
Doğum yapan bayanlar halsizseniz, uyku sorunlarınız varsa doktora görünün…
Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Akarsu, ”Sheehan Sendromu”nun kadınlarda doğum sonrasında yaşanan aşırı kan kaybı ve bunun sonucunda hipofiz bezine giden kanın azalması sonucunda ortaya çıktığını söyledi.
Akarsu,yaptığı açıklamada, hipofiz bezinin iç salgı bezlerinin normal çalışmasını düzenleyen ve büyüme hormonu salgılayan önemli bir bez olduğunu ve insanın fiziksel ve psikolojik olarak sağlıklı olabilmesi için hipofiz bezinin düzenli olarak çalışması gerektiğini belirtti.
Kadınlarda
özellikle doğum sırasında meydana gelen
aşırı kan kaybından dolayı yorgunluk,
halsizlik gibi belirtiler
görülebildiğini ancak bu belirtilerin
uzun süre devam etmesi halinde ”Sheehan
Sendromu”ndan şüphelenilebileceğini
ifade eden Akarsu, şöyle konuştu:
”Sendrom, kadınlarda doğum sırasında
yaşanan aşırı kan kaybı ve bunun
sonucunda hipofiz bezine giden kanın
azalması sonucu ortaya çıkıyor. Hipofiz
bezine giden kanın azalması sonucunda
hipofiz bezinde doku kaybı oluşuyor, bu
da bezin az çalışmasına ve hormon
yetersizliklerine neden oluyor.
Hipofiz bezinin az çalışması sonucunda birçok iç salgı bezinde yeterli hormon üretilemiyor. Ayrıca büyüme hormonu eksikliği de oluşuyor. Sonuçta, yorgunluk, depresyon, adet görememe, uyku problemleri, cinsel isteksizlik gibi belirtiler görülebiliyor. Doğum sonrasında kadınlar genellikle bu sendromun belirtileri olan yorgunluk, adet kanamalarının yeniden başlamamasını doğum sonrası belirtiler olarak görüp doktora başvurmuyor.”
Akarsu, doğum sonrasında sendrom belirtileri görülen kadınların bir endokrinoloji ve metabolizma uzmanına başvurması gerektiğini, yapılan tetkikler sonucunda hipofiz bezinin ne oranda zarar gördüğünün ve buna bağlı olarak hormon dengesinin ne oranda bozulduğunun tespit edilebileceğini ifade etti.
Sheehan sendromu tespit edilen hastalara hipofiz bezinin salgılamadığı hormonların dışarıdan ilaç yoluyla verildiğini ve bu şekilde şikayetlerin ortadan kaldırılabildiğini anlatan Prof. Dr. Akarsu, bu hastalıkta ortaya çıkabilen kortizol, tiroid hormonu ve hipofiz bezinin salgıladığı büyüme hormonu eksikliğinin tedavi edilmesinin önemli olduğunu vurguladı.




