
sonra; takım elbiseli bir adam’çocuk, çocuukk’ diye arkasından
bağırmış. Yanına geldikten sonra; ‘sen…. ‘nın oğlusun değil mi’
demiş. Evet cevabını aldıktan sonra; ‘ben babanın arkadaşı X’im,
baban aradı, X bankasında evrakları hazırmış, sen gidip onları al,
bana da kredi parasını ver, ben yatırırım’ demiş ve çocuğun elindeki
tüm parayı almış. Ne bilsin yavrucak inanmış adama, vermiş tüm
parayı ve X bankasına gitmiş. X bankasında evrak olmadığı anlayınca
koşarak şubemize gelmiş, bize anlattığı an biz olayı anladık, ama o
minik yüreğine anlatamıyordu. Babasını aradık, X adında birini
tanıyıp tanımadığını, evraklar için birisini gönderip göndermediğini
sorduk. Ve olayı kendisine anlattık, kısa sürede bankamıza geldi.
Bizde bu arada polislere haber verdik ve sivil ekipler şubemize
geldi. Baba bankaya geldiğinde ağlamaktan gözleri kan çanağına dönen
oğluna teselli verebilmek için çok uğraştı. Çocuğun bu kadar
korkmasından; çok endişelenmiş, babasının kızacağını düşünmüştük.
Ama neyse ki baba tahmin ettiğimiz gibi bir insan çıkmadı. Küçük
kendine gelince polislere yaşananları anlattı, polisler ellerinde
bulunan birkaç resmi çocuğa gösterdi ama O teşhis edemedi. Daha
sonra şubemizin çeşitli yerlerinden çekilen kamera kayıtlarını
izlettirdik, ama O hem beden hem gönül yorgunluğundan dolayı suçluyu
teşhis edemedi. Sonra şubemizden ayrıldılar.
Hepimiz buruktuk. Ama en çok burulan, korkan, üzülen, belki kendine
güvenini kaybeden o yavrucaktı. Babasına neden bu kadar küçük bir
çocuğu bankaya gönderdiğini sorduğumda ‘kendine güveni gelsin diye’
cevabını aldım. Kendine güveni mi? Bırakın Allah aşkına, bankaya
para yatırmakla güven gelmez, bu devirde, bu kadar kötü niyetli
insan varken…
Babanın durumu ise ayrı bir konu. Adamcağız belli ki zor
durumdaymış, banka kredisi kullanmış. Dişini tırnağına takarak
çalışmış,didinmiş. Ödeme gününde bankaya parasını yollamış, ama o
para insan demeye dilimin varmadığı birine gitmiş. Bir de onun
üstüne oğlunun psikolojisi bozulmuş, adamcağız hangi birine üzülsün…
Meğer böyle bir çete varmış, bankalarda yada para ile alakası olan
herhangi bir kurumda özellikle çocuk ve yaşlıları takip edenler.
Yaşlıları ben senin oğlunun-kızının arkadaşıyım, sen bekleme; ben
senin yerine bekler, parayı yatırırım diye kandırıp kaçanlar.
Aman dikkat, okuduklarınız kulağınıza küpe olsun, benim başıma
gelmez demeyin…
Sevgilerimle,
Senem ASLAN
14.02.2009
senemdora@hotmail.com

|