Mineraller

Vücudun
kendi kendine oluşturamadığı inorganik maddeler olan
mineraller, vitaminler ile birlikte çalışarak vücutça en
fazla ihtiyaç duyulan bölgelere etkin bir şekilde
ulaşmalarını sağlarlar. Dolayısıyla insan vücudunun en
az vitaminler kadar minerallere de ihtiyacı vardır.
Kan basıncında, kalp ritminde, kas fonksiyonlarında,
vücuttaki sıvı dengesinin devamlılığında, üremede
oldukça önemli rol oynayan mineraller ayrıca kan
oluşumunu ve sağlıklı sinir fonksiyonları gelişimini de
kontrol ederler.
Özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocuklarda mineral
eksiklikleri oldukça büyük sorunlara neden
olabilmektedir:
Çinko: İnsan organizmasının büyüme ve farklılaşma gibi
pek çok biyolojik sürecine katkı sağlayan çinkonun
eksikliğinde çocuklarda bağışıklık sistemi yeterli
derecede etkin olamadığı için multisistem hastalıkları
görülebilir. Büyüme ve gelişme geriliği oluşabilir.
Ayrıca ergenlik çağında cinsel olgunluğa erişememe,
enfeksiyonlara dayanıksızlık, iştahsızlık ve kilo
alamama, öğrenme ve dikkat eksikliği, tat alma duyusunda
bozukluk, akne, dermatit, saçlarda incelme ve dökülme
gibi cilt sorunları yaşanabilir.
Demir: Eksikliğinin çocuklarda ve yetişkinlerde görülen
en önemli sonucu anemi olarak da adlandırılan
kansızlıktır. Kansızlığa bağlı olarak deri ve diğer
dokuların renginin solukluğu, saç dökülmesi, kaşıntı,
saç ve tırnaklarda çatlamalar görülebilir. Ayrıca kanın
oksijen taşıma yeteneğinin düşmesi sonucu halsizlik,
yorgunluk, çarpıntı, yaraların zor iyileşmesi, dudak
kenarlarında yaralar, yutma güçlüğü, soğuk intoleransı
da yaşanabilir.
İyot: İyot eksikliğinde tiroid bezi, hormon üretebilmek
için gereken iyotu daha iyi tutabilmek amacıyla
hücrelerini büyütür. Guatr olarak adlandırılan bu
hastalığı önlemede iyot, en önemli mineraldir.
Kalsiyum: Yeterince kalsiyum alınmaması durumunda vücut
kemiklerde depolanan kalsiyumu kullanmaya başlar. Bunun
uzun yıllar sürmesi halinde eğer eksilen kalsiyum yerine
konmazsa kemikler güçsüzleşir ve kolay kırılır hale
gelir. Çocukluk çağında raşitizmin en büyük nedeni
kalsiyum eksikliğidir. Ayrıca kalsiyum emiliminin
yeterli derecede yapılamaması çocukların diş yapılarında
bozulmalara, diş eti sorunlarına yol açabilir. Saç ve
tırnaklarda kırılmalar meydana gelebilir. Duyu
kusurları, adalelerde seğirmeler, uyku bozukluğu ve
dalgınlık yaşanabilir. Ağlama, hırçınlık ve iştahsızlığa
neden olabilir.
Magnezyum: En yoğun olarak kalp, böbrek, beyin ve
karaciğer gibi metabolizmalarda olduğu için, magnezyum
vücudun enerji üretiminde çok önemli bir rol
oynamaktadır. Dolayısıyla magnezyum yetersizliği birçok
enzim sistemini etkiler ve metabolik sonuçları ortaya
çıkarır. Halsizlik, iştahsızlık, huzursuzluk, uyku
bozuklukları gibi genel belirtiler, öğrenme kapasitenin
azalması, dalgınlık, hafıza zayıflığı ile beyin
fonksiyonlarının etkilenmesi, kas seğirmeleri,
titremeleri ve kalp çarpıntısı gibi problemler
yaşanabilir. Yaşça daha küçük bebeklerde ise havale
nedeni olabilmektedir.
Selenyum: Selenyum eksikliği, toprağın selenyum
açısından zenginliği ile doğrudan bağlantılıdır.
Selenyum açısından fakir topraklarda yaşayan ailelerin
çocuklarının diğer çocuklara oranla daha yavaş büyümekte
oldukları gözlemlenmiştir. Toprakları bu mineral
açısından fakir yörelerde selenyumdan zengin yörelere
oranla bazı kanser çeşitlerinin sık görülmesi söz
konusudur. Eksikliğinde kas yapısında şiddetli bir
zayıflık belirir, kalp ve damarlardaki esneme kabiliyeti
azalır. Çocuklarda selenyum eksikliği fetal
kardiyomyopatiye neden olmaktadır.
Kükürt:Sağlıklı saç,cilt ve tırnaklar için gereklidir.
Oksijen dengesinin muhafazasına yardımcı olur,bu da
beyin fonksiyonları için çok önemlidir. Sülfür aynı
zamanda B-grubu vitaminlerinin işlevlerini yerine
getirmesine ve karaciğerde safranın salgılanmasına
yardımcı olur.
Boron:Vücudumuzdaki ve kemiklerdeki kalsiyum,magnezyum
ve fosforun muhafazası için gerekli olan bir mineraldir.
Boron bu üç mineralin vücutta maksimum şekilde
kullanılması ve muhafazasını sağlayan yardımcı
mineraldir .
Fosfor:Sadece fizyolojik kimyasal reaksiyonlarda yer
almakla kalmaz, aynı zamanda vücuttaki bütün hücrelerde
bulunur. Normal kemik ve diş yapısı, kalp düzeni ve
normal böbrek fonksiyonları için gereklidir.
Sodyum: Bu mineral sinir ve kas fonksiyonlarının devamı
için çok önemlidir. Asıl görevi sıvı pompalanmasını
sağlamak ve gıdaların hücre zarından geçişini
sağlamaktır. Bol miktarda sodyum yüksek kan basıncına
katkıda bulunur.
Potasyum:Hayati minerallerden biridir. Vücuttaki
potasyumun yüzde 98'i hücre duvarlarının içinde bulunur.
Potasyum, sodyumla birlikte vücuttaki su dengesinin
sağlanmasına yardımcı olur ve gıdaların hücre içine
geçişini sağlar. Potasyumun önemli görevlerinden biri de
sinir sistemindeki mesajları iletmesidir. Beyne
oksijenin gönderilmesi beyin için önemlidir. Her gün bu
mineral vücutta kullanılır ve tekrar yeri doldurulur.
Kalbimiz ve vücuttaki diğer kaslarımızın sağlıklı
yapısını koruması potasyuma bağlıdır. Fazla şeker,
diüretikler, laksatifler, fazla tuz, alkol ve stres bu
mineralle birlikte vücuttan atılır.




